Sevgi ve nefret arasındaki çizgi görülemeyecek kadar ne incedir ne de tektir; aslında birbirlerine paralel, bağlantısı olmayan iki adet çizgi olarak sonsuzlukta uzar gider.

Sevgiye yakın olan özgürlük, nefrete yakın olansa bağımlılık çizgisidir.

Bağımlılık çizgisinde konumlanan kişi; dipsiz bir kuyuya doğru iner, nefretin karanlığında kaybolur; çünkü kalp ışığını yitirmiştir.

Nefret, sanıldığının aksine, sevginin zıt kardeşi değildir. Aralarında çok çok uzak bir akrabalık belki vardır; o da tamamen korkunun işin içine girmesinden kaynaklanır. Çünkü sevginin zıt kardeşi aslında korkudur.

Nefretse, tatmin edilemeyen duyguların eksikliğinde açığa çıkar.

Bağımlılık ilişkilerin en kör edici devamlılık biçimidir. Beklentiler karşılandığı sürece sözde mutluluk oluşur, karşılanmadığında da nefret.

Sevgiyi tadan Özgürlük çizgisinin üzerinde yol alır; ilerledikçe ince olan yol genişler, koca bir dünya olur ve ışıkla dolar.

Sevmek karşılıksız ve beklentisizidir. Sadece vardır. Çaba gerektirmez ve hissettikçe çoğalır.

Bir’den Biz’e geçiş kapısını açar.

Özgürce hareket etmeye, seçim yapmaya yönlendirir.

Sevdikçe özgürleşir, özgürleştikçe seversin…

Bağımlılık çizgisinde karanlık, özgürlüğün çizgisindeyse aydınlık yer alır.

Özgürlük ve bağımlılık arasında sadece bağımlılık tarafından görülebilen, zaman zaman açığa çıkan belli belirsiz bir ışık oluşur ki, bu ışık da birbirleri arasındaki tek bağlantıdır.

Bu ışığın görülmesi de farkındalık anının yakalanmasına; yani bağımlılığın fark edilmesine bağlıdır. Bu farkındalık sayesinde oluşan, önceleri az olan ışık zamanla çoğalır ve bir köprüye dönüşür.

O köprüden geçebilmek için de önce var olanı görmek gerekir; yani bağımlı olduğunu anlamak ve kabul etmek.

Anlamak ve kabul etmek de Farkındalık Köprüsünü açığa çıkartır, bağımlılıktan kurtulma ve özgürlük çizgisine adım atma fırsatı sunar.   

Nefretin elinin sımsıkı tuttuğu kalbi bırakma anıdır bu; cendere gibi kalbi tutan yumruk açıldıkça içeri sevginin ışığı sızar.

Nefes rüzgar olur, meltem adıyla eser içeriye dolar. Ferahlık bağımlılık zincirlerini söküp atar.

Zincirlerinden kurtulan kalp, zoraki ilişkiler yaşadığının farkındalığındaki hayretiyle bulunduğu yeri terk etmek ister; ne var ki onca zaman hareketsiz ve sabit kalmanın tutukluğunda korku sarayından çıkmakta zorlanır.

İşte tam da o an sevginin kanatları, dermansız bacakların yerini alır. Yılların bilinçsiz mahkumu kalbi korku sarayından, cesaret vadisine usulca taşır.

Karanlığın içinde Farkındalık Köprüsü bir güneş gibi doğar ve özgürlük çizgisine ilk adım atılır.

Sevgi ezeli ve ebedi yoluna yeni adım atan eski bağımlıyı, ışığı ve huzuruyla kucaklar. Eski bağımlı, sevginin kucaklamasıyla üzerinde durduğu incecik çizginin gittikçe genişleyerek koca bir dünyaya dönüşümüne hayret ve mutluluk kahkahalarını ıslatan göz yaşlarıyla tanık olur.

Kalbi özgürce sevmenin tadını almaya artık hazırdır.

SİTEDE ARA

Go to top