Yaklaşık iki aydır gündemimizde tek bir konu var: Corona! Koskoca bir göktaşı gibi hayatımızın orta yerine düşüverdi ve orada durmaya devam ediyor. Sabah, öğle, akşam başka bir şey konuşamaz ve düşünemez olduk.

Bu canavar virüsle baş edebilmek için türlü önlemler, hijyen yöntemleri, eve kapanmalar vs. Virüsten kaçınmak için evlere kapandığımız süreci nasıl değerlendirebileceğimize dair türlü tavsiyeler paylaşılırken kendim de dahil olmak üzere biliyorum ki büyük çoğunluğumuz sürekli temizlik yapmaktan başka bir şey yapamaz, düşünemez haldeyiz. Biraz kitap okuyalım, biraz sinema seyredelim, azıcık bir şeyler üretelim diyoruz ama elimizi kolumuzu nereye koyacağımızı bile bilemiyoruz. Aklımız hep kapı kollarında, mutfak tezgahında, balkondaki montlarda… Corona virüsü bulaşmış mıdır acaba?

Şu net bir gerçek ki; doğa insanlıktan yüzyılların intikamını alıyor. Çünkü ormanları, vahşi yaşam alanlarını istila ettik, oralarda insanlardan uzak şekilde yaşayan virüslerin yaşadıkları ağaçları kestik, hayvanları kafeslere koyup pazarlarda satılan etler haline getirdik. Şimdi ise bencilce hırslarımızla, açgözlü bir şekilde hoyratça sömürdüğümüz, vermeden aldığımız ve tüm dengesini dağıttığımız ekosistem kendini sıfırlıyor. Venedik’te kanallardaki suların temizlenip deniz canlılarının görünmesi, başta milyarlık nüfuslu Çin olmak üzere dünyadaki hava kirliliğinin yüksek oranda düşmesi, gıda ve temizlik dışında pek çok alanda tüketimin bitmesi bunu kanıtlar nitelikte. “Bir musibet bin nasihatten beterdir” ya da “Her şerde bir hayır vardır” diye düşünerek bu virüsün gezegenimiz için olumlu bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz.

İnsan sağlığı ile gezegendeki çevre, iklim ve biyoçeşitlilikte oluşan değişimler arasında gözle görülür bir ilişki söz konusu. İnsanların biyo çeşitliliği yok eden etkinlikleri nedeniyle de Covid-19 benzeri ve yeni virüsler meydana çıkıyor. Madencilik, avcılık, ağaç kesimi gibi faaliyetler bugün yaşanan salgınların köklerini oluşturuyor. Ekosistemleri bozuyoruz ve virüslerin doğal ev sahiplerini yok edince onlar da insanları yeni ev sahipleri ediniyor. Sonrası ise kaos…

Hemen hepimizin stres, panik, kaygı bozukluğu yaşadığımız bu süreçte ne yapmamız gerekiyor? Öncelikle sakin kalmak ve yaşanan sürecin farkındalığında olarak olumlu sonuçlar çıkarmak çok önemli. Pek çoğumuz daha önce deneyimlemediğimiz bir süreci yaşıyoruz. Biraz içimize çekilerek bunun sebep ve sonuçlarını, bizden ne götürdüğünü ve bize ne getirdiğini idrak etmemiz gerekiyor. Kendimizi düşündüğümüz kadar doğayı ve diğer canlıları da düşünmemiz, onlara saygı duymamız gerektiğini anlamalıyız her şeyden önce. Hatta kendimiz için öncelikle dışımızda olanı düşünmeli ve daha hassas yaklaşmalıyız.

İş hayatından, sosyal ortamlardan, mecburi koşuşturmalardan uzak, evimizde kaldığımız bu zamanda, hem beden hem de ruh sağlığımız için yapılabilecek en iyi şey tabii ki yine Yoga. Çünkü Yoga yoluyla birbirimiz ve evrenle bir ve bütün olarak kalabilir, kendi titreşimimizi yükselterek gezegenimizin de titreşimini üst seviyelere çıkarmaya vesile olabiliriz. “Her yokuşun elbet bir düzlüğü olacak” derdi kıymetli bir büyüğüm. Bu yaşamda her şey sonlu; bize düşen tüm tedbirlerimizi alarak sabır, gözlem ve akışta kalmak. Evren de bize gereken cevabı verecektir.

O vakit Coronayı bırak, Yoga’yla kalmaya bak!

SİTEDE ARA

Go to top