Bu ay okuyucularımız ile ne paylaşsam diye düşünürken aklıma geçenlerde müzisyen arkadaşlarımla yaptığımız bir sohbet geldi. Uzun süredir görmediğim arkadaşlarımla bir araya geldiğimizde konu haliyle yogaya geldi. 

Yoga nedir, nasıl yapılır, yoga yapmak için illa ki stüdyoya mı gitmek gerekir derken kendimi tutamayıp başladım anlatmaya. Ben anlattıkça ilgileri arttı ve masaya bir derinlik, yogada “satvik” diye adlandırdığımız bir saflık hakim oldu. Neler mi konuştuk? Gelin şimdi birlikte o masaya gidip sohbete dahil olalım.

Yoga nedir?

Yoga felsefi bir sistemdir

Bana göre öncelikle bilinmesi gereken yoganın belki de en çok tasavvuf ile benzerlik gösteren felsefi bir sistem olduğudur. Yoga tasavvuf felsefesinde tanımlanan “insanı kamil” olma haline yani daha basit bir dille “insanın en iyi versiyonuna ve en yüksek potansiyeline” erişmesi için meraklısına yol gösteren, yıllarca uygulayıcıları tarafından denenmiş ve etkisi görülmüş temel öğretileri olan bir sistemdir. Yine tasavvufta da olduğu gibi yoganın da nihai amacı en sonunda “hiçbir şeye bağımlı olmayan sürekli ve sonsuz mutluluk hali, birlik” olarak basitçe tanımlanabilecek aydınlanma hali, yani erme haline ulaşmaktır.

Yoga, yazılı ve görsel medyada göründüğü gibi sadece yoga pozlarından oluşmaz. Hatta yoga pozları sadece dört yoga akımından birinin bir alt basamağı, uygulama adımlarından biridir. Bu adım diğer tavsiye edilen yoga adımlarını uygulamakta zorlananlar için bir alternatif olarak ve de meditasyon gibi diğer uygulamalara hazırlık olarak tavsiye edilir.

Peki, bu dört yoga akımı ve bahsettiğin diğer uygulamalar nedir?

Aslında her an yogadayız, yani yaşamın kendisi yogadır. Dört yoga akımından ilki kişinin erdemleri, çevresi ile ilişkileri ve kendi ile ilişkisini düzenleyen yoga akımıdır. Bu akım kişinin günlük hayatında başına dert açan, huzur ve sakinlikten uzaklaşmasına bazen de kronikleşirse hastalık yaratmaya kadar götürebilecek aklın kontrolü ile ilgilenir. Günlük hayatımızda bu akımın akıl ve duyu kontrol yöntemleri ile her an ve her yerde yoga yapabiliriz.

Söz ve fiil düzeyinde “yalan söylemeyerek, doğruluktan uzaklaşmayarak, hiçbir varlığa zarar vermeyerek, bize ait olmayanı almayarak, nefsimize hakim olarak, istifçilik yapmayarak, bedensel ve zihinsel olarak temiz kalarak, halinden memnun olarak, tek noktaya odaklı kararlılıkla çaba göstererek, okuma ve iç gözlem ile kendini eğiterek ve mutlak ve kutsal olan kendimizden daha üstün bir varlığın olduğunu algılayarak” her an yoga yapabiliriz.

Diğer bir yoga akımı ise Adanma, yani Sevgi yolu yogasıdır. Bu akım kabaca önce bir varlığa sevgi geliştirmek sonra bu sevgiyi taşırarak tüm varlığa ve evrene doğru genişletmek, taşırmaktır. Başka bir uygulama ise eylemlerimizi bizden daha üstün olan bir varlık seçerek ona adamaktır. Bu kısım sıkça söylediğimiz “Yaratılanı severim yaratandan ötürü” ye benzetilebilir. Bunu sanırım en kolay anne, baba ve kardeşlerimiz yapabiliyor. Örneğin, bir anne çocuk sahibi olduğunda tüm çocukları kendi çocuğu gibi hisseder ve sever, onların acılarını kalbinde hisseder. Ya da aşık olduğumuzda aşık olduğumuz kişiye duyduğumuz sevgiyi ailemize, işimize her şeye doğru genişletiriz. Bu ruh halinde olduğumuzun göstergesi de çevremizden bolca duyduğumuz “Aşık mısın?” sorusu olur. Tevazu ve alçakgönüllülük geliştirmek de bu akımda tavsiye edilir. Sevgi yolu yogasının en ünlü uygulayıcılarından biri Hindistan’ın Mevlana’sı olarak görülen Ramakrishna’dır.


