Yaşamda mutluluk ve mutsuzluk bir dengedir. Her ikisini de bir kabul etmemiz gerekir. Başımıza olumlu bir olay geldiğinde genellikle hemen kabule geçeriz. Sorgulamayız, güleriz, eğleniriz mutlulukla akış içinde mükemmel günlerimiz olur.

Bir de tam tersinden düşünelim başımıza olumsuz bir olay geldiğinde ise hemen isyan ederiz, kendimizden başka kim varsa suçlarız, negatif düşünceler zihnimizi kaplar ve bir süre sonra kendimizi depresif hissederiz.

Hayatımızda bu gibi durumlar ile karşılaştığımızda ne yapmamız gerektiğini kendi deneyimlerimden de yola çıkarak sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yaşadığımız sorun fiziksel, zihinsel ya da psikolojik olabilir. Önemli olan o anın içinde doğru soruyu sorarak, hayatımızı yönlendirecek yanıtı bulmaktır.

Olumsuz durumda hangi sorular ile yanıta kavuşuruz?

*Sizin ilgilenmeniz gereken;  “nasıl hissediyorum ve bu durum karşısından zihnimden neler geçiyor” değil “bu durumu nasıl değerlendiriyorum ve nasıl bir çözüm yolu benim için en uygun olur” olmalıdır.

*Zihnimiz zor durumda negatif işlemeye başlar ve bizi endişeye sevk eder. O anda “neden ben?” diye isyan etmek yerine bu durum bana ne anlatmak istiyor? Bu yaşamış olduğum sıkıntının bir nedeni olmalı” diyerek, bu nedeni çözüme ulaştırmaya çalışmalıyız.

*Hayatınızda var olan sorun yüzünden kendinizi yeterince hırpaladınız. Durup şunu bir düşünün; Yaşanılan sıkıntı sonucunda üzgün olmamın bana bir yararı var mı? Ya da üzülmeye devam etmem yaşadığım sorunu aşma konusunda bana destek olacak mı?

* Fiziksel, ruhsal ya da zihinsel yaşanılan her olayın mutlaka bir nedeni vardır. Bize hayırsız gibi gözüken bir olayın sonucu bizim için sevindirici bir kapı açabilir. Bunu ilk etapta anlamamız oldukça zordur ancak kabul edip akışa bıraktığımızda bunun bizim için farkındalık yolunda bir adım olduğunu anlarız ve şükrederiz. Bu noktada sormamız gereken soru; bu durumun bana ilettiği mesaj nedir?

*Bazen ise yaşadığımız olumsuzluk sürekli tekrar eder, aynı sorun etrafında döner dururuz.Kendimize o anda “neden sürekli bu benim başıma geliyor?” gibi sorular sorarız. Burada ise şunu düşünmeliyiz. Bana bu sorunda hizmet eden bir şey var mı? Yani bu olumsuzluğu yaşarken acaba görmek istemediğiniz başka bir acıyı mı kapatıyorsunuz? Bu derin bir soru.Üzerinde düşünmenizi gönülden isterim. İnsanın en zor yüzleşmeleri kendi ile olan yüzleşmeleridir. Zor ancak sonucu bir o kadar keyifli yüzleşmeler… İşte ben bu soruda ilk önce inkar edip daha sonra itiraf etmiştim.

*Son olarak lütfen umutsuzluğa kapılmayın. Her şey gibi bu da geçecek. Evrende değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Olduğu gibi kabul etmeyi deneyin. Yaşadığınız sorunu ve kendinizi yargılamayın. Soruna direnmeyin unutmayın direnmek bir şeyleri geciktirir.

Bu yazımı Mevlana’nın sözü ile bitirmek istiyorum;

“Her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, sakın vazgeçme! Çünkü orası kaderinin değişeceği yerdir.”

Mevlana

 

Go to top