İnsan boş kalınca şeytan ona iş bulurmuş…

Lütfen hayatınıza bir dikkat edin; etrafa en çok sardığınız, her şeyden şikayetçi olduğunuz, herkeste bir kusur bulduğunuz ve hiçbir şeyin asla olmasını istediğiniz gibi olmadığını düşündüğünüz zamanlar hangileri? En çok işlerin ters gittiği ve kendinizi boşlukta çaresiz hissettiğiniz anlar olmalı öyle değil mi?

Her birimizin hayatları iş, ev, çocuklar, toplantılar, çözülecek sorunlar, planlanacak seyahatler, programlanacak gündelik rutinler arasında koşturarak geçiyor. Başımızı kaldıracak ve kendimize ayıracak zamanımız olmadığından da içten içe belki de büyük bir memnuniyetle şikayet edermiş gibi yapıyoruz. Tek bildiğimiz hayat bu; çok çalışmak, fazlası ile yorulmak, para kazanmak, biriktirmek, geleceğimizi garanti altına almak için uğraşmak (bunun da asla bir garantisi olmamasına rağmen) … O kadar meşgulüz ki, bir bakın bakalım sadece ama sadece kendiniz için yaptığınız bir şey var mı? Yalnız başınıza dahi olsanız, yapmaktan büyük keyif aldığınız, başka hiçbir şey düşünmenin mümkün olmadığı, hiç kimseye ihtiyaç duymadan mutluluğun tam ortasında olduğunuzu hissettirecek bir tutkunuz var mı? Her şey değiştiğinde ki buna işler, güçler, çocuklar dahil; sizi hayata bağlayacak, yaparken gülümsetecek, neşeniz olacak neyiniz var?

Cevap vermek için düşünüyor olmak bile yeterli, bir cevabınız olmadığını anlamak için. Peki hal böyle olduğunda ne oluyor? O sürekli koşturduğunuzda hiçbir şeyin farkında olmamanızı sağlayan düzenin içinde ayağınıza minik bir taş değse, bütün duygusal sisteminiz alt üst oluyor. Hadi oluyor diyelim, peki olunca ne oluyor? İşte o vakit etrafa sarmaya başlıyorsunuz. Her şey gözünüze batıyor. Ya daha önce fark etmediğiniz bir şey fark edip onunla uğraşıyorsunuz ya da zaten bildiğiniz bir şeyi kendinize hatırlatıp, hazır fırsat yakalamışken tüm hırsınızı o durumdan ya da o kişiden çıkartıyorsunuz. Gördünüz mü? Bırakın o sizi çok çok meşgul eden bağımlılıklarınızın tamamen elinizden gitmiş olma ihtimalini, sadece onlar ile ilgili anlık bir şeye dahi çözüm bulamadığınızda çaresiz bir boşluğa düşüyorsunuz. Ne içtiğiniz çay, ne yudumladığınız kahve, ne izlediğiniz dizi veya film sizi oradan alıp çıkaramıyor, işte o vakit gerçekten boş kalıyorsunuz ve şeytan size bir iş buluyor…

Nasıl bir iş mi? Bence genellikle insan ilişkilerine yönelik çalışıyor bu şeytan. Üstelik de konuyla ilgilisi olanlara karşı değil de; en sevdiğiniz, en değer verdiğiniz kişileri hedef alarak. Onların canını acıtırsanız, sizin acınız azalacakmış gibi hissettirmekle başlıyor işe. Sanıyorum bu “Benim bir derdim var, lütfen paylaşır mısın?” demenin bir yolu sizce. Ama şeytan iş başında olunca bu kibar cümleler çıkmıyor ağızdan; son derece yaralayıcı kuruluyor cümleler. Peki neden insan ilişkilerine, özellikle de en değerli olanlara yöneliyor bu yıkıcı durum dersiniz? En kıymetlisi, en gerçek olanı ve en güçlüleri onlar da o yüzden. Doğal olarak bir an gelip sakin bir kafa ile düşündüğünüzde ya da yıllar sonra ne yaptığınızın farkına vardığınızda, sizi en çok yaralayacak şey de bu oluyor. İlmek ilmek örülen insanlar arasındaki güven, saygı, sevgi bağı; keskin bir bıçak darbesi gibi olan bir söz ya da davranışla bir anda kesilebiliyor. Tamiri mümkün mü? Elbette. Ancak orada hep bir iz kalıyor, yaşadığınız sürece orada olduğunu bildiğiniz bir iz ve böylelikle şeytan amacına ulaşmış oluyor…

Şimdi tekrar düşünün… O içinden çıkamadığınız anlarda, sizi keyifli, huzurlu, dingin ve sevecen kılacak bir tutkunuz olsaydı her şey daha farklı olur muydu? Biraz yalnız başınıza size iyi gelecek o şeyi yapsanız daha sakin ve akıllıca davranabilir miydiniz? Kendinizi hırpalamanın ve sevdiklerinizi kırmamanın mümkün olduğu bir yol mutlaka var. En azından bunun için sayısız seçenek var. Tek yapmanız gereken sizi rahatlatıp dinginleştirecek, çaresizlik ve kızgınlığınızı alıp götürecek, bedeninize iyi gelirken ruhunuzu da besleyecek ve özellikle böyle zamanlarda hiç kimseye ihtiyaç duymadan kendi kendinize de yapabileceğiniz tutkunuzu bulmak.   

O içinizde bir yerde duruyor, onu bulmaksa sizin kendinize yapacağınız yolculuğa bir an evvel çıkmanızla mümkün. Tam da şimdi, tam zamanı…

Aşk olsun.

SİTEDE ARA

Go to top