“Takip etmelisin, edilmelisin, her gün paylaşım yapmalı ve hatta güzel bir arka plan yakaladıysan birkaç ileri seviye poz paylaşmalısın."

Son zamanların algısı 'ne kadar çok takipçin varsa o kadar iyisin' gibi. Daha görünür olmaya dair hissiyat ve yönlendirmeler yabancı gelmemiştir sanırım!

Bu koşullanmalardan bihaber, "evde kal" mottosu ve  "hazır evdeyken" rehavetiyle yeni bir deneyime kucak açsam mı diyerek YouTube için bir deneme sürümüne göz kırptım. İşin aslı, ben niyet eder etmez, o beni kucakladı. Hatta fazlaca sardı sarmaladı!

Şöyle ki;

Birkaç sene evvel öğrencimin bu önerisine "O bambaşka bir iş!" diyerek uzak dururken, birkaç kez daha hatırlatılması üzerine bu sefer "Neden olmasın?" derken buldum kendimi. Durumu henüz idrak aşamasındayken "Dersteymiş gibi anlatırım, o kısmı kolay." diyen kişinin, akabinde çekimser ve her şeyi bir çırpıda anlatıp göstermeye çalışan bir kişiye dönüşmesi ise ayrı bir hikaye!

Sıkıcı ve zor geldi kabul o an için ama bir o kadar komik ve güzeldi de. Evet, o kısacık deneyimde bile çok muhalif oldum, çok vazgeçtim ve bir o kadar da çok keyif aldım.

Sebebi mi?

Bir anda adapte olamadığımı fark ettim mesela, yeni olanı hemen hayatıma dahil edemediğimi. Üzerine, mükemmeliyetçi tarafımla da yüzleşmişken, kendisi “doğru”  ve  “başarılı” olmalısın baskısını / desteğini üzerimden eksik etmedi elbette!

Sonrası mı?

Yeni olana kucak açabilme cesaretimi sevdim mesela. Enerji akışı, aura ya da o her neyse, birebir iletişimi ne kadar değerli bulduğumu anladım bir kez daha. Bir kimseye basit görünen ne varsa, bir başkasına nasıl zor göründüğünü ve her şeyin bir anda olması gerekmediğini anımsadım tekrar. Mükemmellik kelimesi anlamını yitirdiği an açığa çıkan hafiflik hissinden bahsetmeme gerek yok sanki.

Tanık olma, yüzleşme, kabullenme derken "Bu sürecin adı da yoga aslında." diye gülümserken buldum kendimi.

Kısacası;

Hani, başlamadan sırt çevirdiysen denemeni, “hedef” adı altında kendini yoruyorsan da biraz dinlenmeni öneririm. Kolaylığı, zorluğu, derinliği, önem sıralaması herkes için bambaşka olabilir. Evet, çaba gösterilen, emek verilen her an değerli ama güç, esneklik ve teorik bilgiler biraz da yüzünü kendine döndürebilmen için yoldaş aslında.  Kaldı ki mevzu sadece bu olsaydı, çakraları, anatomiyi biliyor olmak için ezber kabiliyeti, ileri seviye pozları yapıyor olmak için de uygun kas yapısı ve jimnastik geçmişi yeterli gibi, öyle değil mi?

Bomboş olma halinin, bilememe ve yapamama tedirginliğinin kıymetini unutuyoruz. Her şeyi bilmeli, cevaplamalı, yapmalı kaygısı altında, sindirmek ve anlamak kısımlarını farkında olmadan geçiştiriyoruz. 

...ya da geçiştirmeyi seçiyoruz.

Namaste.

Go to top