Ne kadar süreceği her gün biraz daha belirsizleşen bir sürecin içinde sıkışıp kalmışız gibi geliyor. Bu sadece benim ya da bizim için değil tüm dünya için böyle ve yaşadığımız olağanüstü günler aslında oldukça düşündürücü.

Sanki tanrı dünyanın üzerine ağır demir kapıları kapatmış, anahtarı yok etmiş hepimizi ebediyen evlerimize hapsetmiş gibi geliyor. Yeryüzünde insan oğlunun yarattığı kaos ve yıkıcılık azaldıkça, doğa kendi dengesine tekrar kavuşuyor ve dışarıda hayat insanlara rağmen özgür bir şekilde akıyor. Bu sürecin en iyi sonucu bu olsa gerek. Lüksün, son model arabalara binmek,  bilmem kaç odalı evlerde yaşamak, uçağa atlayıp dünyayı gezmek, dolapları marka kıyafetlerle doldurmak değil, sevdiklerine sıkıca sarılabilmek, bir yerde oturup kahve içebilmek, deniz kıyısında yatıp kitap okuyabilmek, sinemaya gidebilmek, dışarıda endişelenmeden yürüyebilmek olduğunu deneyimliyoruz.

Birbirinin aynı günlerin içinde birbirinden değişik duygularla boğuşuyoruz. Kimi gün mutlu, kimi gün öfkeli, kimi gün ümitli, kimi gün ümitsiziz. Salgın arttıkça dünyada ve ülkemizde kayıplar da artıyor ve biz daha fazla endişeleniyoruz. Bu belirsizlik ortamında kalma süresi uzadıkça kendimizi avutmamız daha da güçleşiyor. Evet, zorunlu haller dışında dışarıya çıkmıyoruz hatta beş, altı günde oluşturduğumuz listeyi marketten ışık hızı ile alıp eve dönüyoruz.

Evde vakit tabii ki geçiyor ve biz bu süreçte hayatımızı kolaylaştırdığı için en çok teknolojiye minnettarız. Okula gitmemek için her sabah değişik bahane bulanların, okulu, arkadaşlarımı özledim diye ağlamalarına hayretler içinde tanık oluyoruz. Gücün ve paranın kudretinin her şeyi satın almaya yetmediğini, sağlık söz konusu olduğunda hiçbir değerlerinin kalmadığını tüm dünya beraberce öğreniyoruz. Tüm sağlık çalışanlarının, hekimlerden, teknisyenlere yeryüzünde insanların iyiliği için var olduklarını, asla gereken önemi görmemelerine ve bu süreçte ki kayıplarına rağmen canla başla insanlık için çalıştıklarına şahit oluyoruz ve hala birçoğumuz bunun kıymetini bilmiyoruz. Biz evlerimizde sıkıldık diye şımarırken hastanelerde, hastalarını kurtarmaya, salgının daha fazla yayılmasını durdurmaya çalışanlar, aylardır toptan bir mücadelede omuz omuza çalışıyorlar.

Bizden beklenen sadece evlerimizde kalmamız ve biz ne yazık ki bunu bile beceremiyoruz. Yaşanan her şey bir oyunmuş gibi davrananlar yüzünden vaka sayısı azalacağına artmaya ve can almaya devam edecek. Bunun bir bilgisayar oyunu olmadığını anlamamız ve ona göre önlemler almamız gerektiğini fark etmemiz için illa ki tanıdık birinin mi hasta olması gerekiyor? Hasta olduktan ve en önemlisi sevdiklerini hasta ettikten sonra pişman olmanın ne yazık ki bir önemi yok. Sorumluluk sahibi olmak demek kendin kadar çevrendekileri de düşünmekten geçiyor. Ve bu salgından kurtulmak için anahtar kelime sosyal izolasyon, ben, sen, biz, hepimiz bunun önemini bir an evvel fark etmek zorundayız. Sonradan pişman olmamak için, bugün daha fazla dikkat etmeye başlamamız gerekiyor.

Bu salgının bir an önce sona ermesi ve sağlıklı güzel günlerde yeniden bir arada olabilmek dileğiyle, hoşça kalın.
En önemlisi sağlıklı kalın.
Namaste 

SİTEDE ARA

Go to top