Planlardan, beklentilerden, başarısızlık telaşlarından, başarı tutkularından, tüketerek yaşanan mutluluklardan, sahte gülüşlerden, koşuşturmalardan, telaşlardan, hayatın akışına yön verme çabalarından kurtulmak için bu yolculuğa çıkma kararı aldım. 

Kararı alır almaz yukarıda saydığım her şeyden kurtuldum mu? Elbette hayır. Alınan kararlar veya kaçılan yerler insanı anında değiştiremiyor. Tecrübe gerekiyor, zaman gerekiyor…

Hemen planlara başladım. 6 aylık bir yolculuk için, ay ay eğitim planlarımı hazırladım. Bu eğitimleri belirlerken sayısız kişiye danıştım. Internetten araştırdım, araştırdıkça iyice karıştım. Eğitimlerde başarılı olma kaygısı da kaskatı kesilmeme neden oldu. Tüm planlar büyük bir panik ve telaş ile yapıldı. Hem gergin hem de huzurluydum; ne de olsa işimden ayrılınca yapacağım her şey planlı, yani korkacak bir şey yok!

Bilgi almak için Hindistan Konsolosluğu'na gittim. 6 ay için planlamıştım her şeyi, vize 3 aylıkmış! Yıkıldım. Komik bir şekilde dünyam karardı… Mutsuzluk, umutsuzluk, ağlama hali, yeni planlar yapma telaşı derken 1 günde çürüttüm kendimi. Tabii ki yılmadım, bu arada 3 aylık planlara başladım! Planlar 3 aylık olunca stres daha büyük oluyor; planladığım 6 ayı nasıl sığdıracağım 3 aya?

Sine ile konuştum, kafasını şişirdim. İçimdeki “yogayı bir çırpıda tüketme” arzusunu görünce; “Yoga tüketilecek birşey mi? Hem sen kendini sakatlamak mı istiyorsun? Bir git sonra gerisi gelir, düşünme bu kadar” dedi. Çok haklıydı! Ayıldım. Yok tabii ki ayılmadım! Yarım ayıldım diyelim… En çok istediğim eğitimi seçtim, planlarımı ona göre yapmaya başladım. Yani plan yapmayı bırakmadım, 3 ayımı kelimenin tam anlamı ile “yaşadım ve bitirdim”. 

Gitmemize 1 ay kala dizimdeki ağrı için doktora gittim. Bu kısımda biraz sinirleniyorum! 5 doktora gittim; biri hiçbir şeyin yok kemiğin ağrıyor dedi, başka biri çapraz bağın tamamen kopmuş hemen ameliyat olman lazım dedi, bambaşka biri çapraz bağın sağlam ama dizindeki kisti hemen açık ameliyatla almamız lazım sigortan bitmeden (!) dedi, son ikisi çapraz bağın sapasağlam duruyor, kisti de almamıza gerek yok ileride küçülmezse küçük bir operasyonla içi boşaltılır dedi.

Velhasıl, ameliyat olmadım. Fakat bunlar beni yıprattı, yordu, hırpaladı. Sine, acaba bu süreçteki en büyük akıl hocamın sen olduğunun farkında mısın? Yolumu aydınlattın. Dizinden öğreneceğin çok şey var, bunları düşün dedin ya; o kadar çok şey öğrendim ve öğreniyorum ki.

Yavaşlamayı öğrendim ve hatta bazen de durmayı… Akışına bırakmayı öğrendim; hayatın akışına ne kadar çok yön vermeye çalışırsam o kadar çok hayal kırıklığı yaşıyormuşum. Bedenime acı çektirmemeyi öğrendim. Süper kahraman değilim; dinlenmem, kendimi dinlemem, bedenime güvenmem gerektiğini fark ettim. İnsanın en iyi doktorunun kendisi olduğunu anladım. Kendime “Ben nerede yanlış yaptım?” diye sorduğumda, vücudum veriyor cevabı. Sadece ben bu dürüst cevaba hazır mıyım? Artık hazırım.

Son 1 ay sadece Iyengar yoga yaptım. İnanılmaz bir özen ve ilgi ile dizimi pamuklara saran iki mükemmel hoca ile; bu yazı size adandı Sine ve Aidan :) 

O çok istediğim Iyengar yoga eğitimi dışında tüm planlarımı sildim attım.

“Sertifikasız” bir eğitim aldım. “Sertifikasız"lığına yaraşır şeyler öğrendim; hiçbir sertifika programında öğrenemeyeceğim, maddi bir karşılıkla ölçülemeyecek kadar değerli şeyler…

Malumunuz yoga aşkıyla yoga hocalık eğitimine katılıp, janjanlı bir sertifika almıştım :) İlk zamanlarda bu sertifikayla uçabileceğimi falan düşünüyordum. Sanırım 1 ay sonra ayaklarım yere bastı, uçmayı bıraktım; yoga şakaya gelmez, iyi bir hoca olmak için öğrenmem gereken ne çok şey var diyerek kalbimin sesini dinlemeye başladım.

