• İnsanların ölümü normalleşiyor mu yoksa? Korkarım öyle. Her gün birçok insan ölüyor. Daha önce de başka nedenlerle insanlar ölüyordu ama bu kadar çok sayıda mı ve bu kadar feci şekilde mi? Emin değilim. Bu normalleşme ve dünyanın bundan sonra daimi olarak böyle olacağı söylentisi ise tedirgin edici.
  • 65 yaş üstü yakınlarımız için endişeliyiz. Gergin, sınırlı bir hayat yaşıyorlar. Az hareket etmekten kilo aldılar, sağlıkları başka açılardan bozulma yoluna girdi. Ruh sağlıklarını kaybetmeye başladılar. 
  • Ben? Ruj süremiyorum! Ahahha! Evet, en büyük sıkıntım bu. Maske yüzünden ruj süremiyorum, sevgili okur. Kendi adıma pandemiye nasıl yaklaştığımı anladınız sanırım. Gerginliğimin üzerini alay ederek örtmeye çalışıyorum. Yine de genel olarak pek gerilmedim. İlk günlerde her şeyi yıkama hastalığım vardı, o da geçti. Ruj olayını da çözebilirsem pandemiyle yaşamaya alıştığımı söyleyebilirim. 
  • Sebep somut olarak yenmemesi gereken hayvanların yenmesi filan olsa da, genele baktığımızda pandeminin nedeninin dünyanın ekolojik dengesini bozmamız olduğu söylenebilir. Ben kendi adıma git gide “uygarlık karşıtı” bir görüşe doğru gittiğimi söyleyebilirim. Tabiata, gezegene yaptıklarımız beni o noktaya sürüklüyor. 
  • Pandemide hayat elbette en çok ruhsal açıdan yorucu. Memlekette olan diğer şeyler de eklenince insan kendini açık bir tımarhanede yaşıyor gibi hissediyor. 
  • Pandemi bize ne öğretiyor? Bunu düşünmeye çok ihtiyacımız var. İnsanlık olarak ders alıyor muyuz? Yoksa bu hıza dayalı düzen, yaşadıklarımızdan bir şeyler öğrenme yetimizi yitirmemize mi sebep oldu? Zaman algımızı bozan, bizi anlık/günübirlik yaşamaya iten bir düzende ne çocuklarımızı ne de geleceği düşünebilir olduk sanki. 
  • Madalyonun iki yüzü vardır. Pandeminin olumlu tarafında; kendi içimize dönme imkânı bulmamız var. Daha çok evde kaldık. Kendimizle baş başa kaldık. Kendimizi bir nebze de olsa daha iyi tanıdık, belki yeni uğraşlar edindik. Yarım kalan işlerimizi tamamladık. 
  • Pandemide zenginler daha da zenginleşirken, dünyanın büyük bölümü daha çok maddi zorluk ve işsizlik çekmeye başladı. Bu bile bu düzeni sorgulamaya başlamak için yeter de artar bile. 
  • Ekolojiyle ilgili kitaplarda artış olması dikkatimi çekiyor. Yazarlar duyarlı insanlardır ve tabiatla ilişkimiz, ekolojik denge, gezegen üzerine daha çok yazmaya başladılar. Ben de bu temalarda bir novella üzerinde çalışıyorum bir süredir. 
  • Aklımdaki sorulardan biri şu: Pandemi, dünya insanları olarak bizleri daha “dünyalı” yapabilir mi? Sınıfsız, sınırların olmadığı bir dünya hayali olan biri olarak bazen daha “dünyalı” olabilmemiz için belki de uzaylıların gelmesi gerektiğini düşünmüyor değilim. Gelseler birleşeceğiz, bir gelseler kendimize geleceğiz ve evrende ne kadar küçük bir yer kapladığımızı idrak edeceğiz belki de. 
  • Pandemiyle dünyanın yeni bir dengeye kavuşacağını düşünüyorum. Bu dengenin nasıl bir denge olacağı ise bizim elimizde. Ya tepetaklak geleceğiz ya da düze çıkacağız. Ekonomiden, sosyal hayata, sanat eserlerine kadar her alanda bir değişim yaşanıyor. Bizi güneşli günlerin beklediği umudunu taze tutsak da artık umudu yaşatabilmek için bir şeyler yapmak gerektiğini de hatırlamak lazım sanırım. 
  • Pandemiyle yaşamak, dilerim bizi iyi yönde değiştirir, dönüştürür.

 

Sevgiyle,

 

SİTEDE ARA

Go to top