Pratiğim her seferinde beni kendimle buluşturan vasıta, buluşma mekanımsa matım. Matımın üzerinde kendi serimi yaparken farkettiklerim hayatımla ilgili ipuçları veriyor, iç dünyam ile dış dünyam arasındaki ilişkileri görünür kılıyor.

Salı pratiklerimden sonra aldığım notlarımdan derlediğim bu beş bölüm başka farkındalıklara vesile olur dilerim. 

1. Salı (Beden ve Hareket farkındalığı)

Bugün bacaklarım direndi epey. Belki daha uzun bir ısınma ve açma gerekiyordu en başta. Ne kadar çok şeyi hazır olmadan yapıyoruz? Hazır olmak mümkün mü her olana? Hazır olmadığım durumların altından kalkmak için kendimi zorlamanın alışkanlık haline geldiğini farkediyorum.

Yoga yaparken bedenimin farkına varıyorum. Duruşlarda uzun kalmaya ve çalışan kaslarımı anlamaya veriyorum dikkatimi. Bir zaman yapamayıp şimdi yapabildiğim hareketler içime neşe dolduruyor. Hareketleri yaparken bacaklarımın gerginliğine şaşırıyorum. Belimden daha ileri gitmemem için sinyal geliyor. 

Bazı hareketlerin duyguları var. Mesela Cakrasana beni mutlu ederken Setubandanasa hoşuma gitmiyor bu ara. Salabanasana ve Danurasana nın içinde çok heyecanlıyım. Çevrilmelere sinir oluyorum ve hiç yeterli gelmiyorlarlar.

Bugün ilginç birşey oldu. Çocukken ayağıma kaynamış süt dökülmüştü. Ayağımın üstünde pinpon topu kadar bir yara açılmıştı. İyileşmesi çok sürdü. Pratiğimin sonunda o yaranın artık neredeyse gözle görülemeyecek kadar hafiflemiş izini farkettim. Halbuki ben o yarayı unuttum gitti çoktan. Nasıl geldi birden aklıma ve hatta gözümün önüne. Yaralar kapansa da görünmeyen izleri kalıyor değil mi? Kimbilir içimizde ne çok şey birikiyor ve atamıyoruz onları. 

2. Salı (Zaman Algısı)

Yoga saatimi öteledikçe öteledim bugün. Başlayınca gideceğini biliyordum ve öyle de oldu. Belki de yorgunluktan zihnim ordan oraya kaçmıyordu. Arada aklıma güncel meselelerim gelse de dikkatimi harekete ve bedenime döndürdüm kolayca. Nefes saymadım, dakika tutmadım ama duruşlarda yeterince kalmış olmalıyım çünkü  bir saati çoktan geçmiş. Yani öyle hızlı yapıp geçmemişim. Hatta yavaş bile olabilir. Zamanı ölçmek ne zor şu hayatta. Ya yetmiyor yada çok fazla. 

Bazen aklıma seriye sıkıştırmak için bir asana geliyor ama ayırdığım süre bitmeden istediğim hareketleri bitirmeliyim. İşte yine zamanla ilişkime geldik. Zamanla ilişkimde farkettiklerim, olmazsa olmaz seçimler, sabit zamana çok hareket sığdırmak yine de aklımın yapamadıklarımda kalması ve illa ki kısıtlı sürede tamamlamak için telaş etmek. Günlük işlerimde çoğu zaman çalışan denklemin de bu denklem olduğunu farkediyorum. Değişim farketmekle başlar.

3. Salı (Alışmak)

Mata geldiğimde zihnim çok doluydu bugün. Çok başka tellerden çalan bir sürü düşünce ve istek beni rahatsız edip durdu.  Zihnimde bunlar olurken otomatik pilot kumandayı ele geçirmiş olmalı. Bir baktım, her zaman alışkın olduğum seriyi otomatiğe almış yapıyorum. Buna şaşırdım ama araba kullanırken oluyor da yoga yaparken neden olmasın. Birara kendimi seriyle ilgisiz bir harekette buldum. Otomatik pilot seride bir yerde nasıl olduysa takılmış. Otomatik pilota güvenmek de bir yere kadar. Seriyi yaparmış gibi görünmemi sağlayarak beni matta tutuyor sadece. Bunu farkedince kumandaya geçiverdim.

