Yogaya ilk başladığımda sanırım ben dâhil hiç kimse benim bu yolda kalacağımı düşünmemişti. Eminim çoğu kişi geçici bir heves peşinde olduğumu canım sıkıldığında bırakacağımı varsaymıştı, bilenler bilir aslında yoga yolunda kalmak göründüğü kadar kolay bir şey değildir.

Yogaya başlamaktaki amacım kendim için bir şeyler yapmak, ara sıra da olsa çekilmez hale gelen sırt ağrılarıma şifa bulmaktı. Ben yoganın kapısından ilk girdiğim günü o kadar net hatırlıyorum ki dönüp baktığımda, stüdyoya giren o kadının yapmaya gittiği şey hakkında hiçbir fikri olmadığını görüyorum. Ama işte yoga da böyle bir şey o kapıdan geçmek için çok fazla bilmeni, zayıf olmanı, esnek olmanı, genç olmanı senden beklemiyor, oradan girecek cesaretin olması her zaman yeterli oluyor.

Ve bir öğretmen olarak yoga seni o kapıdan geçtiğin anda kucaklıyor. İlk zamanların acemiliği geçtikçe ben, kendimi daha derinlemesine bir tanışma süreci içinde buldum. Zaman içinde eğitmenime bakmadan sadece sesiyle asanaları yapabildiğimi fark ettiğimde, geldiğim seviyeye inanamamıştım. Her zaman söylediğim bir söz vardır, yola çıkmak değil, o yolda kalabilmektir esas olan. Öğrendiği her şeyin çok yeni ve çok yabancı olduğu bir dünyada kırk iki yaşında kocaman bir kadındım ve sanırım azıcık ta hadsizdim, yaşıma hürmet edip sadece derslere gidip gelsem iyiydi ama ben o kadarla kalamayacağımın en başından beri farkındaydım.

İki yıl sadece öğrenci olduktan sonra, öğretmen-öğrenci olmak için bir adım attım çünkü yoga gerçekten o yola gönül vermişsen öğrenciliğin hiç bitmediği bir disiplindi. Ne yalan söyleyeyim "acaba mı?’’ diye birkaç kez düşündüm,  ama sonra öğrenmeyi seven o kızın heyecanına kapıldım ve o heyecanın peşinden sürüklendim. Şimdi iyi ki dediğim her şey için o heyecanlı kıza, tümden değişebileceğim bir alana beni yönlendirdiği ve o ilk günkü azmiyle kararının arkasında durduğu için minnettarım. Öğrenmekle bitmeyecek bir disiplinin içinde yer almak, her öğrendiği bilgiyle biraz daha çoğaldığını hissetmek, öğrendiklerini paylaşabilmek, yoga kabilesinin bir üyesi olmak benim için gerçekten kelimelerle ifade edilebilecek bir şey değil.

Şöyle de bir şey var yoga eğitimi almaya başladığında kendini durduramıyorsun her yeni eğitim, her yeni hoca yeni bir deneyim, yeni bilgiler olarak sana ve yogana karışırken sen hala çok yolun olduğunu, tamamen bilmek diye bir şey olmadığını biliyorsun. Bunu biliyor olmak o kadar iyi hissettiriyor ki, daha başka bir şeye ihtiyacın kalmıyor. Öğrenebildiğin kadarını öğrenmek için çabalamanın çoğunlukla yeterli olduğunu bildiğinde sen kendin için yürüdüğün yolda, kendini derleyip topladığını ve hayatın daha aydınlık tarafına geçtiğini görüyorsun. İlk başlarda herkes gibi benim içinde yoga, asana, asana, yoga demekti.

Ama aslında yoga asanalardan ibaret değildi, yoga sekiz basamağı olan bir disiplindi ve asanalar yogayı görünür kılan üçüncü basamaktı. Ben yoga ile gönül bağımı yama ve niyamalar ile tanıştığımda düğümledim, çevrene ve kendine karşı olan tutumların olarak açıklayabileceğim kurallar yoga öğretisinin üzerinde yükseldiği temel taşlarıydı, o taşların üstüne eklenen her bir basamak seni yogayı biraz daha anlamaya, hem de kendini tanımaya biraz daha yaklaştırıyordu. İnsan kendinden yeni bir insan yaratabiliyormuş yoga yolunda en çok bunu deneyimledim. Değişmek kelimesi çok basit kalıyor, sanki eski ben ile aramdaki tek benzerlik fiziksel görünüşümmüş gibi geliyor. Yamalar, niyamalar, asana pratiklerim, nefes çalışmalarım (Pranayama=Yaşam enerjisi) yani yoga yolunun dışsal dünya ile ilgili dört basamağını daha iyi anladıkça her seferinde kendimi bir üst basamakta buluverdim.

Ve fark ettim ki prathayara  (4 duyunun geri çekilmesi) ondan sonra gelen üç basamakla diğerleri arasında bir köprüydü. O köprüyü geçip geldiğin yerde senin içsel yolculuğun başlıyordu. Bu içsel yolculuk için bana altı yıldan fazla bir zaman gerekmişti, ben şimdilerde baktığımı gerçekten görmeyi, söyleneni gerçekten duymayı, tattığımın lezzetini almayı, dokunduğumu daha iyi hissetmeyi ve oryantasyon gerçekten nedir onu öğreniyorum.

Hep söylüyorum, yoga yoluna çıkarken öğrenmenin sonu gelmeyeceğini baştan kabul edeceksiniz. Ben o en ham halimle beni ilk gün kucaklayan yoga ile hep öğrenen olarak kaldım, sanırım bundan sonrada bu böyle devam edecek.  Kırk iki yaşından sonra kendim için çıktığım yolda her gün aynı heyecanla öğrenerek yola devam ediyorum. Yol uzun ama yürünemez değil.

Yolda kalanlara selam olsun.
Namaste

SİTEDE ARA

Go to top