Yazdır
Kategori: Kişisel Gelişim


“Hiçbir şey söylemeden de her şeyi konuşabileceğim insanlara ihtiyacım var.”

Birkaç gün önce bir sosyal medya platformunda denk geldim bu söze. Yıllar öncesinden beri gelen bir arayışımı hatırlattı bana. Çocuk yaşlardan itibaren sessiz, pek konuşmayan biri olarak tanımlandım hep. Lise yıllığına “günaydın, naber gibi konuşmaları ıvır zıvır olarak gören bir arkadaşımızdır kendisi” şeklinde yorumlar bile yazıldı. Evet doğruydu, gerçekten oldum olası bazı konuşmalar bana çok gereksiz, boşa zaman kaybı gibi geliyordu. İlerleyen yıllarda sufi öğretiyle tanışıp hem hal olmaya başladıkça sessizlik daha değerli ve gerekli bir hal aldı. Sürekli konuşmalar ve sohbet beklentileri çok yorucu olmaya başladı. Ve 10 sene önce sessizliğe çok ihtiyacım olduğu bir an şu satırları yazmıştım:

“İnsanlar neden bu kadar çok konuşuyor? Biraz sussalar ya. Mutlak bir sessizlik… Biriyle yan yana tüm bir gün sessiz kalmalı. Derin bir dostluğun alışverişi sevgi ve güvene güzel bir giriş oluşturur. Gözlerden, sesten, kalpten geçen gizemli hareket. Nesnesi olmayan sevgi, konusu olmayan konuşmalar, görüntüsüz görme, saf olanaklar… tüm ihtiyacım olan bu mu? Sırla olmanın yolu. Sohbet adı verilen mistik alışveriş. Dil kapısını kapatmak, kelimesizliğin savunmasını yapmak mı? Dille gelen açığa vurmalar. Sessizlik, ruhla tamamen buluşma. Hangisi daha değerli; binlerce kişilik bir kalabalık mı yoksa kendi hakiki yalnızlığın mı?.. Bir sabah gündoğumunun ötesinde olan bir yere gittim. Akan ve asla azalmayan bir tatlılık kaynağı. Her iki dünyanın da aklını karıştırabilecek bir güzellik gösterildi bana. Bu güzelliğin daim kalması mümkün değil miydi?!”

Evet, sessiz olmak kolay bir şey değil, bazen benim için bile değil. Buna engel teşkil edecek iç ve dış pek çok sebep var. Buna gerçekten vakıf olanlar ise yerine başka hiçbir şeyi koyamadıklarını söylüyor. Sessizliği gerçekten yaşamak için gerekli olan en önemli şey farkındalık. Farkındalık kişiyi iç sessizliğe ulaştıran bir alan, iç sessizlikle kendimizle ve beraberinde evrenle bağ kurabiliriz. Ve o zaman asıl konuşulması duyulması gerekenler, fikir ve çözümler açığa çıkar. Bir an için durup bir şeye, özellikle bir bitkiye tüm farkındalığınızla bakın, aranızda oluşan bağ ile dinginliğe ulaşın.

“Sessizlik, şu anda, her anda, eğer içinde gerçekten var ise, ihtiyacın olanı getirir. İnanılacak bir şey yoktur. Kendime inanmayı bıraktığımda, bu güzelliğe ulaştım. Sessizce otur, ve “Daha da sessiz ol” diyen sesi dinle. Öl ve sessiz ol. Sessizlik, öldüğünün kesin işaretidir. Eski hayatın ordan oraya koşuşturan, sessizlikten kaçan bir yaşamdı. Bu korku temelli düşünce karmaşasından çık. Sessizlik içinde yaşa”.
Hz. Mevlana