Yazdır
Kategori: Kişisel Gelişim


Bir dünya telaşı içinde hayatını kaçırdığın hissinin seni ne zaman yakaladığını hatırlıyor musun? Bu uyanabilme hali aslında çok kolay bir şey değil.

Hatta bazen hiç uyanamadan geçer gider zaman ve senin haberin bile olmaz. Yaşamı erken kucaklamak, sana ait bir hayat kurmak, aile kurmak, kariyer yapmak, hayallerinin peşinden gitmek ve onları gerçekleştirmeye çabalamak seni bu hayatta aktif tutuyor ama bu yoğunluğun içinde kendini kaybediyor ve çoğunlukla bulamıyorsun.

Bulabilenler şanslı çünkü onlar buldukları yerden devam ederken kendilerini görmeleri ve gözetmeleri gerektiği gerçeğini öğreniyorlar. Buna bir uyanma, bir ayılma ya da bir farkında olma hali de diyebiliriz. Çoğu zaman uyanabilmek ve farkında olabilmek için birileri ya da bir şeyin sana yol göstermesi ve rehber olması gerekiyor. Çoğunlukla gerçekte kim olduğunu ya da ne yapmak istediğini anlayabilmek için kendine tarafsız bir yerden, yeni bir bakış açısıyla bakabilmen işini kolaylaştırıyor.  Baktığın o yerdeki insanı, çoğu zaman bütün rollerinden azat etmen, kendi üstüne çektiği kalın örtülerin altından çıkarman gerekir ki, her şeyi daha net görmeyi başarabilsin.

Kendimi tanımladığım kelimelerden vazgeçebilmek uzun zamanımı aldı, ne zamanki aslında ben birilerinin kızı, birisinin karısı, birilerini annesi, birilerinin çalışanı ya da birilerinin herhangi bir şeyi olmanın aslında beni tanımlamadığını anladım o zaman gerçekten kim olduğumu merak etmeye başladım. Aslında ben yeryüzünde hiç kimseydim ama ben yeryüzüne gelmiş, geldiği gibi bir gün gideceğinin de farkında olan sıradan bir ölümlüydüm.

İşte bu noktadan sonra her şeyin değiştiğini fark ediyorsun,  kendini gördüğün dev aynalarının bir yanılsama olduğunu anlıyorsun. Birden bu varoluş halinin sonlu olduğu gerçeği ile yüzleştiğinde, kendi kendinle hesaplaşmaya başlıyorsun. Kimsin sen? Diye soruyorum kendime sahi gerçekten kimim ben? Cevabı en zor soru bu, bazen sanki cevaplayacakmış gibi olsam da, kelimelerin kifayetsizliğinin farkına varıyorum. Çoğunlukla bu durum karşısında susmayı, durmayı ve dinlemeyi seçiyorum. Kendimi tanımladığım tüm sözcüklerde gerçek payı olduğu ne kadar kesinse, beni tam anlamıyla tanımlamadığı da bir o kadar kesin, diğer taraftan da acaba cevabı bulan var mı diye merak etmeden edemiyorum.

Sadece göründüğüm kadar olmadığımı biliyorum, daha derinlerde olan gerçek beni bulabilmek için elimden geldiğimce çabaladıkça ortaya dökülüp saçılanların araladığı kapıdan geçip kendimle ilgili yeni özellikler keşfediyorum. Ve anlıyorum ki gerçekten kim olduğumu bulmak o kadar da kolay değil. Ne olursa olsun ben yine de aramaya, sormaya ve araştırmaya devam edeceğim, belki hiçbir zaman bu sorunun tam bir cevabını bulamayacağım, ama yine de sorumun peşinden gideceğim.

Sen kendine hiç sordun mu ‘’Gerçekte ben kimim?’’ diye istersen bir sor, kendine başka bir yerden, başka bir gözle bakmayı dene, kim bilir belki sen cevabı daha kolay bulabilirsin.
Sevgiyle ve merakla kalın.
Namaste