Eğer beni takip ediyor, yazılarımı okuyorsanız, Cansu’ya da aşinasınız demektir. Cansu yazlık komşumuzun torunu. Birlikte yoga maceralarımızı yazdım bir müddet önce. Şu anda 3 yaşında. Bir hayli de dillendi.

Büyüme aşamasındaki her çocuk gibi her şey onun için yeni. Öğrendiği kelimeleri kendi kendine tekrar ediyor mesela; “sohbet”. Sonra da cümle içinde kullanmaya çalışıyor. “Hadi” diyor bana elimi tuttuktan sonra, “gel seninle sohbet edelim”. Aslında amacı benimle oyun oynamak, ama ben ona daha önce böyle söylediğim için sohbet etme bahanesiyle beni oyuna çekmeye çalışıyor.

Geçen gün “zorlanma” kelimesini cümlemin içinden çekip aldı ve tekrarladı “zorlanma”. Henüz cümle içinde kullanmadı, muhtemelen manasını bilmediği, ona uzak olduğu için, ama tekrar etmesi de dikkatini çektiğinin göstergesi. Şimdilerde “tavsiye etme” üstünde çalışıyoruz. Ben ona soruyorum “bu dondurma güzel mi, tavsiye eder misin?” diye.

Gözlerini dikip bakıyor bana, ne demek istediğimi anlamaya çalışıyor. Açıklama yapmak için devam ediyorum: “Dondurmayı sevdin mi?”, “Evet” diyor, “sevdiysen benim de yememi ister misin” diyorum, cevap yine “evet” oluyor, “o zaman” diyorum “tavsiye ediyorsun bana, dondurmayı yiyeyim ben de.”

Henüz tam sonuç alamadık ama biliyorum, tohum ekiliyor zihnine, bir gün pat diye çıkacak bu kelimeler ağzından.

Cansu yoga yapıyor benimle, bazen de “sen git” diyor “ben kendi kendime yoga yapacağım”. Matını açıyor özenle, üstüne çıkıyor ve başlıyor hareketlerine. Gizliden seyrediyorum, yeni öğrendiği kelebek duruşunu yapıyor, sonra uçan kelebek için kanatlarını (kollarını) açıp uçma hareketine geçiyor, ardından artık uzman olduğu, aslında hep uzman olduğu, aşağı bakan köpek ve kobraya geçiyor.

Sonrasında da matını aynı özenle toplayıp, nereden aldıysa oraya bırakıyor. Yanıma gelince soruyorum: “Neler yaptın?” “Kelebek” diyor son derece ciddi “sonra aşağı bakan köpek ve kobra”. Üstüne atlayıp, sarılıp, öpesim, öpesim, öpesim geliyor ama agresif davranmaktan kaçınıyorum, o kadar tatlı ki bunu yapmamak için zorluyorum kendimi. “Harikasın Cansu, aferin” diyorum ve yanağına küçük bir öpücük kondurmakla yetiniyorum.

Bu ilişkimizi kalıcı kılmak için onunla ilgili bir kitap yazmaya karar verdim ve geçen gün ilk sayfasını yazdım. Annesi Elif’le bizi günlük ziyaretlerine geldiklerinde de ablama ve Elif’e “size okuyayım mı” diye sordum. “Oku tabii” dediler. Onlar da en az benim kadar heyecanlandılar.

Sonra Cansu o minik başını yukarı kaldırıp “bana da oku” dedi hevesle “bana da öğret.” Ben bu kadar öğrenmeye aç olmayı unuttuğumu fark ettim, öğrenmek için bu derece aşkla istekli olmanın güzelliğini de.

Oysa kaç yaşında olursak olalım, her gün öğreneceğimiz ne çok şey var daha. Kendimize yolculuğumuzda ne çok yenilikler. Üstümüze zaman zaman çöken rehavetten sıyrılarak, hevesle öğreneceğimiz bilgiler aksın bize. Onları sevinçle kucaklayalım.

Bize ve bütüne katkısı olsun.

Bana bunları yaşattığın ve düşündürdüğün için de sana da şükürler olsun Cansu’cuğum. İyi ki gelmişsin hayatımıza. Hevesin daim olsun. Senden öğrenecek ne çok şeyimiz var ve hatırlatacakların.

SİTEDE ARA

Go to top