Yaşamın kendisi de yogadır

Geldik üçüncü yoga akımına. Bu akım benim en sevdiğim; Fiil yolu yogası. Yani yaptığımız fiillerde, diğer bir deyişle eylemlerde mükemmelleşerek yogadaki nihai birliğe aydınlanma seviyesine erişmek. Bunun anlamı yaptığımız eylemleri doğuracakları sonuçlara olan bağımlılığımızı bırakarak yapmaktır. Örneğin; iyilik yaparken karşılık beklememek, yani beklentilerimizi terk etmek. Eylemlerimizdeki meyve (menfaat, ödül) kazanma ya da sonuçları için endişe etmeyi bırakmak.

Bununla ilgili temel yoga metinlerinden biri olan Bhagavad Gita’ da çok güzel bir vecize var: “Fiilin meyvesine duyduğu bağımlılıktan kurtulmuş, her zaman halinden hoşnut olan, hiçbir şeye bağımlı olmayan kişi fiilde bulunduğu halde hiçbir şey yapmaz.” (4. bölüm 20.vecize)

Bu vecizeyi yaşamımıza dahil etmek için şöyle açıklayabiliriz. Diyelim ki aktif bir iş hayatınız var. Yapmanız gereken de bir dolu iş. Sadece yapmanız gerekenleri dürüst ve elinizden gelenin en iyisi olacak şekilde yapın. Sonra arkanıza yaslanın ve iyi ya da kötü sonuçları için endişelenmeyin. Bırakın. Bir sonraki işinize geçin. Bunu yaptığınızda nasıl rahatladığınızı ve aslında vecizede bahsedildiği gibi fiilde (eylemde) bulunurken bile fiilde bulunur gibi hissetmediğinizi sadece görevinizi yaptığınızı ve huzurlu olduğunuzu göreceksiniz.

Son yoga akımı filozofların yolu olarak tarif edilen Bilgi Yolu yogasıdır. Bu akımda kişinin zihinsel analiz ve sorgulama yöntemiyle gerçek bilgiye ve gerçek benliğine erişmesi tavsiye edilir. Kim olduğuna ve mutluluğun ne olduğuna dair yanlış tanımların ise bizi huzursuzluğa iteceği ve bunun da yani gerçek doğamızı ve gerçek mutluluğu bilmemenin de cehalet olduğu söylenir. Gerçek bilgiye ve mutluluğa entelektüel düzeyde analizler, sorgulamalar, okumalar, uygulamalar yaparak ulaşabileceğimiz ve aklı bir kez ikna edip gerçek bilgiye ulaştığımızda artık aydınlanabileceğimiz söylenir. Kulağa biraz zor geliyor ama tam da bu nedenle filozofların yolu deniyor.

Bu uygulamayı günlük hayatımızda aklımızı ikna etmek için temel metinleri okuyarak (yogik metinler, ya da örneğin Mevlana’nın eşsiz eseri Mesnevi, vb.) uygulayabiliriz. Mutluluk analizi yapabiliriz. Yani gerçek mutluluk nedir diye sorabilir üzerinde tefekküre dalabiliriz. Akıl, ruh, evren hakkında farkındalığımızı geliştirebilir ve her şeyden farklı olduğumuz ve egoya neden olan yanılsamalarımızdan kurtulabiliriz.

Tabii ki dört akımda tavsiye edilen öğretiler ve uygulamalar yukarıda yazdığım adımlarla sınırlı değil. Derya deniz bir sistem bu ve çok bilgi var. Ancak şimdilik uygulayabileceğiniz bu önerilerle konuyu bir sonraki yazılarımda daha detaylı açıklamak üzere burada bırakalım ve şöyle bitirelim:
Gerçek bir YOGİ günlük hayatındaki tüm tepkilerini bu akımlara göre verebilen ve tüm eylemlerini bu akımlara göre yönetebilendir.

Kimler yoga yapıyormuş el kaldırsın.

Namaste!

 

Kaynak:

Yazarın uplifers.com’daki yazısından alıntıdır.

http://www.uplifers.com/hayatin-her-aninda-yogadayiz/

 

Go to top