“May We All Keep The Teachings Pure”
Deniz Yalım Kadıoğlu

 

 

May we all keep the teachings pure…

Nedir bu? Dua. Yola çıkarken kalbime düşen. Duam.

Düşün ki bir gün hayatına bir şey giriyor. Evinin penceresinden. Süzülüyor sessizce, geçtiği her yerde dingin bir neşe kalıyor. Nasıl desem, bir avuç ışık ama sonsuzluğa akıyor. Zarif, narin, güçlü ve çok etkili bir yandan. Sonsuzluktan geliyor. Dolaşıyor koridorlarında, odalarına giriyor. Senin içsel evinde, sevginle çoğalıyor, sonra akıyor bir başkasının evine, odasına, koridorlarına… Yeryüzü ışıkla yıkanıyor.

Ona dokunmaya kıyabilir misin?

Saf bir öğretinin kucağında, kelimenin tam anlamıyla yeşilin her tonundayım. Yoga Borgo’da, öğretmenlerim Sada Sat Kaur ve Sada Sat Singh’in yanındayım. 70 küsur yaşındalar, Kundalini Yoga sisteminin bir yansıması olarak karşımdalar. Hayatları boyunca bilgiye araç olmuş, dokunmadan aktarmışlar. Bugün olduğu gibi. Kendi öğretmenlerinden söz açılınca gözleri boncuk boncuk bakıyor, birbirlerine olan sevgileri gözlerinden, sözlerinden dökülüyor. Yanlarında durdukça yaşama, yaşayana, öğretiye, öğretene saygım, sevgim, şefkatim artıyor, katlanarak çoğalıyor. Öylece bakıyorsun bazen tek bir not almana bile gerek kalmıyor, kişi gerçek olduğunda bilgi kendiliğinden sana akıyor. Unutmayacaksın, biliyorsun. Biliyorum. Sesleri ruhuma karışıyor. 

“Biz Yogi Bhajan’ın ilk öğrencileriydik, hemen her yerde onunlaydık. Artık bizlerden fazla kalmadı,” diyor öğretmenim. Üzerine titrediği, tüm gücü ve zarafetiyle paylaştığı bilgiler yine böyle özenle korunacak mı? Düşününce, insan nasıl ince bir çizgide yürüyor…

Yoga yolculuğu sonsuz aşk gibi. Kendine yaklaştıkça insanlığı, her canlıyı, var olmanın kendisini seviyorsun. İki nefes arasında, sessizliğin ortasında, kalbine bir tohum ekiyorsun. O orada, zamanın kucağında, sakince yeşeriyor.

Aylarını, yıllarını veriyorsun, gerçeğin peşine düşüyorsun. Kendi içine yerleştikçe yerleşiyorsun; ter, gözyaşı ve bolca şükür içinde. Aslında sen olmayan ne varsa senin sandığın, yollarda bir bir bırakıyorsun. Kalbindeki o tohum usulca büyürken içinde, gün geliyor için sığmıyor içine, çiçeklerin ışıl ışıl gözlerinden taşıyor. Senin içsel evinden, evinin penceresinden, başka evlere ulaşıyor. Bakmışsın sana sunulanı artık sen de sunuyorsun. Yolda bıraktıklarını içine katmadan. Sana verildiği gibi, katıksız. Eğip büküp “Sen” yapmadan. Özüne, gerçeğe, sonsuzluğa saygından… Yapabilir misin?

Yoga Borgo’da gün, gün doğmadan başlıyor. Güneşle birlikte içeride söze dökülmeyenler de uyanıyor. Saygım sonsuz, sadakatim de. Tüm duyularım açık ve kalbimle dinliyorum. Aksın istiyorum. Aksın benden, ruhumdan, bedenimden. Değişmeden, özünü, saflığını yitirmeden. Evimin aydınlık, ışıl ışıl penceresinden. 

 

 

 

Editörün notu:
* Dilerim ki hepimiz öğretilerin saflığını koruruz.

Go to top