Hakikatte kim olduğumuzu anlamanın en güzel yollarından biridir; SADHANA; günlük yoga pratiği...

Bunun için de sadece kendimize ait bir zamana ve alana ihtiyacın vardır. Fakat ne tuhaftır ki, bazılarımızın böyle bir alanı, bazılarımızın da zamanı yoktur. Velhasıl her gün belli bir saatte bu alanda kendimizle buluşmamak için türlü türlü bahaneler yaratırız. Çok fazla yapacak şey vardır, zaman dardır, ev kalabalıktır, tatildeyizdir, öfkeliyizdir, bir önceki günün pratiğinde bir yerimizi sakatlamışızdır...

Oysa ki sadhana için gereken tek şey düzenli olarak anda mevcut olmaktır. Bu mevcudiyet kimi zaman daha uzun, kimi zamanda daha kısa sürebilir. Bazen canımız acır; veyahut yorgunuzdur, o vakit oturup dikkatimizi sadece nefesimize verebiliriz, ya da uzanıp derin gevşeme de kalabiliriz. Bazen daha çok zamanımız ve halimiz olur, o vakit daha uzun ve yoğun bir fiziksel pratik yapabiliriz. Bazen de sadece ilham verici bir şiir okuyup yerimizden kalkarız... An gelir, hiç konuşmadan uzun uzun güneşin batışını izleme fırsatını buluruz.

Bunların hepsi yogadır, hepsi sadhana'dır. Sadhana, bizi hakikatimizle buluşturur; benlikle özdeşleşen -ben şuyum, ben buyum, ben ağrıyım, ben yorgunum, ben öfkeliyim- gibi tüm geçici hallerden sıyrılarak yüksek benliğimiz -ben gerçeğim-  ile temas etmemize olanak verir.

Sadhana sadece fiziksel yoga pratiği değildir, ne olursa olsun an'da mevcut olmaktır, adanmışlıktır.
Go to top