Yürümenin en güzel tarafı bacaklarınızı, baldırlarınızı size hatırlatması. Evet, orada iki bacak var, kaslar var ve pandemi sebebiyle uzun zamandır çalışmadılar. Çalıştıklarında varlıkları anlaşılır oldu.

İnsan bedeni ayakta durmak ve yürümek için tasarlanmış. Bir yürüyüşçünün yani profesyonel olarak yürüyüş sporunu yapan birinin vücudunu düşünün. Gelişmiş kaslarını. Hız aldıkça, yolu kat ettikçe yüzünde beliren ifadeyi. “Bitiş” çizgisini gördüğünde yaşadığı tatmini. En iyi sporcular ne kadar çok madalya alırlarsa alsınlar yürümeyi bırakmayanlardan çıkar. Onlar parkuru bitirilecek bir yarış, varılacak bir hedef olarak görmezler aslında. Sadece yürürler, koşarlar veya yüzerler. Her neyse yaptıkları, sonuca odaklı değillerdir. Sonuç bir ödül gibi kendiliğinden gelir.

Yürümek yola, yürümenin kendisine, ana odaklı olduğumuzda anlam kazanıyor. Yürümenin gerçek tadına o zaman varıyoruz. Yürümek işte o zaman bize bir şeyler katıyor. Yürümek ciğerlerimizi açtığı kadar ruhumuzu da besliyor. Bize yaşama sevinci ve umut aşılıyor.

Hayat yolculuğunda yürümek var bir de. Yürümenin derin anlamı. Ümitsizliğe, yılgınlığa düşsek de yürümeyi bırakmamalıyız. Kaç yaşında olursak olalım yürümeye devam etmeliyiz. Yolumuz bizi nereye götürüyorsa, nasıl bir yol çizmişsek, yürümek bizi hayatımızın son anına kadar canlı ve umutlu tutacak olan şey. Hayat pes etmek için çok kısa.

Bir de birisiyle beraber yürümek var. Her anlamda. İki kişi çıkılan bir yol ne güzeldir. Hatta sevdiğimizle el ele yapılan bir yürüyüş ne kadar da iyi gelir bize, öyle değil mi? Belki önünden geçtiğimiz balkonun çiçeklerini gösteririz birbirimize, belki bir bisikletli yanımızdan geçerken selam veririz, belki sohbet ederiz yürürken, belki de hiç konuşmayız. Sadece yürürüz. Derken yolun yarısında bir bankta mola veririz. Bir hayatı paylaşmak yolda beraber yürümektir. Belki de sevginin en tatlı tanımlarından biridir bu. Beraber yürümek… Yan yana. Birimiz tökezlediğinde diğeri tutup kaldırır. Birimizin ayağı çukura girdiğinde diğeri yardım eder. El ele, kola kola, sarılarak, yan yana yürürüz. Hepimiz yalnızız belki ama tek başımıza değiliz. Sevdiğimizle yan yana yürürken bunu hissederiz. Yol arkadaşımızı bulmuşuzdur. Bu, kimi zaman bir dost olur, kimi zaman bir sevgili. Birinin sizin için hep orada olduğunu hissetmek kendi yolunuzda daha emin adımlarla yürümenizi sağlar. Hikayenizi anlatacak biri vardır çünkü. Herkes kendi hikayesini yaşamak ama biraz da anlatmak için yaşar. Başka biri de yapabilir bunu. Sevdiğinizle beraber yaşadığınız keyifli bir anıyı bir arkadaşınıza anlatırken birbirinizin sözünü kesersiniz. Heyecandan. Sonra içinizden biri “Tamam tamam sen anlat, ben susuyorum.” der. Susan gülümseyerek dinlemeye devam eder. Onun da hikayesi anlatılıyordur. Yürümek biraz da hikaye biriktirmektir. Yolda duraklar, duraklarda olaylar ve insanlar, hatta hayata bakışımızı değiştiren kitaplar vardır. Bazen bir yazar, bir kitap, bir cümle yol arkadaşımız olur.

Yürürüz… Bazen yürüdüğümüzün farkına bile varmayız. Bir bakmışız, upuzun bir yol gitmişizdir. Yüzümüzde çizgiler oluşmuş, yaş almışızdır. Biz zaman zaman anı kaçırsak da hayat akar. Hayatı durduramayız, geri saramayız. Bu yüzden şimdiyi kaçırmadan yürümek kendimize verebileceğimiz en güzel hediye olacaktır. Hiç pes etmeden ama mola vererek, ömür yettiğince yürüyelim…

Sevgiyle…

Ne Güzeldir Yürümek başlıklı ilk yazı için tıklayın: http://yogadergisi.com/yasam/kisisel-gelisim/2886-ne-guzeldir-yurumek

SİTEDE ARA

Go to top