Insanlar maskeleri bıraktığı zaman yürek, sevgi, sıcaklık ve masumiyet ortaya çıkar. Tam bebeklerde olduğu gibi. Var olduğu gibi o tertemiz ruh ve yürek yansır.

Öğretilmiş maske yoktur, toplumsal “olması gerekenler”, showlar ve yalan yanlış kimlikler yoktur. Tam ve bütün güzelliğiyle kimliğini yansıtır. Bu saf ve temiz varlığı ile sevgi duygusunu yansıtır ve geri kazanır. Büyüme sürecinde anne, baba, toplum ve çevre tarafından farklı öğretiler almaya başlar. Aslında bu öğretiler o toplumun/kişilerin tecrübe, kaygı ve korkularını yansıtır. Bundan dolayı bugün farklı toplumsal anlayış ve kültürler vardır. Ve bu şekilde değişik gözlükten hayata bakmayı öğrenir, kendi kişiliğini yönetmeye kalkar ve/veya kendini farklı göstermeye gayret eder. Çocuğun hayatına yerleştirilmiş sınırlar arzu ve isteklerinin gerçekleşmesine engel olur veya şanslıysa olumlu yönde etki almıştır ve bu öğretiler destek olur.

Sınırlayan örnek “sen zaten bi işe yaramazsın, sen yapamazsın, bilemezsin, öğrenemezsin, meslek öğren çünkü sanatla para kazanılmaz, felsefe ne işe yarar” gibi tanımlar.

Destekleyen örnek “sen olduğun şekilde harikasın, hayatında herşeyi başarabilirsin yeter ki iste, sen özelsin, değerlisin, kıymetlisin”

Belli bir bilinc veya yaşa vardığında kişi merakı var ise, hayatı sorguluyor ise veya bir şekilde hayat onu sorgulamaya yönlendirmiş ise – işte o zaman bu öğretilmiş sınırlayan öğretileri adım adım bırakmayı öğreniyor ve tekrar hayatın verdiği sınırsız imkanlara kavuşuyor. Ne kadar ilginç değil mi?

İşin özüne bakıldığında bu dünyada doğru veya yanlış diye bir şeyin olmadığını anlıyoruz. Senin hayatında belirlediğin değerler olabilir ve sen onlar doğrultusunda kararlarını verirsin. Örneğin Afrikada bir kabilede çoçuk doğduğunda toplum ağlar ve insan öldüğünde kutlama yapar ve sevinir veya örneğin Istanbul Fatih Mahallesinde dekolte kısa elbiseyle gezemezken Istanbul Bebek Mahallesinde beğenilir iltifat alırsın. Doğru yanlış tanımı da bu kadar basitçe ve yalan bir şeydir. Bu nedenle sen kendi yaşam değerlerini tanımlamada özgürsün. En fazla 2 veya 3 adet tanımla ki gerçekten hayatında uygulayabilesin. Dilinde değil, yüreğinle ve kalbinle yaşa. Örneğin Sevgi ve Merhamet. Bir çok dini merakımdan araştırdığımda İslam, Hiristiyanlık, Buddhism, Taoism, Hz.Isanın yaşamı ve Hz.Mevlana ve bazı felsefi yaklaşımları temelinde hep aynı 2 değeri buldum.

Sevgi ve Merhamet. Koşulsuz, çıkarsız, “ben yaptım” ilan etmeden – yani Ego devre dışı, kimseleri dışlamadan hoşgörü içersinde, saf ve temiz bir duygu.

Dilinde yaşama değerlerini, yüreğinle ve kalbinle yaşa. Bugün bazı toplumların temel ilkelerinde sorun yaşama nedenlerinden en önemli kısım budur – dilinde yaşamıştır, günlük hayatında yüreğinle ve kalbinle yaşatmamıştır. Bu yüzden tekrar etmek istiyorum.

Yüreğinle ve kalbinle yaşa değerlerini, günlük hayatında uygula ve yaşat.

Go to top