İnsanlık bir yol ayrımına gelmiş durumdadır. Tek boyutlu insanı yaşadık ve tükettik. Artık daha zengin insanlar olmamız gerekiyor. Üç boyutlu olmalıyız.

Ben buna üç kelime diyorum. İlk kelime, bilinç. İkinci kelime, tutku. Üçüncü kelime ise, yaratıcılıktır.

Bilinç, varoluştur. Tutku, duygu. Yaratıcılık ise eylem. Benim derin insan vizyonum, bu üçünü bir arada görmektir. Sana gelmiş geçmiş en büyük iç mücadeleyi, tamamlanması en zor görevi veriyorum. Buddha kadar aydınlık, Krishna kadar sevgi dolu ve Michelangelo ya da Leonardo Da Vinci kadar yaratıcı olmalısın. Hepsini aynı anda olmak zorundasın. Ancak o zaman tam tatmine ulaşırsın. Aksi halde içinde hep bir şeyler eksik kalacak. Ve içindeki o eksik parça, seni dengesiz ve tatminsiz kılacak. Eğer tek boyutluysan, çok yüksek bir zirveye ulaşabilirsin. Ancak sadece bir nokta olursun. Ben senin tek bir zirve değil, Himalaya gibi sıradağlar olmanı istiyorum.

Tek boyutlu insan başarısız oldu. Güzel bir dünya yaratmayı başaramadı. Dünya üzerinde cenneti kuramadı. Başarısız oldu. Hem de çok. Birkaç güzel insan yarattı, ama insanlığı değiştiremedi. İnsanoğlunun toplu bilincini yükseltemedi. Sadece birkaç birey, çeşitli yerlerde aydınlandı. Bu artık bir işe yaramayacak. Daha çok aydınlanmış insana ihtiyacımız var. Hem de üç boyutlu aydınlanmış insanlara.

Benim yeni insan tanımım budur.

Buddha bir şair değildi. Ancak yeni insanlıkla, bundan sonra Buddha olacak insanlar aynı zamanda şair olacak. Şair dediğim zaman, şiir yazma anlamında söylemiyorum. Şiirsel olmak gerektiğini söylüyorum. Hayatın şiirsel olmalı. Yaklaşımın şiirsel olmalı.

Mantık kurudur. Şiirsellik ise canlı. Mantık dans edemez. Mantığın dans etmesi imkansızdır. Mantığın dans etmesini izlemek, Mahatma Gandhi’nin dans etmesini izlemek gibi olur. Çok komik görünür. Şiirsellik ise dans eder. Şiir, kalbinin dansıdır. Mantık sevemez. Sevgiden söz edebilir ama sevemez. Sevgi mantıksız olarak görülür. Sadece şiir sevebilir. Sadece şiir, sevgi ikileminin içine atlayabilir.

Mantık soğuktur. Hem de çok soğuk. Matematik söz konusu olduğu zaman işe yarar. Ancak insanlığa gelince pek faydalı değildir. Eğer insanlık fazla mantıklı olursa, insanlık kaybolur. O zaman ortada insanlar değil, rakamlar olur. Değiştirilebilir rakamlar.

Şiir, sevgi ve duygu; sana bir derinlik ve sıcaklık verir. Soğukluğunu kaybeder ve erirsin. Daha bir insan olursun. Buddha bir süper insandı. Bu konuda hiçbir kuşku yok. Ama insan boyutunu kaybetti. Dünya dışı oldu. Dünya dışı olmanın güzelliğini barındırmasına rağmen, onda Yunanlı Zorba’nın güzelliği yok. Zorba, çok dünyevi. Ben ikisini birlikte yaşamanı istiyorum. “Buddha Zorba” ol. İnsan meditasyon yapmalı, ama duyguya karşı olmamalı. Sevgiyle taşan, duyguyla dolu bir meditasyoncu olmalı. Ve insanın yaratıcı olması gerekir. Eğer sevgin sadece bir duyguysa ve eyleme dönüşmüyorsa insanlığı etkilemeyecektir. Onu maddeye dökmeli ve gerçekleştirmelisin.

Senin üç boyutun bunlardır.

Varoluş.

Duygu.

Eylem.

Eylem, yaratıcılığı barındırır. Her türlü yaratıcılığı. Müzik, şiir, resim, heykel, mimari, bilim, teknoloji.

Duygu, estetik olan her şeyi kapsar. Sevgi, güzellik.

Varoluş ise meditasyonu, farkındalığı ve bilinci barındırır.

Osho

http://nazmigur.com/blog/yeni-insan.html#more-1757


SİTEDE ARA

Go to top