Başlık şarkı sözü gibi geldi değil mi? Ağrı sevilebilir bir şey olabilir mi? Yoksa zamanla kronikleşen ağrılara alışıp, görmezden gelmeye mi çalışıyoruz?

Tabi ki birincisi değil, fakat ilk başlarda yaşın çok daha küçük olduğu dönemlerde ağrılar hayatımıza sinsice sızarken, kalıcı hale gelebileceklerini fark etmiyoruz. Bir de şu da var ki; ilk zamanlar sadece, uyuyup dinlenerek ağrıları başımızdan def etmeyi, yeni güne ağrısız uyanmayı başarabiliyorduk. Ama zaman geçtikçe dinlenip geçenler yerleşmeye, hatta yayılmaya başlıyorlar ve sende korkmaya başlıyorsun. Sonra ağrıdan kurtulma yolları aramaya başlıyoruz, çaldığımız kapıların büyük bir bölümü ağrı kesici ve kas gevşeticilere açılıyor, biz ilaçtan medet umar hale geliyoruz. Bir zaman geliyor ilacın dozu, ağrı ile doğru orantılı olarak artmaya başlıyor. Sonra beden kullandığın kas gevşeticiye alışıyor, ağrılarda bir değişiklik olmuyor, başka ilaçlara yelken açıyorsun.

Nasıl ki ayak bileğinde başlayan bir rahatsızlık, dizine, kalçana, beline, omurgana ve boynuna doğru ilerliyorsa, kas gevşeticilerin ilk yan etkisi midede başlıyor, karaciğer ve böbrekler gibi hayati organlara uzanıyor, çoğunlukla kendimizi iyileştirmek isterken daha çok zarar veriyoruz. İlaç kullanımı bir kısır döngüye dönüyor, geçmeyen ağrılarla birlikte ağrının içine düşüp, depresyonla çıkmayı başarıyoruz. Al sana ilaç kullanmak için bir neden daha ve kafanın takılı kaldığı her ağrı seni zaman içinde daha mutsuz bir insan haline getiriyor.

Yaşam koşullarımız ve ağrıya bakış açımız kendimizi iyileştirmeye giden hangi yolu seçeceğimizi belirliyor. Günümüzde çalışma koşulları, bilgisayar ve benzeri gibi bir sürü teknolojik araçla kolaylaşıyor gibi gelse de, uzun vadede bu araçların kullanımı ile ilgili duruş bozukluğundan kaynaklanan sorunlar ortaya çıkıyor ve korkarım ki büyümekte olan gençlerde ağrılar boyundan başlayacak gibi görünüyor. Yolda, markette, arabada, lokantada kimi görseniz başlar telefona ya da tablete eğilmiş durumda ve korkarım ki akıllı olduklarını söylediğimiz bu araçlar bizi ağrıya mahkum edecekler. Yeni nesil gençlerin ağrılar karşısında yapılacak uzun bir listesi ama bunları uygulayacak zamanları yok. Bizim gibi daha büyüklerin zamanları bol ama yapılacaklar listesindeki tek seçenek ilaç kullanmak. Bu kadar yazdıktan sonra ‘’siz hiç mi ilaç kullanmıyorsunuz?’’ diye bir soru sorabilirsiniz. Çok nadirde olsa ortaya çıkan, ağrıdan uyuşmama sebep olan baş ağrısına ve halen devam eden sakarlığım yüzünden oraya buraya çarptığım kolum ve bacağımda oluşan ödemi çözmek için ilaç kullanıyorum, bu kullanım bir iki günü geçmiyor. Çünkü ben ağrıların panzehrini yedi yıl önce buldum ve yoga yapmaya başladım. Aslında kendime çizdiğim sınırların dışına çıkmayı başardım demek daha doğru olur.

Bedensel ağrıların, uygulamayı öğrendiğin asanaların bir sonucu olarak, zaman içinde düzelttiğin duruşunla birlikte git gide azalmaya başladığında, sınırların dışına çıkmayı başarabildiğin için şükrediyorsun. O sınırları hiç aşmamış, bir yoga stüdyosuna adım atmamış, büyümekte seviye atladığım bu günlerde o doktordan, bu doktora ağrılarıma çare arıyor da olabilirdim.  Yoga, her zaman yazdığım gibi bir bütün olarak çalışıyor, dışında başlayan iyilik hali sen fark etmeden içine de yayılıyor. Aslında sistem bir arada çalışıyor ama beden ve hareketlere odaklanan zihnin, iyilik halini öncelikle bedende hissediyor. Yogayı ya seversiniz ya da sevmezsiniz, aslında bu birazda eğitmeninizle ilgilide olabilir. Ama şunu düşünmenizi istiyorum; beş bin yıl öncesinden günümüze kadar gelmeyi başarmış bir sistemin ve dünyada milyonlarca insanın uyguladığı duruşların iyi gelmiyor olması mümkün müdür? Verecek bir cevabınız yoksa bilgiye bu kadar kolay erişebildiğimiz bir dünyada, tarafsız gözlerle yoga dünyasını incelemeniz, bir bilim, felsefe ve sanat olarak değerlendirmeniz ve kararınızı ona göre vermeniz gerekir. Uzun bir süredir kendimize ayırmayı başardığımız zamanın bize bütünsel bir iyilikle döndüğünü düşünüyorum. Bu bedende sağlıklı bir hayat sürmeyi düşünüyorsan, öncelikle kendi iyiliğine sahip çıkmayı öğren. Ağrıyı sevmeyi değil, ağrısız bir hayatı hedefle; bu hayatta ağrısız kalabileceğin, tamamen geçmese bile ağrıları azaltabileceğin bir yer var, sen onu bul.

Sağlıkla ve hoşça kalın, Namaste.

 

SİTEDE ARA

Go to top