“Siz bilinç dışınızı bilince dönüştürene kadar, o sizin hayatınızı yönlendirecek ve siz ona kader diyeceksiniz.” Carl Gustav Jung

Herkesin bir hikayesi var. Koşullara bağlı olarak şekil alan canlılar olsak da, aynı zamanda o koşulları değiştirme yeteneğimiz var. Böylece kendi kaderimizi değiştirebiliyor, baştan yazabiliyoruz, bu bizim elimizde. Hepimiz birer yazarız, kendi hikayemizin yazarı.

Bu noktada devreye bilinç dışı giriyor. Jung’a göre bilinç, bilinç dışından sızanların dört algılama biçimine (düşünce, duyum, sezgi, duygu) göre şekil almış hali. Zihni bilinç ve bilinç altı diye ikiye ayırmak yerine onu bir bütün olarak görmek daha sağlıklı. Bireysel bilinçaltı kişinin bilincinden etkileniyor. Kolektif bilinç dışı ise bireysel değil, binyıllık geçmişimizin, inandığımız mitlerin, yaşadığımız travmaların toplamı.

Bilinç dışımızda kendimize ve hayata dair derin inançlarımız var. Bu inançlar kimi zaman olumsuz da olabiliyor. Bu olumsuz inançları fark edebilirsek değiştirebiliyoruz ancak bunun için terapiye ihtiyacımız olabilir. Yazmak veya profesyonel terapi almak bu inançları değiştirmenin yolları. Ben yazının iyileştirici, tedavi edici gücüne inanıyorum. Eğer hayatınızda sürekli tekrar eden döngüler varsa, bir günlük tutmayı ve tüm hislerinizi açıkça yazmayı deneyin. Şamanların bir sözü var: “Ders, sen öğrenene kadar devam eder.” Hep benzer tersliklerle karşılaşmak, benzer toksik ilişkiler yaşamak, hayatın kısır döngü içinde olduğunu hissetmek yazmaya başlamak için iyi bir neden.

Kendi hikayemizi yazarken yapmamız gereken en önemli şey kendimizle sahici bir iletişim kurmak. Bunun yolunu en iyi siz bilebilirsiniz. Benim naçizane, şöyle bir önerim olacak. Herhangi bir şeyle iletişim ve ilişki kurun. Bir hobi edinin mesela. Resim yapmayı deneyin. Yazmayı deneyin. Origamiye başlayın. Pasta yapmayı öğrenin. Herhangi bir şeye emek verin. Onu iyi yapmaya, kendinizi aşmaya çalışın. Değiştiğinizi, geliştiğinizi, zihninizin ve ruhunuzun genişlediğini hissedeceksiniz. Bu size kaderinizi doğru yönlendirmeniz için ipuçları verecek. Şu soruları sağlıklı bir şekilde yanıtlayabileceksiniz:

  • Nasıl bir hayat beni mutlu eder?
  • Ne yaparken huzurluyum ve zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyorum?
  • Hayat amacım ne?

Her zaman yolda olun. Yol, hayatın ta kendisi. Hayattaysanız umut hep var. İnsanların hayatı bekleyerek yaşadığını gözlemliyorum. Bekliyorlar. Harekete geçmiyorlar. Farklı bir şeye girişmiyor, maceraya atılmıyorlar. Everest’e çıkın demiyorum. İnsan kendine güvenli ama ilginç küçük maceralar yaratmalı. Evdeyse aynı yemeği farklı şekilde yapmayı deneyebilir. Bir yerden bir yere gidiyorsa farklı yollardan gidebilir. Giyiniyorsa tişörtünü kesip biçebilir. Artık bilgi bize çok yakın. En basitinden meraklı olabilir. Yaşı kaç olursa olsun bilmediği herhangi br şeyi öğrenebilir. Öğrenme yolculuğuna çıkmak maceraların en güzeli belki de.

Öğrenmek insanı gerçekten değiştirir. Zarif yapar, rafine zevkler edinmesini sağlar. İnsan böyle böyle değişir, dönüşür, kendini gerçekleştirir.

Kendi hikayenizi yazarken yogaya bir şans vermeyi ihmal etmeyin. Yoga insanın kendini tanıması için gireceği en güzel yollardan biri. Hemen bir yoga kursuna başlayın ve yoga yolculuğunuzda hissettiklerinizi anlattığınız bir blog açın. Yeni hayatınıza bundan daha iyi bir başlangıç olabilir mi? Kurban psikolojisinden çıkın. Kurban değilsiniz. Kendi hayatınızı yaratabilir, hikayenizi yeniden yazabilir, her zaman baştan başlayabilirsiniz.

Bu hafta bir köşede asık suratla abur cubur yiyip umutsuz bir halde miskinlik edenlere biraz moral ve enerji vermek istedim. Umarım işe yarar.

Sevgiyle…

SİTEDE ARA

Go to top