Her dönem için bahsedilen bir “normal” vardır ve işin komik tarafı bu normal denen şeyler, günün şartlarına, birilerinin dayatmalarına ve toplum kurallarına uygun olacak şekilde sürekli değişir.

Mesela sözlük anlamı olarak normal; “alışılagelene, kurallara uygun olan, şaşılacak bir yönü bulunmayan, olağan, doğal” demekmiş. Ne kadar ütopik demek doğru olacak, çünkü ütopik kelimesinin de anlamlarından biri “normali yansıtmayan” olarak geçiyor sözlüklerde ve “normal” in sözlük anlamı bence hiç normal değil! Gördüğünüz gibi ben normalin tanımını bile normallik ile değerlendirebiliyor ve anormal bulabiliyorum.

Bu durumda hepimiz soruyoruz “Kime göre?” veya “Neye göre?” diye. Sanıyorum topluma göre, toplumların o anki yaşam biçimlerine göre ve toplumu oluşturan bireylerin o an için ihtiyaçlarına, düşüncelerine göre. Yani normal kabul gören her şey, o sıradaki yaşam biçimlerimize uygun olacak şekilde, kendiliğinden biçimleniyorlar. Mesela bizim neslimiz için çocuğunun yere düşen emziğini kendi ağzına alıp, ondan sonra tekrar çocuğa vermek çok normaldi, hiç kimse de bunu yadırgamazdı. Ama şu günlerde taze annelerin bunu normal bulması mümkün değil, çünkü onların normali artık maskeler ve dezenfektanlar arasında biçimleniyor. Yıllar önce biri çıkıp bugünün normalinin böyle olacağını söylese biz inanır mıydık ki? Hayır. Hatta ne kadar “ütopik” der, gülerdik.

 “Normal” diye bir şey yok bence. Herhangi bir şey, bir düşünce, bir inanış, bir davranış, sadece içinde bulunulan ana göre değerlendirilmeli. Bir sonraki an ne olacağını, ne düşüneceğimizi, nasıl bir davranış modeli geliştireceğimizi hiçbirimiz bilemeyiz. Dolayısı ile normaller eskir ve eskidiğinde de ölür, yerine yeninin doğması gerekir. Pek çok sorun eskinin ölmüş olmasına rağmen, yerine yeninin doğmuyor olmasından kaynaklanır. Eskiye tutunmak, hala onun normal olduğuna inanmak, direnmek; yeninin doğmasının önüne geçer.

Bundan birkaç ay önce online yoga dersleri çok anormaldi mesela. Eğer direnseydik, inatla normal olanın fiziken birlikte olarak yapılan yoga dersleri olduğunu savunsaydık, geçirdiğimiz üç ay bence çok daha zor geçecekti hepimiz için. Şimdi çok normal geliyor mesela online yoga dersleri. Hatta bence, sınırları aşıp, çok uzaklardakileri bir araya getiren bir fırsat yarattı hepimiz için ve günümüzün normali oluverdi. Bu üç aylık süreçte “eski” olan pek çok şey öldü ve biz iyi ki yoganın her şartlar altında devam etmesi için yeninin “online derslerin” doğmasına izin vermişiz.

Her gün bir şeyler eskidiği için ölür ve yeninin doğması gerekir. Eğer yeninin doğmasına izin vermezsek boşlukta ve eksik hisseder, geçmişte yaşamaya devam ederiz. O halde herhangi bir şeyin normal olup olmadığı ile değil, bugün, şimdi ve burada etkili olup olmadığı ile ilgilenelim. Zira hiçbir şey ve hiç kimse normal değildir, her şey sadece içinde bulunduğu an’a hizmet ediyordur ve zamanı dolunca da ölecektir.

Direnme, izin ver, sevgiyle “yeni” doğsun…

SİTEDE ARA

Go to top