Hatırlıyorum… Çok küçük yaşlarda, her gece yatağıma yattığımda uzun uzun dua ederdim tüm sevdiklerim için. Herkesin ismini tek tek saymaya özen gösterirdim.

Kapanış yapmadan yani “amin” demeden önce, şöyle bir gözden geçirirdim her şeyi, unuttuğum biri veya bir şey olup olmadığından emin olduktan sonra bitirirdim ancak. Bazen de dua ederken uyuyakalır, gecenin bir vakti uyanırsam eğer, duamı bitiremediğimi hatırlar, üzülür ve uyku sersemi her şeye yeniden başlardım; tabi ki tamamlayamayıp yeniden uyuyakalmanın kaçınılmaz olduğunu düşünmeden. Ne kadar da yorucuydu bu dua etmek böyle…

Sonra büyüdüm, büyüdüm ve herkes gibi büyüdüm. Giderek dua etmeye daha az vaktim olduğuna karar verdim ve bu da beni özet geçmeye yöneltti dualarım sırasında. Artık herkesin adını saymıyor, gruplandırıyordum isimleri ve herkes için ortak başlıklarla dua ediyordum. Yeni bir işim daha olmuştu; gruplandır, ortak faydalar sağlayan başlıklar bul ve daha da yorucu hale getir olayı, sonunda da vazgeçmeye doğru yönel…

Aradan geçen yıllarda daha da büyüdüm ve artık hiç vaktim yoktu dua etmeye. Pek çok insan gibi uzaklaştım kendi maneviyatımdan, anlamsız ve gereksiz olduğuna karar verdim bazı şeylerin. Ta ki uzaklaştığımın maneviyatım değil, kendim olduğunu anlayana ve bana nelerin huzur ve mutluluk verdiğini unuttuğumu fark edene kadar…

Kırklı yaşlarıma az kala, artık hiç de azımsanmayacak bir yaşa geldiğimi ve kendimi nasıl unuttuğumu fark ettim. Kaybettiğim maneviyata ister işe yarasın, ister yaramasın ihtiyacım olduğunu da. Tekrar dua etmeye başladım. Ama bu defa ne çocukluğumdaki ne de gençliğimdeki gibi değildi dualarım. Daha net, ne istediğimi bilerek ve detaylara takılmayan bir biçimde “içimdeki boşluğun kendimle dolması için” dua eder oldum. O boşlukta kaybolmak istemiyordum çünkü. Sahip olduğum hiçbir şey o boşluğu doldurmaya yetmiyor, aksine o boşluk sahip olduklarımın da farkına varamamama ve onların kıymetini bilemememe neden oluyordu. Yıllar geçerken ve ben kendimi her geçen gün biraz daha tanırken, duam hayatımda yer bulmaya başladı. Boşluk kendimle doldukça, o boşluğu kendimi yitirdiğimden kendimin yarattığını ve ancak kendimle doldurmanın mümkün olduğunu öğretti hayat ve kıymet bilen, farkında olan bir insana dönüşmeme olanak tanıdı. Ben kendimi buldukça tüm sevdiklerimin her zamankinden çok güvende olduğunu hissettim ve her şeye olan inancım arttı.  

Artık ne zaman içimde veya sevdiklerimin içinde bir boşluk olduğunu hissetsem, hep içimizdeki boşluğun kendimizle dolması için dua ediyorum. Detay vermeden, tek cümleyle… Ne demek istediğimi anlayan ve hep yanımda olan mutlak bir gücün olduğuna tüm kalbimle inanarak…

SİTEDE ARA

Go to top