Bu seriye alıştım hareketler belli ve tekrarlar daha iyi yapabilmememi sağlıyor. Aynı seriyi defalarca yaptığımda duruşlar daha kolay ve çabasız oluyor. Bazen serinin oturmuş olmasının ne kadar da rahat olduğunu düşünüyorum. Hareketi biliyor bedenim ve hop diye yapıyor. Hep böyle sürsün ben kendimi hep bu seride bulayım ve rahatça yapayım istiyorum. Yine de sıkılmaktan korkuyorum. Tekrarlar bir taraftan da sıkıyor beni. Ustalaşmanın önündeki engel olabilir mi?

Böyle bir seride hareketin içinde yapılacak en güzel şey bedenimi zihnimle kontrol etmek. Neresi kasılı, neresi rahat farketmek? Kasılı yerleri rahat bırakmak, aralarda nefes almayı hatırlamak. Asananın içinde kalmanın yeni anlamı bu benim için. Hayatın getirdiği olayların içinden geçmenin de yolu değil mi bu?

4. Salı (Kabul)

Bazı günler bugünkü gibi fiziksel olarak bitkin oluyorum. Fiziksel sağlık hayattan aldığımız tadı belirleyebiliyor. Vücudum katı idi bu sabah. Ne yapalım bazen böyle. Bedenim hareketlere alışmış olduğundan seriyi rahatça yapabildim yine de. Pratiğimin içinde kendimi olduğum gibi kabul etmeyi deniyorum bu aralar. Kısa mı yaptım hareketi? Olsun. Kendimi çok mu sıktım? Olsun. Sınırlarımı zorlamadım mı? Olsun. Sınırını zorlamak insana yakışıyor ama gerçek sınırını sadece görmek istersen görebilirsin yoksa her zaman kolay olana kaçış eğilimi var. Kendini hep zorlamanın da bir alemi yok. Keyfi kaçıyor öyle.  Yani bunda da bir denge gerekiyor. Hergün bir süreliğine biraz sınırı geçmek birgün sınırın kapısındaki tüm bekçileri şaşırtacak şekilde diğer tarafa geçirebiliyor seni.

Bugün kendimi zorlamama sözüm var ya kendime. Zaten zorlama düşüncesi karın bölgemde iç burucu kasırgalar yaratıyor. Düşebileceğim boşlukların derinlerinden uyarı gibi geliyor bu bana. Seriyi oldukça yavaş, asanaların içinde kalarak yumuşak geçişler ile tamamladım. Çok iyi geldi böyle. Hareketlerin bir bölümü elendi tabii zamana sığsın diye. Olsun bu tam ihtiyacım olandı. Kendimi kendime bıraktım. Dinledim kendimi. Çok da hoşuma gitti. 

Yoga bugün bir defa daha iç huzurum için sığınacağım yeri gösterdi. Kendimi.

5. Buluşma (Amaç)

Bir süredir pratiğimi günümün içinde biryere yerleştiremedim ve matıma gelemedim. Beden ve zihin farkındalığını artıran her aktivite yoga ise, matıma gelemediğim bu dönemde de yaptıklarımla yogadan uzaklaşmadığımı biliyorum. Seriye başlayınca yine güçlüydüm ve hareketlerin alışkanlığı geldi.  

Önümde kocaman bir gün ve işler var. Aradan sonra bu ilk pratikte amaç biraz açılıp esneyip güne başlamak. Amaca ve niyete göre de akış nasıl da değişiyor. Asanalar ve kalma sürelerim amaca göre dizildi. Gerçek bir amaç varsa herşey ona göre diziliyor hayatta da.

Bir aralık kocaman ağaçlar güçlü rüzgarla öyle bir sallandı ki olduğum yerde manzaraya dalıp gittim. Hem de ne huzurlu bir dalıştı. 

Go to top