Goa’ya ve Arambol’e ikinci gelişim. Bol bol yağmurla karşıladı bizi Goa. Dünyanın bir diğer ucunda, daha önce tanıdığım ve anılarla dolu olan sokaklarda, sahilde tekrar yürümek tuhaf hissettirdi. 

Kokulu hostel, çok konuşup çok bakan bir adet hostel sakini, ıslak kıyafetler, ıslak yataklar, pis tuvaletler; hepsine rağmen gülümseyebildiğim ilk günler... Her şeye rağmen gülümsemeyi öğrendiğim yerde, tekrar her şeye rağmen gülümseyebilmenin tadı…

Arambol’ü böyle bomboş ve her yer kapalı görmenin verdiği geçici şaşkınlıkla geçti ilk gün. İkinci günü hatırlamıyorum bile sanırım; hiç çıktım mı hostelden diye düşündüm bir an ama çıkmış olmalıyım. 

Sokakta yürürken ilk yağmura yakalanışımız bizi o güne kadarki “temiz bir yerlerde yemek yiyelim” direnişimizden vaz geçirdi. Kendimizi elektrikler kesik olduğu için karanlıklar içinde bize momo hazırlayan derme çatma bir yerde bulduk. Mum ışığında romantik bir akşam yemeğinden sonra, boş caddeden yürüyerek hostele vardık. Bu hangi gündü mesela hiçbir fikrim yok :) Ne mutlu ki günleri unuttuk burada.

Yağmur yağdı bol bol. Oturduğumuz yerde ıslanmaya başlayıp küçücük bir alana sıkıştığımız zamanlar oldu. Gitsek mi dediğimiz, kalmayı seçtiğimiz ve kaldığımız için "iyi ki" dediğimiz güzel günler yaşadık. 

Sanki 1 haftada gökyüzünün nasıl günden güne renk değiştirdiğini, denizin dalgalarının nasıl kabarıp küçüldüğünü ve renginin kahverengiden yavaş yavaş yeşile, uzaklarda ise maviye döndüğünü gördüm.

Birkaç kişinin yürüdüğü kumsalın yavaş yavaş kalabalıklaşması... Yüzünü göstermeyen güneşin gün batımında büyüleyici renklerle gökyüzünü süslemeye başlaması... 

Sadece bir gün uzun bir yürüyüş yaptık. Onun dışında benim için buradaki günler denize ve kumsala bakarak ve kısa mesafelerde gidip gelerek geçti. 

Bazı geceler gökyüzü arada füme bulutların olduğu kadife bir siyaha büründü ve aniden yeni ay yüzünü gösterdi asil bir şekilde. Yıldızlar parıldadı. Sahil ışıklı olmasına rağmen, denize doğru baktığında kumsalla birlikte derin bir karanlığın içinde kaybolabildik.
Ve sonra yine hafif hafif yağmur başladı. Dalgalar büyümeye, su tekrar bize doğru adım adım yaklaşmaya...

Bir köşeye attığım yağmurluk yanımda olmadığı için "tüh" dedim. Bugün ıslanacağız demek.

Hemen sonra da "iyi ki" dedim; "iyi ki kaldırdım başımı baktım dün gece gökyüzüne; yoksa buradan gitmeden o güzel siyah rengi, incecik ayı göremeyecektim." Ve iyi ki gün batımında ıslak kumdaki yansımaları izledim bol bol... 

Kendimi dinlemeye doyamadığım, bomboş uzaklara baktığım saatler, günler geçti. Kendimi uzun zamandır bırakmadığım kadar bir uyuşukluğa teslim ettiğim, şapşal bir gülümsemeyle boş boş baktığım güzel günlerdi. Yarın Arambol'e bir gün bir daha görüşmek üzere veda ediyorum.

Ve kalabalıklardan, binalardan yorulmuş gözlerim, zihnim ve kalbim ona verilen bu armağanı hiç unutmayacak biliyorum.

Teşekkürler, tekrar!
 

SİTEDE ARA

Go to top