Yine bahar geldi, doğa uyanıyor ve biz havada ki portakal çiçeği kokusu ile sarhoş oluyor, uzun bir yolculuktan dönen baharı karşılıyoruz.

Doğa ile beraber kendimi de yenileniyormuşum gibi hissediyorum. En önemlisi “artık tükendi” dediğim sözcüklerim yeşerip filiz vermeye başladı. Sözcüklerim yattıkları kış uykusundan uyanırlarken kendilerine yazıların içinde yer bulmaya çalışıyorlar. İçimde yeni bir baharı karşılayabilmenin sevinci ve mutluluğu var. Yenilenen, yeşeren doğayı bütün hücrelerimde hissediyor ve kucaklıyorum. Sanki geri dönen sadece bahar değilmiş de, hepimiz miskinliğimizden kurtulmuş alıp verdiğimiz nefeslerle canlanıyormuşuz gibi geliyor. Güneş yüzümüzü öpücüklere boğarken, sıcaklığı içimize yayılıyor.

Biz yaşam enerjisi ile dolup, doğa yeni bir bahara uyanma vaktindeyken, bu kez tahmin edilemeyen bir şey oldu ve tüm dünya hep birlikte bahara değil, yeni bir düzene uyandık. Kendimizi bir Sezen Aksu şarkısının içinde bulduk “Yetinmeyi bilir misin sana verdiği kadarıyla hayatın?’’ diye sözler akıp giderken yeni düzeni deneyimliyoruz. Etraf bahar ve deniz kokarken biz corona tarafından sobelenmemek için evden dışarıyı seyretmekle yetiniyoruz. Bu evde kalma halini coşkuyla kabullendiğimiz ilk zamanların aksine yoğun bir bıkkınlık yaşıyoruz. Bahar geldi, geçiyor ve biz baharı kaçırıyoruz. Bahar geldiği için içimizde açan çiçekler biz onları gönlümüzce koklayamadan soluyor. Sanki toptan bir sıkıntı halinin içine yerleşmişiz gibi geliyor, daha derinleşmemesi için hala üretebildiğimiz çarelere sıkıca tutunup hareket ediyoruz. Bir koy verme halinin içine düşersek eğer, orada kaybolacağımızdan korkuyorum.

Depresyonla hayatı boyunca teşviki mesaisi olmamış ben, kendimi ara sırada olsa yoğun bir hüznün içinde yakalıyorum. Gözlerim doluyor, tam yüreğimin ortasına yerleşen sıkıntıyı dağıtmak için derin derin nefes alıyorum. Boğazımı sıkan el yavaşça gevşerken, “elbette geçecek, bitecek bu günler, dışarıdaki hayata tekrar karışacak, bu sefer koşturmaktan şikayet edeceksin” diye kendimi avutmaya çalışıyorum. Koşturmacadan dolayı ihmal ettiğimiz, hatta daha önce hiç fark etmediğimiz işler bile bitti, her şey düzene girdi, kendimize ayırdığımız sürenin sonuna geldik. Bu kadar kapalı kalmak bünyeye ters, arada ani patlamalar halinde ortaya çıkan duygu durum değişikliklerimden endişe etsem mi, etmesem mi bilemiyorum. Evde yayılıp kalma hali kabak tadı verdi ama karantina devam ederken her ne kadar sıkılıp, bıksak da hastalık tarafından sobelenmemek için evde ve güvende kalmaya devam ediyoruz. Yaklaşık iki aydır evdeyiz ve ne kadar daha sürecek bu durum bilmiyoruz. Bir belirsizliğin içinde hayatın bekleme tuşuna bastık, iyi haberleri dört gözle bekliyoruz. Umarım daha fazla beklemeyiz tehlike yok dedikleri an yapacağım ilk iş kendimi denize atmak olacak, bu hayalle dişimi sıkıyorum ve biliyorum ki tüm dünya toptan bekliyoruz. 

Mutlaka geçecek bugünler biraz daha evde ve dışarı çıkıyor olmanın bile özgürlük olduğunu unutmadan kal.

Hoşça kal, güvende kal. Namaste

SİTEDE ARA

Go to top