Ne çok öfkeyle doluymuş içimiz. Ne kadar çok "ben gerildim sen de geril" dedik. Doğruluğunu teyit etmeden ne kadar çok haber paylaştık... Ne kadar eleştirdik, linç ettik... Ne kadar “bana ne” dedik... Ne kadar çok dalga geçtik...

Bir sürü teori uydurduk. “Dünya intikamını alıyor” dedik, “iyi oldu” dedik. “Keşke şunlar ölse” bile dedik. Gözümüz dönmüşçesine stok yaptık. Daha dün belgesel kanallarında yayınlanan stokçular içerikli programlarla dalga geçerken üstelik. Temizlik hastalarıyla dalga geçerken kendimizi kontrolsüz bir temizliğin içinde bulduk. “Etme bulma dünyası” dedik. Dedik ha dedik... Hiç susmadık. Hiç oturup "benim payıma düşen ne" demedik. Birimiz hepimiz için değildik sanki?

Sıkıldık... Sabırsızlığımız burada da devreye girdi. Tevekkül falan hak getire. Planlarımız alt üst oldu. Dehşete düştük. Öyle çok can atıyorduk ki bizi bizden uzaklaştıracak her şeyle haşır neşir olmaya. Öyle sıkıca sarılmıştık ki hiç gitmesin, bitmesin istediklerimize. Öyle çok unutmuştuk ki kendimizi. Kaza gelince feza daraldı. Değil evlere, içimize de sığmaz olduk.

Oysa ölüm hep oradaydı, yanı başımızdaydı. Daha yakındı şah damarımızdan bize. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan bize ne oldu? Neler değişti bir anda? Ne oldu da canından başka hiçbir şeyin önemi kalmadı bir anda? Ne oldu hırslarına? Nasıl o tuhaf görünümüne aldırmadan maskeyle, eldivenle dışarı çıkabiliyorsun? Hani “el alem ne derdi”, hani para çok önemliydi? Şimdi nasıl "gerekirse istifamı basarım" diyebiliyorsun? Ne oluyor bize?

Her ne oluyorsa iyi de olmuyor, kötü de. Sadece olması gerektiği gibi oluyor. Ne istiyorsak, istemişsek o oluyor. Öyle büyük kitleler halinde bunu istemişiz ki, bu olmuş. Ne demişti Mevlâna; "Her insan bir alemdir. İnsan düşünceden ibarettir, geri kalan et ve kemiktir."

Paniğe gerek yok. Sadece çekim yasası kusursuzca işliyor. Düşüncelerimiz değiştiği gün geriye kalan her şey de değişecek. Bu ya böyle değişecek, ya da daha iyi versiyonuyla. Seçim bizim.

Bu hafta öğrencilerime yaptırdığım bir imgelemeyi sizinle de paylaşmak istiyorum: Sakin bir yerde uzan. Gözlerini kapat. Yavaşça nefesini derinleştir. Nefes tekniklerini bilenler kendilerini iyi hissettikleri bir nefes tekniğini uygulayabilirler. Bilmeyenler ise karından yavaş ve derin nefes almaya çalışsınlar. Bedenini yere teslim et ve nefesinin sesini dinle. Aldığın her nefesin tüm bedenine dolduğunu hisset. Verdiğin her nefesi tüm bedeninden çıkarken hisset. Şimdi vücudunun herhangi bir yerinde parlak beyaz bir ışık hayal et. Vücudunun neresinde hayal ettiysen o ışığı, iyice yerleştir oraya. Nefes aldıkça ışık parlıyor. Nefes aldıkça, parlayan ışığın huzmeleri tüm vücuduna yayılıyor. Tüm vücuduna yayılana kadar devam et imgelemeye. Hazır hissettiğinde gözlerini açabilirsin. Bu senin sağlık ışığın. Sen nefes aldıkça ışık parlıyor, ışık parladıkça tüm hücrelerine ışıkla beraber sağlık doluyor. Kendini hasta hissettiğinde, hasta biriyle görüştüğünde bu imgelemeyi yapabilirsin. Tavsiyem, özellikle bu zamanlarda her gece yatmadan önce yapman yönünde. Ayrıca bu imgelemede ışığı o an vücudunuzun neresinde hissettiğiniz önem arz ediyor. Ruhumuz ve bedenimizle ilgili bir mesajı olabilir…

İyi düşün, iyi olsun. Işıkla kalın.

SİTEDE ARA

Go to top