Ne kadar alışmışız düzenimize, rutinlerimize, hayatın hep tam da oturttuğumuz o düzende, öylece devam edeceğine.

Oysa ne demişti John Lennon; “Hayat sen başka planlar yaparken başına gelenlerdir.” İşte hepimizin şu sıralar yaşadığı tam anlamı ile bu. 

En son geçtiğimiz hafta cuma günü dışarıdaydım. O günden sonra yani bugün üçüncü gün oluyor dışarıya çıkmadım. Aslına bakarsanız, cumadan pazartesiye evden çıkmadığım pek çok zaman olmuştur ama bu defa başka geldi nedense. O kısıtlanmışlık hissi, sürenin ve sürecin ne olacağının belirsizliği insanın içini sıkıyor. Oysa yıllardır, akışta, anda, olanın içinde olmayı öğrenip durmadım mı? Peki neden bu kontrol edilemez durum beni bu kadar bunaltıyor? Çok basit aslında, cevabı daha cümleyi kurarken veriyorum kendime, “KONTROL EDİLEMEZ!” olduğu için. Bunu zaten biliyor olmanın hiçbir önemi yok. Bildiğini düşündüğün herhangi bir şeye ait bir deneyimin içinde olmadıkça o sadece bir zan oluyor. Bildiğini zannediyorsun o kadar. Çünkü rutinin içinde akıştayım demek kolay. Akış o süreçte hep aynı senin için, en çok ufak tefek bir iki şey oluyor onu da onca şeyi boşuna öğrenmedin ya, hallediyorsun kendince. Deneyim farklı bir şey. Eğer tüm yaşananlar insanlığın bir sınavı ise, süreç boyunca ne öğrenip ne öğrenemediğinin en gerçek yolu bir deneyim yaşamak. İşler hiç de planladığın veya alışık olduğun gibi gitmediğinde de neşeni, nefesini, yönetebiliyor musun? Yoksa umutsuzluğa kapılıp, olana darılıp, her şeyin boş ve anlamsız olduğu hissine kapılıp, panik mi oluyorsun?

Sanıyorum hepimiz öyle bir deneyimle karşı karşıyayız. Daha önce seyircisi olduğumuz savaşların, hastalıkların, açlıkların, acıların, birazda olsa bize temas ettiğinde ne hissettiğimizi deneyimlememizi istiyor hayat bizden. Bugüne kadar hiç yaşamadan acıdık, hiç anlamadan üzüldük, hastalanmadan ağladık, kaybetmeden sarsıldık. Hepsi sadece ama sadece biz zandı. Zanlardan kurtulmamız ve bir yerde bir şekilde olanın hepimiz için aynı sonuçları doğuracağını öğrenmemiz için sistem ayağa kalktı. Dünyanın bir ucu diye bir tanım ve herhangi bir yerde olanın hiç de bizden uzak olmadığını başka türlü öğrenemeyecektik sanırım. Bazen düzen için kaosa ihtiyaç oluyor. Peki bu deneyim yeterli gelecek mi insanlığa, aslına bakarsanız çok emin değilim. Ama şuna inanıyorum: Zanlarımızdan kurtulup, olan her şey ile sezgisel bir bağ kurmadığımız takdirde sistem bizi tekrar tekrar uyarmaya devam edecek, düzenler bozulacak, kim bilir belki de her şeyin altı üstüne gelecek, her şey bildiklerimizin ötesinde değişecek. Bizimse sağlıklı günlerde, huzurla kucaklaşmak için hep sağduyulu, hep empati kuran, daha anlayışlı ve sevecen, daha sakin, daha duyarlı, daha bilinçli ve her şeyi daha umursar bir halde kalmamız şart gibi gözüküyor. Tabi nerede olursak olalım yoga ve meditasyon pratiklerimizden vazgeçmememiz de.

Gelecek güzel, sağlıklı, neşeli günlerin heyecanı ile Aşk dolsun her anınıza.

SİTEDE ARA

Go to top