Bilgi çağında, bu yüzyılda insanlar ve yaşamlar sonuç odaklı oldular. Tüketim toplumları bununla besleniyor. Bu durum bize dayatılıyor, farkında bile değiliz. Yavaşlık yok, anda kalmak yok, hız var, aksiyon var, "bir sonraki adım nedir" var. Durmak, kalmak, beklemek, sabır etmek yok. Dinlemek, anlamak yok.

Yoga ve özellikle de kişinin kendine özel yoga pratiği, tüm bu zorlama, iteleme, hızlandırmalara bir cevap niteliğinde olabilir mi?

Soruyorum: Günlük Yoga çalışmanızı yapmak üzere matınızı yere yaydınız. Aklınıza ilk gelen cümle nedir? Lütfen not alın bir yere. Bu cümle size çok şey anlatıyor.

Eğer "bugün mutlaka başüstü duruşlardan birini uygulamalıyım" veya "bu çalışmamda twist pozunda en az 10 dakika kalmalı, iyice esnemeliyim, ellerim artık birleşmeli, bir de bunu fotoğraf ile belgelemeliyim" ise...  size acı bir haberim var: "Bu Yoga Değil".

Bu tarz anti-yogik çalışmalara ben "Yogacık" diyorum. Bu hedefler bizim için bir motivasyon olabilir, ivme kazandırabilir. Tamam.  Ama yine de zihnimden geçen ilk cümle bu mu olmalıydı? Bir hedefim olmak zorunda mı yogaya başlarken ve bitirirken?

Yogaya yolculuk diyoruz. Katılmıyorum. Yolculuk da bir A noktası ve bir B noktası var. Oysa yolun kendisi Yoga, ulaşmak değil, sadece gidiyor olmak Yoga.

Yoga = Süreç. Yoga = Yol.

Yolun sonu çok belirsiz. O gün o mattan nasıl hislerle kalkacağın, hangi nefesleri hangi duygularla uygulayacağın, hangi asanayı denemek, hangi mantrayı söylemek isteyeceğin, varsın belirsiz olsun. Akıştan çıksın, gelsin. Hedef yok, sonuç yok...

Sadece süreci yaşa. Çalışmanın istediğin bir anında dur, sadece dur, bekle, kal. Dur ki izle, dur ki fark et. Çalışmanı sadece istediğin yerde tamamla ve noktada bitir. Belki de 5 dakika sonra bitecek o günkü çalışman, kim bilir. Belki de saatlerce yoga yapacaksın, ne önemi var. Zaman nedir? Asana nedir? Hedef nedir?

Kafana göre takılmayı dene... Ne dersin?

Ocak 2016

 

 

 

 

 

Go to top