Aslında bu yazıyı tam 14 ay önce bir beyefendinin eleştirisi üzerine yazmıştım… Ama bu konu her zaman güncelliğini koruyor.

Yoga Dergisi editörü Sebla bugün yine bu konuyu gündeme getirince tekrar paylaşmanın iyi olacağını düşündüm… Kapitalist düzenin çarkları içinde ne yazık ki ‘yoga’ da kendi payına düşeni yaşıyor… Hizmet sektörünün birçok alanında da olduğu gibi ‘yoga’da da PARA alma-verme işi nedense insanların biraz zoruna gidiyor… Bakın 14 ay önce bu PARA meselesi için neler demişim…

“Dün YED-Yoga Eğitmenleri Derneği’nin facebook sayfasında bir beyefendi; derneğin tüzüğünde de yazan kuruluş amacı cümlesine takılmış ve şöyle bir yorum yazmış:

“İzninizle bir iki eleştiride bulunmak istiyorum. YOGA bir SEKTÖR değildir. Yani bir meslek değildir. ''SEKTÖR'' bir bütünün parçası manasını taşımaktadır. YOGA ise BÜTÜNÜ temsil eder. ''VİZYON '' diye Türkçemizde kullanılan bir sözcük de yoktur. Bu salt, TÜRKÇE dilini küçük görenlerin, ''İLERİ GÖRÜŞ'' demek yerine ya da ''BAKIŞ'' demek yerine uyduruk bir tarzda Türkçeye zorla sokulmaya çalışılan bir yabancı sözcüktür. YOGA söylemleri içinde kullanılan SANSKRİTÇE sözcükler terim olmaları nedeniyle kullanılabilirse de, TÜRKÇE konusunda duyumlu olan vatandaşlarımız her zaman için TÜRKÇE sözcükleri kullanmaktadırlar. Bilgilerinize sunmak isterim. 

Sevecenlikle kalın,”


Kendi metni içinde de yazım ve Türkçe kullanımı konusunda hataları olmasına rağmen bunlara pek takılmayacağım. Ne de olsa zaman zaman hepimiz bu hataları yapabiliyoruz. 

Kendisine Türk Dilinin kullanımı konusundaki hassasiyeti konusunda katıldığımı ama ‘yoga’nın bir sektör olmadığı konusundaki eleştirisine katılmadığımı belirten bir cevap yazdım.  Yazışmaların bir yerinde yukarıdaki alıntıda söylemediği ya da direkt söyleyemediği Yoga Eğitmeni PARA ALMAMALI’yı da nihayet söyledi…  Zaten yoga SEKTÖR olmamalı söylemi altında yatan gerekçe de PARA meselesiydi. Benim cevabımın altına başka arkadaşlar da yorumlar yazdılar. Beyefendi ısrarla benim dediğim doğrudur duruşunda kaldı…

Evet, dediği doğrudur. Ben de buna büyük ölçüde katılıyorum. Yoga gibi öğretiler usta-çırak ilişkisi içinde yürütülmeli… Bu ilişkide bir bedel olabilir ama bu asla maddi çıkar ilişkisi olmamalı. Şimdi birçok arkadaşımın ‘ama’ dediğini duyuyorum… Evet, ben de ‘ama’ diyeceğim!

Beyefendinin söylediği her cümlenin altına imzamı atarım… Ancak tarihi biraz şaşırmış! 2000 yıl öncenin kuralları ile bugün yoga da başka usta-çırak ilişkisine dayalı öğretilerden para ya da başka bir bedel ödemeden öğrenmek mümkün değil! Keşke mümkün olsa idi…

Birçoğunuzun bildiği gibi asıl mesleğim yayıncılık, yani kitap yayınlıyorum. Yıllarca bu ülkede; “Kitabın da bir meta olduğu, bir maliyetinin olduğu ve para ödeyerek satın alınması gerektiğinin mücadelesini verdim”. Her gün gelen onlarca  “Bize kitap bağışlar mısınız?” mektuplarına cevap verdim. “Tamam, gönderelim ama lütfen siz de bunun bir maliyeti olduğunu, kağıt parası, baskı maliyetleri, işletme giderleri olduğunun farkına varın ve hiç olmazsa maliyetini ödemeyi teklif edin” demekten dilimde tüy bitti… Ve sonunda pes ettim! Geçen yıl yayıncılığı bıraktım. Çünkü artık gücüm kalmadı. Borçla harçla bin bir emekle ürettiğimiz kitaplarımızın ne yazık ki takdir edilmediğini görmek ve depolarda çürümesini görmek beni artık kahrediyor!!!

Ne yazık ki, makus talihim yakamı bırakmıyor… Geçen yıl aldığım ticaret hayatından çekilme kararından sonra yoga eğitmenliği yapmaya karar verdim ve yoga öğretmeye başladım. Çünkü para kazanmam gerek… Çünkü kiram var… Çünkü karnımı doyurmalıyım… Çünkü stüdyonun kirası, çalışan elemanların maaşları, sigorta primleri, devletin vergisi var… (Allahtan bir stüdyom yok da son söylediklerimden ben muafım, ama olan arkadaşlarıma güç, kuvvet diliyorum) Çünkü çünkü çünkü…  Ancak yayın sektöründe karşılaştığım sorun burada da karşıma çıktı: YOGA PARA ALINARAK ÖĞRETİLİR  miymiş… YOGA SEKTÖR DEĞİLMİŞYOGA ÖĞRETİRKEN PARA ALMAK ETİK DEĞİLMİŞ

2000 yıl öncesinin kuralları ile öyle… Şimdinin kuralları ile ne yazık ki bir sektör! Söylediklerimin yoganın etik kuralları ile bağdaşmadığının farkındayım… Ancak her şey değişiyor ve dönüşüyor! Bu değişkenlik içinde karnınızı doyurmak için para kazanmak zorundaysanız ve bunu da yoga öğreterek yapmaktan başka şansınız yoksa, bu etiktir kardeşim!

Gönül, bütün öğretileri, bilgiyi, öğrenme ve öğretmeyi para almadan yapmak istiyor! Bu ancak ne zaman mümkün olur biliyor musun güzel kardeşim? SOSYAL DEVLET olduğu zaman… Ne zaman devlet, “Bütün öğretiler ücretsizdir ve öğretenler bizim himayemizdedir, hiçbir öğreten ‘aç kalmayacaktır” der, o zaman yoga öğretimi ücretsiz olur!

E peki siz hiç mi ücretsiz yoga eğitimi yapmayacaksınız? Yapacağız tabi… Yapıyoruz da… Sizin duymadığınız, bilmediğiniz birçok hayır kurumunda bizler ücretsiz kurslar veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. Zaten bu derneğin kuruluş amaçlarından birisi de bu… Yogayı en geniş kitlelere, imkânı olmayanlara tanıtmak ve öğretmek… 

Diyeceğim o ki; siz “Ununuzu elemiş, ipe asmış” olabilirsiniz. Ama bu dünyada o kadar çok insan geçinmek ve aç kalmamak mücadelesi veriyor ki, şaşar kalırsınız… Ve ne yazık ki bunların içinde yoga eğitmenleri de var. Gelin artık bu tarafa… O kadar eski tarihlerde kalmayın! Her şey değişiyor ve dönüşüyor… Eski tarihlerde dolananlar bir gün kendileri de tarih olur…

 

Go to top