Kızgınsın… Pek çok şey için, pek çok insana… Keşkelerin var, “neden” diye kendine çıkışmaların var ve tüm bunlar sana, kendi içinde baş edemediğin bir öfke, hüzün ya da huzursuzluk yaşatıyor.

Biliyorsun değil mi, gayet de farkındasın. Ama çözmek için ne yapacağını tam da bilmiyorsun ya da düşündüğün ve yaptığın şeyler, içindeki durumla baş etmek için yetersiz kalıyor… “Bıraktım, artık benim için bir şey ifade etmiyor” dediğin her şey ya da herkes; kafanı meşgul etmeye, uykularını kaçırmaya, iştahını açmaya ya da tersi kapatmaya devam ediyor. Çünkü bırakmadın, kendini suçlamaktan da, karşındakine ve olana kızmaktan da vazgeçmedin.

Oysa hatırlasana… O “keşke” dediğin, “niye yaptım” dediğin ve şu an sanki o anlara geri dönseydin asla ve asla öyle yapmayacağını düşündüğün şeylerin hepsini o zamanlar nasıl da isteyerek ve severek yapmıştım. Bir düşün bakalım; o gün birisi sana onları senin yaptığın gibi yapmanı söylemiş miydi? Yoksa sen kendi özgür iradenle mi daha çok yapmış, daha çok sevmiş ve daha çok verici olmuştun. Tüm o yaptıkların, söylediklerin, yaşadıkların, o zamanlar seni o kadar mutlu ediyordu ki, öyle sevinçle doluyordu ki içini, kimseden hiçbir beklentin yoktu. Beklentin olmadığı için de mutluydun, öyle hissediyordun. Sen hep ihtiyaç olduğunda koşan, çok çalışan, sürprizler yapabilen, eğlenceli, herkese mutlu olması için sebepler veren biriydin.

Peki sonra ne oldu? Yoruldun… Bir gün o kadar yorgundun ki, daha önce senin yaptığın gibi birilerinin sana koşmasını, seni aramasını, seni mutlu etmek için azıcık da olsa çaba göstermesini istedin. Olmadı... Farkında bile değildi o insanlar sana ne olduğunun, herkes kendisi ile o kadar meşguldü ki, seni görmediler, hissetmediler duygularını. İncindin… Kalbin kırıldı ve işte o gün “keşke öyle yapmasaydım”, “ne kadar aptalmışım”, “neden kendimi bu kadar yordum ki” gibi cümleler ardı ardına uçuştu kafanda. Kızdın, küstün, sebepler buldun kızgınlığını haklı çıkaracak. Peki şimdi ne oldu? Farkında mı o kızdıkların onlara kızgın, küsmüş, gönül koymuş olduğunun. Yoksa kendi dillerince ve hislerince mi yorumladılar bu olanı. Kızgınlığının sana bir faydası oldu mu? Kendini yiyip bitirirken neler kaçırdın acaba şu hayatta, hangi mutlulukları es geçtin, hangi mucizelerin yanından geçip gittiğini fark etmedin?

Hatırla… Ne yaptıysan kendin istediğin için, sana kendini mutlu hissettirdiği için yapmıştın. Kimse sana söylemedi büyük ihtimalle o yaptıklarını yapmanı. Ya da o bir istedi sen üç yaptın, çünkü öyle daha mutlu oluyor, daha çok seviliyordun. O halde şimdi de öyle yap. Eğer artık eskisi gibi olmak seni üzüyorsa öyle olma. Seni şu an nasıl olmak mutlu edecekse öyle ol. O birileri senden bir şey istediğinde nasıl mutlu hissedeceksen yeni seçimin öyle olsun. Bir zamanlar sana senin mutlu olman için hizmet etmiş eylemler artık öyle hissettirmiyor olabilir. Sevgiyi alma ve verme biçimin artık bu olmayabilir. Bunun sebebi karşındakinin sana karşı olan tutumu değil, senin dönüşmüş olman. Mutluluk kaynağın değişti ve eskiden birilerini mutlu ederek mutlu olurken, şimdi senin mutluluğunu görerek mutlu olan insanlarla bir arada olmayı seçiyorsun. Fark et bunu. Bu senin seçimin ve çok kıymetli, tıpkı eskiden yapmış olduğun seçimlerin gibi. Bir zamanlar öyle yapmış olmasaydın ve bir gün gelip senin de onlara verdiğin gibi bir ilgiye ihtiyacın olmasaydı, sonuçlarını yaşamasaydın, dönüştüğünü, artık başka ihtiyaçların, mutluluk ve sevgi biçimlerin olduğunu göremeyecektin.

İşte tam da bu yüzden; kızma, öfkelenme… Ne yaptıysan kendini o an iyi ve mutlu hissettiğin için yapmıştın, beklentisizdin ve bu sebepten de gerçekten mutluydun. O halde şimdi de sana kendini daha iyi ve daha mutlu hissettirecek olan neyse onu yap. Beklentisiz ol ki, dönüşümün seni sonsuz mutlu etmeye hizmet etsin.

Aşk olsun…

SİTEDE ARA

Go to top