Dilin ve şiddetsiz iletişimin önemine inanan birisi olarak yoga derslerine katıldığımda kulaklarımı tırmalayan söylemlerle karşılaşıyorum. Bilgisine ve tecrübesine güvendiğim yoga hocalarından bile şiddet içeren kelimeler duyuyorum.

Yoga dersleri vermeye başlayınca fark ettim ki ben de kullanıyorum arada sırada bu kelimeleri. Bu farkındalıkla hemen dilde bir temizliğe gittim ve yoga derslerinde hangi söylemlerin beni ve öğrencileri dersten ve andan uzaklaştırdığını düşünerek şiddetsiz bir dil barındıran dersler oluşturmaya niyetlendim. Bu konudaki temel başlıklarımdan bir kaçını da paylaşmak istedim.

  1. Yönergeyi net vermeliyim!

Derslerime baktığımda söylediklerimi dinlemek yerine pozu benim yapmamı istediklerini görünce yönergelerde bir sıkıntı olduğunu fark ettim. Mesela öğrencilerim aşağı bakan köpek duruşunda size bakmaya çalışıyorlarsa sizin de yönergelerinizi gözden geçirmeniz gerek! Bu durum öğrencilerin sakatlanmasına bile yol açabilir!

Mesela aşağı bakan köpekte dururken sağ ayağı öne götürmesini söylediğinizde yönerge eksik kalmış oluyor. Sağ ayağını iki elinin ortasına yerleştir dendiğinde daha net bir yönerge işleri kolaylaştırıyor.

Kendimce şöyle bir formül geliştirdim. Neyi-Nereye-Ne yap- . Mesela sağ ayağı sağ elin dışına götür…

  1. Eğer daha esnekseniz şu alternatifi yapabilirsiniz!

Bu söylemin şiddet derinlerde saklı. Bu söylem ile zihinlerde şöyle bir algı oluşuyor: esnek olmam gerek, esnek olmamak kötü bir şey, esnek olursam daha iyi yoga yaparım… Halbuki yoganın esneklikle güçle hiçbir alakası yok ve tamamen bir anda kalma çalışması. Bu söylemi kullanarak herkesin yoga yapabileceği algısını kırmış oluyoruz ve hiç yoga ile tanışmamış insanların “Ama ben yeterince esnek değilim o yüzden yoga yapamam!” gibi söylemlerini temelini biz atmış oluyoruz. Her defasında bıkmadan bedenin izin verdiği ölçüde ve kendi pratiğimize odaklandığımızı hatırlamamız gerek.

Peki, sınıf içerisinde gerçekten bir süredir yoga yapan ve ilk defa derse başlayanlar için nasıl bir izlemek gerekiyor. Öncelikle grupları ayırmak en iyi fikirken bunu yapmak bazen imkânsız olabiliyor. O yüzden şöyle yönergeler benim işimi kolaylaştırıyor: Bedeni dinleyerek derinleşebiliriz, Bugün iyi hissediyorsak şunu deneyebiliriz, bugün bedenimiz dengede zorlanıyorsa duvar kenarına geçmek iyi bir çözüm olabilir….

  1. Asla ne yapmaması gerektiğine odaklanma!

Bu cümlede aslında söylediğim şeyi yapmış oldum. Negatif cümle kullanmanın zihinde etkisi çok basit: anında reddediyoruz söyleneni. Mesela size pembe bir fil düşünmeyin dersem ilk düşüneceğiniz şey pembe bir fildir. Askere giden bir arkadaşım şöyle bir anısını anlatmıştı: Silah eğitiminde komutanları bir saat boyunca silahı nasıl tutmamaları gerektiğini anlatmış ve sadece bir kere silahı nasıl tutmaları gerektiğini söylemiş. Haydi silahları tutun dediğinde herkes birbirinden farklı şekilde tutuyormuş silahını. Yogada da aynı sahnelerle karşılaşmışlığım var. Hoca şunu yapma bunu yapma dediğinde ne yapmamız gerektiğini söylemeyi unutuyor ve hepimiz bambaşka yorumlayarak bambaşka duruşlara girebiliyoruz.

Şimdi başka bir örnek. “Kırmızı bir araba düşünün.” Yönergesi ile tüm zihinler bambaşka kırmızı arabalar düşünebilir. Kimisi tek kapılı kırmızı bir Ferrari hayal ederken kimisi dört kapılı kırmızı bir Murat 124 hayal edebilir ama benim yönerge ile düşünmenizi istediğim araba kırmızı bir vosvos arabaydı. Peki, o zaman neden kırmızı bir vosvos araba düşünmenizi söylemek yerine eksik yönerge ile işleri zorlaştırıyorum ki?

4.Eğer ihtiyaç hissediyorsan blok ya da kemer kullanabilirsin.

Çok naif bir söylem ve özünde şiddet içermiyor ve hatta öğrencinin işini kolaylaştırıyor gibi görünüyor; fakat daha çok kafa karıştırıyor! Öğrenciler blok ya da kemer ya da diğer yardımcı aletleri kullanmayı bilmeyebilirler ve hatta bilmezler. Sizin bloğu hangi pozda ne şekilde kullanarak duruşu rahatlatacağınızı açıkça söylemeniz gerek. Yukarıdaki pembe fil mevzusu gibi. Örneğin öne eğilmelerde kemeri ayak tabanlarının altına geçirerek kemerin iki ucundan tutmasını söylemezseniz kemer kullanın demenin hiçbir anlamı kalmayacak!

İnsan zihni çok kompleks ve insanlarla doğrudan iletişim kurarak bir ders vermek emek istiyor. Dersin içeriğine ve akışına mı odaklanacağımızı ya da söylemlere mi odaklanacağımızı şaşırabiliriz ilk başlarda. Bu farkındalığı kazandığınıza her söylediğiniz kulaklarınızı tırmalamaya başlayacak ve yavaş yavaş kendi alternatif ve şiddetsiz iletişiminizi geliştirerek anda kalma amacına hizmet etmiş olacaksınız. Ellerimizin üzerinde durmaya harcadığımız çabanın birazını dilimizi törpülemeye ve şiddetten arındırmaya harcamayı öneriyorum.

Go to top