Hiç kendinize sarıldınız mı? Bu şahane deneyimi yaşayın mutlaka. Haydi şimdi deneyin bunu. Açın kollarınızı kocaman iki yana. Bedene dolayın sıkıca. Hissedin o sarılma anını. Doyasıya, iyice sıkın. Birkaç dakika kendinizle kalın. Haydi!

Annemize sarılıyoruz, arkadaşlarımıza, eşe, dosta, çocuklarımıza... Onları kabul ediyor ve her yönden yakın tutuyoruz. Ya kendimizi? Ben pek sanmıyorum. Tam olarak kabul ettiğinize inanmıyorum.

Öğrencilerimin birçoğu çok acımasız davranıyorlar kendilerine. Hem bedenlerine saygı duymuyorlar. Hem de zihinsel olarak sürekli dır dır halindeler. Öyle eşle dostla değil alıp veremedikleri. Önce kendileri ile kavgalılar. Kabul etmiyorlar, oldukları gibi olmak istemiyor ve sürekli değişmeye çalışıyorlar. Bir uğraş, bir didişme hali. Dur durak yok.

Çok yorucu değil mi? Bir süre sonra patlak veriyor. Alarmlar zır zır çalıyor. Kişinin kendine olan öfkesi ve hatta nefreti gün geçtikçe artıyor ve içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

Bundan vaz geçmeyi deneyebilirsin değil mi? Kesinlikle evet. Önce sarılın kendinize, sonra da ne var ne yok dökün ortaya. Ağlayın, gülün, konuşun ve bitirin o geçmişin muhasebesini artık. O sizi bitirmeden siz onu tamamlayın.

Nefes çalışmalarımı öneriyorum. Bu niyetle yapıldığı zaman son derece etkili oluyor. Kısa sürede sonuç alıyoruz düzenli çalışmalar ile. Kendinizle sıkı fıkı olmanızı öneriyorum. Artılar, eksiler ne varsa kabul edin. Çünkü bunların tamamı, bütünü seni SEN yapıyor. Biricik sen. Eşsiz ve benzersiz. SEN.

Hala sarılmadıysanız kendinize, vakti gelmiş bence. Sence?

Go to top