*“Bahar oldu aman,

Al kese astım gül dalına.

Adadım yarin adına,

İki göz oda…

Dağ yeşil, dallar yeşil,

Uyandılar bayrama.

Her gönül şen,

Bir benim bahtım kara…

Ağlama Hıdırellez

Ağlama be bana.

Acı ektim yerine

Aşk yeşerecek, yeşerecek

Başka bahara…

Ne yolu var ne izi

Tanıdık değil yüzü,

Dilerim Allah’tan

Aşk sözün özü…”

Ağaçlarda beyaz çiçekler, dallarda kuş ötüşleri, dışarda tatlı bir sıcaklık, havada bahar kokusu, içimde umudun coşkusu, kulağımda Goran Bregoviç’in “Ederlezi” bestesine Sezen Aksu’nun yazdığı sözler… Evet yine geldi çattı, gönlümün efendisi günlerden biri: Hıdırellez. Her mayıs ayı yaklaştı mı 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece için geri sayım da başlar bende. Tüm içimden geçenleri, dileklerimi, olmasını istediklerimi sunmak için bugünü beklerim sanki. Özene bezene bir kağıda yazıp, çizdiğim dileklerimi kırmızı bir kesenin içine dikkatlice yerleştirip, varsa gül yoksa herhangi bir ağacın altına gizlerim kimse görmesin, sadece Hızır Aleyhisselam alıp götürsün diye.

Kadim Türklerde ve Anadolu’da toprak ananın uyanışı, doğanın canlanışı, kışın bitip yazın başlangıcı olarak, bahar bayram niyetine kutlanan Hıdırellez, yeniden dirilişin sembolleşen başlangıcıdır bir nevi. Rûz-ı Hızır (Hızır’ın günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek halk ağzında Hıdırellez şeklinde söylenerek sosyokültürel bir sembol halini alır. Hıdırellez günü dileklerin kabulü için sihri-dini bir zemin yaratılarak İslami renkler de verilmiştir. (1)

Hıdırellez Hızır ve İlyas peygamberin yılda bir kere bir araya geldikleri Hıdırellez gününde İlyas’ın şahsiyeti tamamıyla silinerek Hızır motifi öne çıkarılmıştır. Bundan dolayı Hıdırellez Bayramı’nda icra edilen bütün merasimler Hızır ile ilgilidir. Bunun temel sebebi, İslam öncesi devirlerde üç büyük kültürün hakim olduğu alanlarda, bu yaz bayramı vesilesiyle kültleri kutlanan insanüstü varlıkların daha ziyade Hızır’ın şahsiyetine uygun düşmesi ve onunla bütünleşmesidir. (2)

Hızır'ın sahip olduğu nitelikler insanlara şifa, sağlık, uğur getirdiği tabiattaki diriliş, uyanış ve canlılığın insana yansıması şeklinde ortaya çıkar. Hıdırellez adıyla yapılan törenlerde O'na atfedilen birçok nitelik, eski dönemlerin sosyal ve dini hayatının İslami yapı ile tekrar şekillenerek yeni bir oluşum ortaya çıkardığı görülmektedir. (3)

Hıdırellez dua, dilek ve isteğin günüdür. Fakat burada bir şeyi es geçmemek çok önemlidir; o da niyet. Dua, istek, dilek ve niyet hep karıştırılır. Dua bir yakarıştır, bir talep etme halidir ve içinde bir temenni, bir lütuf isteği, bir teslimiyet vardır. Genelde kendimizi aciz ve kötü hissettiğimiz, korktuğumuz zamanlarda dua ederiz. Dilek ise daha yumuşaktır. O da bir temennidir fakat genelde iyi enerji hallerinde dilenir. Ama niyet nettir! Niyette farkındalık ve olduğun hali kabul vardır. Ve kabul olduğu zaman dönüşümün kapısı da açılır. Kabul, dönüşümü başlatır. Duada ve dilekte bir bekleme hali varken niyette çaba ve çabalamayı kabul etme vardır.

Biz insanlar dileyelim, isteyelim, çağıralım, gelsin, olsun, bitsin istiyoruz. Genelde zengin olmaya, evlenmeye, iş bulmaya odaklanıyoruz ama bunların bize ne hissettireceğini düşünmüyoruz. Çağırdığımızın bizi çok mutlu edip etmeyeceği ile ilgilenmiyoruz ve bunun için çaba göstermeye niyet etmiyoruz. Niyette samimi olmak da her şeyden önce gelir. Bir şeyi istiyoruz ama onun için engel teşkil eden şeyin ne olduğunu bilip kabul ediyor muyuz? O olunca ne hissedeceğimizi düşünüyor muyuz? Evlilik, para, iş deyip bırakıyoruz. Öncelikle gerçekten ne yapmak, neye sahip olmak istiyoruz bunu samimiyetle sorup yanıtlamalıyız. Ve niyeti ortada bırakmamalıyız. Her anına şükrederek bir yerden bir yere varmak, bir halden bir hale geçmek, bir durumu bırakmak ve yeni bir durumla kucaklaşmak için niyet etmeliyiz. Hem çaba, hem teslimiyet, hem de şükür… “Benim ve bütünün hayrına olsun” deyip akışa bırakmak, tıpkı bir yoga akışında olduğu gibi.

Şimdi dileklerinizi bir kağıda sıralamadan önce yoga matınıza oturun ve şöyle samimi bir niyet edin; tıpkı ustanın her seferinde dediği gibi “Yoga yoluyla, birbirimiz ve evrenle bir ve bütün olabilmek için” … Çünkü bence yogada bir niyettir. Birlik olma, ruhsal birleşme ve bütünleşme niyeti. Hıdırellez’de de milyonlarca ruh aynı gün dileklerini doğaya sunup akışa bırakarak bir sinerji yaratır, “bir ve bütün” olur. Tıpkı yogada olduğu gibi.

“Aylardan Mayıs, günlerden Hıdırellez; gününüz hep güneşli talihiniz hep bol olsun. Hızır gününüz kutlu olsun.”

Kaynakça

  1. (Özdemir,1999:31-38)
  2. (Ocak,1998:313)
  3. (Yücel, 2002:35-38)

*Sezen Aksu-Hıdrellez

SİTEDE ARA

Go to top