Hiç nefesiniz üzerine düşündünüz mü? Yaşamınıza kaynaklık eden nefesin içinize dolduğu o anı, içinizde gezinişini, geçtiği yere nasıl hayat verdiğini ve tazelenmek üzere dışarı çıkarken geride bıraktığı o tatmin duygusunu fark etme...

 Nefesle Tanışmak, Yeniden ve Yeniden

Hiç nefesiniz üzerine düşündünüz mü? Yaşamınıza kaynaklık eden nefesin içinize dolduğu o anı, içinizde gezinişini, geçtiği yere nasıl hayat verdiğini ve tazelenmek üzere dışarı çıkarken geride bıraktığı o tatmin duygusunu fark etme ve sorgusuz sualsiz tüm bu anların tadına varma şansınız oldu mu?

Aslında nefesimiz bizi tanıyor, seviyor ve izin verdiğimiz ölçüde bizi koruyup kollamak istiyor. Örneğin; rahatlamaya ihtiyacımız olduğunda, öfkeli olduğumuzda, bir işe odaklanmaya çalıştığımızda… Problemin çözüm yolu her zaman ve tüm açıklığıyla oradadır. Peki, siz tüm bunların ne kadar farkındasınız?

Nefesinizle tanışıp onunla el sıkıştığınızda ve ona izin verdiğinizde, emin olun, hayatınızın tüm akışı içerisinde, farkına vararak aldığınız tek bir nefes bile size çok iyi gelecek. Nereden mi biliyorum; çünkü bunu bizzat yaşıyorum!

Anne karnındaki güvenli ortamdan hayatın her anı keşif dolu yollarına adım atılan o ilk anda, ilk kez nefesimizle tanıştık. Hayatı doldurduk küçücük ciğerlerimize ve böylece yolculuğumuz başladı. Diyaframın ne olduğunu bilmesek de onu kullanmasını gayet iyi biliyorduk. Büyüklerin bu konuda birbirlerine bizi örnek gösterdiklerini bilmiyorduk; bilseydik de çok üstünde durmazdık. Çünkü öncesinde, bu dünyayla ilgili keşfedeceğimiz çok şey vardı. Zaman geçti, emekledik, yürüdük, koştuk… Çocuk saflığımız nefesimizle hep iyi anlaştı. 

Sonra “büyümek” denen süreçle tanıştık. Büyümek, beraberinde bazı kurallar ve sorumluluklar getiriyordu ancak bir yandan da keyifli görünüyordu. Artık her istediğimizi yapma özgürlüğümüzün olacağı hayaliyle hep büyümek istedik. Doğamız gereği de öyle olacaktı zaten ve büyüdük. Bizden beklenenler, bizim beklediklerimiz, sorumluluklarımız, stres seviyemiz, duygularımız, düşüncelerimiz... Tüm bunlar da bizimle beraber büyüdü, büyüdü, büyüdü… Öyle bir zaman geldi ki, aldığımız her nefeste zorlanmaya başladık. Hep peşinden koşulacak şeyler vardı. Biraz durup dinlendiğimizde hayatın gerisinde kalacağımızdan korkar olduk ve hep koştuk. Nefes nefese kaldık, ancak yine de durmadık. Özgür, sağlıklı ve hayat dolu gelen diyafram nefesi, kendini bize duyuramayınca istemeyerekte olsa göğüs bölgesine sıkıştı. Hayatı en güzel yerinden yakalamanın peşinden koştururken, kendimizi sığ nefeslere hapsetmiştik. Koşuyor ancak istediklerimizi elde edemiyorduk, istediklerimizi elde edemedikçe hayal kırıklığına uğruyor, hayaller kurmaktan vazgeçiyorduk. Hayat enerjimiz de nefesimiz gibi sıkışmış ve sığlaşmıştı. Artık çabuk yoruluyorduk. Kendimizi duyabilseydik eğer, derin bir nefes almaya ve rahatlamaya ihtiyacımız olduğunu hissederdik. Ancak hepimiz yorgun birer savaşçıydık ve kendimizden başlayarak çevremizdeki herkesi de çok mutlu bir hayatımız olduğuna ikna etmenin savaşını veriyorduk. Oyunun kuralları bize böyle öğretilmişti.

İçinde bulunduğu durumun farkına varıp, oyunun kurallarını bozma cesaretine sahip olanlar yavaşlamayı seçtiler. Hayatımı ben kontrol edemeyeceksem eğer bu hayat kimin için yaşanıyordu? Benim biraz gevşeyip, derince bir nefesi içime doldurmanın keyfini yaşayacak kadar bile zamanım yoksa kim benim yerime nefes alacaktı? Bu keyfi benim yerime kim yaşayacaktı? Bu işte gerçekten, içten içe hissettiğim bir yanlışlık vardı.
İşte böyle düşünenler kendilerine bir şans yarattı. Nefesiyle tekrar tanıştı ve onunla el sıkıştı. İzin verdi; kendine, hayatına, nefesine, duygularına, zihnine… Nefesiyle birdi; anladı. Derin bir nefes aldı, verirken kendine sarıldı. Evet, böylesi çok daha iyiydi!

Hiç nefesiniz üzerine düşündünüz mü? Bence düşünmelisiniz!

Burada anlattığım her şeyi aslında sizden önce kendime anlatıyorum. Bu yüzden, yaşamaya, sorular somaya, cevaplar bulmaya ve yazmaya devam edeceğim. 

Şimdi her şeyi bir kenara bırakıp kendinize sadece beş dakika ayırmaya var mısınız? Hadi, rahat hissettiğiniz bir pozisyona geçin, kapatın gözlerinizi ve nefesinize odaklanın. Bu 5 dakika içinde zihninize üşüşen düşüncelerin hiçbirine takılmamayı deneyin. Bırakın onlar akıp gitsinler ve siz sadece nefesinizi sayın. İşte, bu kadar basit! 
:)

Tamamen size özel bu beş dakikanın sonunda benimle paylaşmak istedikleriniz olursa memnuniyetle dinlerim.

 

Go to top