Yüreğinin götürdüğü yere git kitabını çok küçükken okumuştum. Adı beni hep etkiledi. Yüreğim beni Iyengar'a götürdü. 1 yıldır neden olduğunu bilmediğim bir tutkuyla Iyengar yoga derslerine giriyordum, artık nedenini biliyorum; kendimi güvende hissediyorum.

Hayatı öğreniyorum, yogayı öğreniyorum, bedenimi öğreniyorum, sakatlığımla büyüyorum, bedenimi hissediyorum, zihnimin hayatımdaki etkisini fark ediyorum, yavaşlıyorum, güçleniyorum, öğretmenin püf noktalarını gözlemliyorum ve güven duyuyorum.

Biliyorum, yogayla tanışmayanlar için bunlar çok büyük laflar gibi geliyor :) İnanın büyük laflar değil, hatta belki yetersiz bile…

Yoga yaparsam zayıflar mıyım? Yoga yaparsam belimdeki ağrı geçer mi? Yoga yaparsam kafam dağılır mı? gibi gibi bir sürü soruya nasıl cevap vermem gerektiğini bilemiyordum bir süre önce. Elbette kitap bilgisi niteliğinde cevaplarım vardı ama sindirmek gerekiyormuş önce bu bilgileri. Şimdi yavaş yavaş taşlar yerine oturmaya başladı.

Sen istersen her şey olur bu hayatta. Önce sen tüm kalbinle, zihninle ve bedeninle isteyeceksin. Bedenin tek başına kalkamaz her şeyin altından. Onu zaten çok yormadın mı yıllarca? Biraz kalbini dinlesen, biraz zihnine söz geçirsen? Bu afili sözler aynı zamanda kendime elbette. İnsan kendine öğretmeden, kimseye öğretemez hiçbir şey.

Neyse "yogacılar” dışındakileri çok sıktım :)

20 günlük harika eğitim sonrası, eğitim sırasında hocalarımızın bol bol esprisini yaptığı Rishikesh'e geldim sonunda. Aman Allah'ım, ne Rishikesh'miş! Yoga'nın başkenti! Burada yoga hocalık eğitimi almayanı dövüyorlar, Ayurvedik masaj bilmiyorsan üstüne basıp eziyorlar! Hani Türkiye'de seçim döneminde her duvarda vaatlerle dolu afişler oluyor, herkesin eline asla gerçekleştirilemeyecek vaatlerden oluşan seçim bildirgeleri tutuşturuluyor ya; işte burada sanki her gün yoga seçim çalışması var!

Size durumun vahametini anlatabilmek adına fotoğraflar çekmeye çalışıyorum, çek çek bitmedi. Çekmeye devam edersem Rishikesh'in harika doğası ve Ganj nehriyle ilgilenemez hale geleceğim. Adım başı bir yoga hocası, adım başı bir yoga merkezi, adım başı bir Ayurveda temizlenmesi!

Fotoğraf: 04-05 Aralık 2015, Rishikesh

Rishikesh ile ilgili tavsiyem; hangi tür yoga ile ilgileniyorsanız o yoga türünün enstitüsü veya ilgili kişisi/kurumu tarafından kabul edilmiş olan yoga merkezi veya hocalarını bulun ve sadece onların derslerine, eğitimlerine gidin. Zaten onların da çok az olduğunu göreceksiniz… Aksi takdirde, kapitalizmin tatlı tatlı bal almaya başladığı yoga ile sakatlanıp ya da en iyi ihtimalle kazıklanıp geri dönersiniz buralardan. Ayurveda ile ilgili bir şey söyleyemiyorum bile! 1 hafta önce önünüze geleni yeyip, 1 haftalık ne olduğu belli olmayan uygulamalara tabi olup, bu 1 hafta sonrası aynı hayatınıza döndüğünüzde detoks yapmış olmayacağınızı hepiniz tahmin edersiniz diye düşünüyorum :)

Ama Rishikesh'e gelin mutlaka. Yoga için veya değil, gelin… Dağların arasındaki bu minik şehri ve Ganj'ı görün. Ganj'a baka kalın, dalıp gidin. 2 sokak gerideki doğal yaşama bakın, maymunları izleyin, kuşları dinleyin. Doğaya teşekkür edin!

Fotoğraf: 05 Aralık 2015, Rishikesh

Öptüm sizi şap şup! Namaste!

Fotoğraf: 04 Aralık 2015, Rishikesh

SİTEDE ARA

Go to top