Kimler çok memnun; mesleğinden, işinden, gittiği okuldan, yaptığı seçimlerden, hayatından ve en önemlisi de kendinden? Çok az kişi öyle değil mi? Herkes sahip olmadığı, seçmediği, yaşamadığı ihtimali seçseydi “her şey daha iyi olabilirdi” düşüncesinde…

Gerçekten öyle mi dersiniz?

Hayatın seçimlerden ibaret olduğu konusuna birkaç hafta önceki yazımda (http://yogadergisi.com/yazarlarimiz/yazarlar/208-servet-yildiz/2440-istersen-degisir-ve-her-seyi-degistirirsin-2) değinmiştim. Ve yine aynı yazımda seçilmemiş olanı seçseydik ne olacağını hiçbir zaman bilemeyeceğimizi de yazmıştım. Yazıyı okuyan birkaç okuyucu, eş, dost, arkadaş, seçim yapmanın insanı zorlayan ve sıkıntıya sokan bir şey olduğunu ve bunun çok da kolay olmadığını söyleyince, aynı şekilde düşünen herkes için farklı bir bakış açısı getirecek bu yazı dökülüverdi satırlara…

Hoşumuza gitmeyen bir durum olduğunda hep diğer ihtimali değerlendirseydik daha iyi olacağını düşünmekten alıkoyamıyoruz kendimizi. Bu, en basit kararlarda bile böyle işliyor sanki. Menüdeki hoşumuza giden iki seçenekten birini seçiyoruz ama, “acaba diğerini mi yeseydim?” diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Hele bir de gelen yemeği beğenmezsek, “keşke diğerini isteseydim” diye bir sonuca varıveriyoruz. Çocuklarımızı okula yazdırıyoruz, aradan geçen yıllardan sonra bile tek bir sorun çıktığında o ilk karar verdiğimiz güne dönüp, “tüh belki de diğer okul daha iyi olacaktı bizimki için” diye geçiriyoruz içimizden hatta döküveriyoruz dilimizden ilk fırsatta. Hep seçmediğimiz üzerine hayıflanıyoruz, seçilmemiş olanın seçilmesi durumunda ne olacağını hiçbir zaman bilmememiz ve bilemeyecek olmamıza rağmen.

Oysa hayatın sanki daha basit bir formülü var gibi. Bir seçim yapmış olduğumuzu düşünmemek mesela. “Seç” dendiğinde insan panik oluyor. “Hay Allah şimdi hangisini seçsem” düşüncesi büyük küçük hepimizin vazgeçilmezi haline geliyor. Hani ne giyeceğine doğru karar veremeyen çocuklara, durumun yaratacağı karışıklığı ortadan kaldırmak için “Bunu mu giymek istersin bunu mu?” diye soruyoruz ve çocuk çoğu zaman sinirleniyor ya, işte orada çocuk da yetişkinler gibi seçmek zorunda kalmak istemiyor bence. “Seçmek” kelimesi bir baskı oluşturuyor üzerimizde hele de seçenekleri biz değil de başkası belirlemişse. Bu konuda zorlananlar için, kullanacağımız ifadeyi “karar vermek” olarak düzenleyebiliriz aslında diye düşündüm. “Bugün ne giymek istersin karar vermek iyi olacak” demeliyiz belki de çocuğumuza ve kararlarının sonucunu yaşamasına bir anlık bile olsa izin vermeliyiz. Menüden yemek seçmek yerine, ne yiyeceğimize karar vermeliyiz. Çocuğumuza okul seçmek durumunda hissetmeyip, onun için en iyi olacak okula karar vermemiz gerektiği üzerine düşünmeliyiz. Tatilde nereye gideceğimizi seçmemeli, bu kez nereyi görmek istediğimize karar vermeliyiz.

İnsan kararlarının sorumluluğunu almayı öğrenmeli. “Bir karar verdim, sonucu şu oldu” diyebilmeli. Bu yemeği seçtim, geldi, tadına baktım, beğenmedim… Sadece bu kadar… Şimdi istersen yeni bir yemeğe karar verebilirsin, o yemeği bir daha sipariş etmemeye de karar verebilirsin. Her kararın sonucu bir deneyim olur senin için. Her zaman için “diğer kararı verseydim” diye düşünmek “diğer seçeneği seçseydim” diye düşünmekten daha az bir ihtimaldir. Bu da sizi biraz olsun rahatlatabilir.

Kendimizi kandırmış olmuyor muyuz peki diye soracak olursanız, bence hayır. Kendimizi değil, o zihnimizde sürekli konuşup duran ve bize ait olmayan sesi kandırıyoruz. O diyecek ki; “bak, keşke diğerini seçseydin” ve biz diyeceğiz ki “bir karar verdim ve şimdi onun sonucu bu” … Sadece bu kadar. O ses susacak, biz de kararlarımızın sonuçları ile büyüyeceğiz.

Seçmek zorsa seçim yapma, sadece karar ver.

Aşk olsun.

SİTEDE ARA

Go to top