Hani bir dilek dilemiştin bir ara, çok yorulmuştun ya koşuşturmaktan o aralar, “şöyle birkaç gün evden çıkmasam” ne güzel olur diye geçirmiştin içinden.

Evde yapılacak bir sürü işin vardı ve bir de ayaklarını uzatıp oturup dinlenme ihtiyacın. Sahi neydi aklından geçen bunu dilerken, ne olmasını bekliyordun? Kar yağmasını, grip olmayı ya da “ne olursa olsun da olsun” diye düşünenler miydin?

Ne demiştik, “Ne dilediğine dikkat et!”.

Gözümüz aydın, dualar kabul oldu... Evdesin artık, işe gitmiyorsun, gidemiyorsun, istesen de gidemeyeceksin, “home ofiice” denilen çağın modasına sen de dahil oldun bir şekilde. Her şey ve herkes online olma arifesinde. Her şey o elimizden düşüremediğimiz, başımızı kaldıramadığımız ekranlardan yapılacak gibi gözüküyor. Nasıl hissediyorsun şimdi? Evdesin, yapılacak işlerini yapmaya başladın mı, ayaklarını uzatıp dinlendin mi, yorgunluklarını atacak tembellikleri yapabildin mi? “Hayır” mı? Olmuyor değil mi, dinlenemiyorsun bir türlü… Dinlenemezsin!.. Çünkü zihninler hala çalışıyor, bedenler ise tembelleşip, hantallaşmak üzere uyuşuyor. Zihin orada duruyor ve zihin orada durduğu sürece nerede olduğunun ve ne yaptığının hiçbir önemi yok.

İşinin başındayken yorgundun, alışverişe, eve, çocuklarına, kendine ayıracak zamanın olmamasından şikayetçiydin. Şimdi… Bedenen daha az yoruluyor olmalısın bir kere, alışverişi ya online ya da dışarıya çıkıyorsan stres içinde yapıyorsun.

Evde çekmecelerini, dolaplarını boşaltacak zaman da var. Lütfen “yok” deme, kesinlikle var. Bir kere yolda geçirdiğin zamanlardan tasarruf ettin. Günde minimum yolda geçirdiğin bir saatini dolap, çekmece vs, düzenlemeye ayırsan, valla bir haftada her taraf jilet gibi olur evde.

Bak çocuklarda evde, yani daha çok bir aradasınız. Yoksa fiziksel olarak bir arada olmak, onlara zaman ayırıyormuş gibi hissettirmedi mi? Hatta daha mı yorucu oldu?

Kendine ayıracak zamanında olmalı aslında şu günlerde. İşe gider gibi kalksana mesela yataktan. Yolda geçirdiğin zamanda kendin için bir şeyler yap. Ne istersen. Kitap oku, örgü ör, yoga, meditasyon, herhangi bir şey işte. Tek başına yapabildiğin bir şey. Yok mu? Yapamıyor musun?

Çok haklısın, çünkü zihnin susmadıkça, onu yavaşlatıp durdurmadıkça, dingin ve sakin olmanın nasıl bir şey olduğunu bilemeyeceksin. Her şey zihinlerimizde oluyor. O yüzden nerede ve ne yapıyorsan yap, zihnin bu kadar karmaşık olduğu sürece senin için hiçbir şey değişmeyecek. Hep yorgun hissedeceksin. Hep düşünecek bir dolu şeyin olacak. Yine nefes aldığının farkında olmayacaksın. Yine koşturmakla tükenecek günlerin, üstelik de bu defa dört duvar arasında.

Şimdi biraz bakış açını değiştir istersen. Bu geçici bir süre, hep böyle devam etmeyecek biliyorsun. Bu tatsız gözüken durumu, şikayet ederek ya da endişeler içinde yüzerek geçirme. Olacakları kontrol edemediğimizi gör artık. Böyle bir duruma geleceğimiz kimin aklına  gelirdi ki. En endişeli olanlarımızın bile böyle bir kabusu yoktu. O yüzden biraz rahatla, telaşı bırak ve bu süreci bir keşif yolculuğuna dönüştür.

Hayatı, kendini ve en önemlisi de olanı keşfet çünkü ya an’ı yaşayacaksın ya da evden çıktığımız gün elinde dört duvar arasında tükenen, ömründen kendi ellerinle çaldığın birkaç hafta kalmış olacak sadece.

Her an Aşk dolsun, sevgide ve sağlıkla kalın…

SİTEDE ARA

Go to top