Bir zamanlar yaşlı bir kadın varmış. Zamandan daha yaşlıymış bu kadın. Saçları bembeyaz ve upuzun, tırnakları uzun ve kıvrık, memeleri karnına kadar sarkmış, derisi buruş buruşmuş.

Tüm çıplaklığı ile insanların arasında gezer dururmuş bu yaşlı kadın. Sokak sokak, şehir şehir, ülke ülke gezermiş. İnsanların arasına karışır, onlarla muhabbet etmek istermiş. Ama onu görenler arkalarına bile bakmadan kaçarlarmış. Kırk yılda bir, bazen birisi durur kadının derin gözlerine bakarak onunla konuşurmuş. Ama kırk yılda bir.

Günlerden bir gün yaşlı kadın bir köy meydanına varmış. Gördüklerine inanamamış. İnsanlar toplanmışlar bir çemberde oturuyorlar, ortada ateş yanıyor ve nefes dahi almadan birisini dinliyorlarmış. Dinledikleri kişi de çok yaşlı bir kadınmış. Bu yaşlı kadının üzerinde rengârenk ve kat kat giydiği kıyafetleri ve göz kamaştırıcı takıları varmış. İnsanların arasında oturmuş sürekli bir şeyler anlatıyormuş. Çıplak kadın merak etmiş, o da dinlemek istemiş ve topluluğa yaklaşmış. Yaşlı kadının geldiğini gören bir çocuk ona doğru parmağını uzatmış. Herkes kafasını onun geldiği yöne çevirmiş ve onu gördükleri anda çığlıklar atıp arkalarına bile bakmadan kaçmışlar. Bir tek renkli kıyafetleri içindeki yaşlı kadın kalmış. İki kadın sohbet etmeye başlamışlar.

Senin adın ne demiş renkli giysileri içindeki kadın. Çıplak olan cevap vermiş;

“HAKİKAT.

Peki senin adın ne?” diye sormuş Hakikat.

“Benim adım da HİKAYE.” demiş diğeri.

HAKİKAT: “Uzun zamandır insanların arasında gezer dururum. Muhabbete hasret kaldım. Çok yaşlı olduğum için kimse beni sevmez, benden kaçar. Sen kaçmadın ama, çok sağ ol.” demiş.

HİKAYE: “İnsanlar senden yaşlı olduğun için kaçmıyor. Neden kaçıyorlar biliyor musun?..

Çünkü çıplaksın.

Hiç kimse çırılçıplak bir HAKİKAT ile karşılaşmak istemez. Buna kimse dayanamaz.” demiş ve üzerindeki renkli giysilerden birisini çıkarıp ona vermiş. Hakikat, Hikayenin renkli giysilerinden birini giymiş, takılarını takmış. Böylece taşın üstünde oturup keyifli bir muhabbete dalmışlar. Bunların keyfini gören köy ahalisi yavaş yavaş toplanmaya başlamış. Ve iki yaşlı kadın, HAKİKAT ile HİKAYE başlamışlar anlatmaya.

Derler ki; işte o günden beri HİKAYE’nin elbisesini giymiş HAKİKAT ile HİKAYE birbirinden hiç ayrılmazlar ve insanlar arasında dolanıp dururlar.

http://nazmigur.com/blog/hakikat-ve-hikayenin-hikayesi.html#more-1667

 

SİTEDE ARA

Go to top