Tıpta kullanılan Latince bir deyim vardır, ‘’Pirimum nihil nocere.’’ Tercümesi ‘’önce zarar verme’’ demektir.

Tıp öğrencileri bu ilkenin ışığında yetiştirilmeye çalışılır ama bu ilkeye göre yetişenler bu ilkeyi ne kadar uyguluyorlar orası tartışılır. Sonuçta en baştan beri öğretilmeye çalışılan bir zarar vermeme, insanın bütününü gözetme ilkesi var. 

Yoga felsefesinde yamaların ilk ilkesi ‘’ahimsa’’ önce zarar verme ilkesi ile örtüşür. Aynı tıpta olduğu gibi önce insanın bütününü gözetmek ilkenin temelini oluşturur. Ahimsanın tıpta ki önce zarar vermeme ilkesinden ayrıldığı nokta, yogada kendinden başlayarak zarar vermemeyi öngörürüz. Ama ne yazık ki ‘’ahimsa’’ stüdyoların kapısından içeriye öyle kolay adım atamaz, kapının önünde çaresiz kalır, hal böyle olunca yoga terapi eğitimine gelenlerin bir kısmının yoga stüdyolarında sakatlanmış olmaları tesadüf değildir. Hırsların, ilkelerin önüne geçtiği her işte zarar vermek ve görmek kaçınılmazdır. Yaptığın işlerin görünür kısmına odaklandığımızda, etiği göz ardı ettiğimizde ve içsel bir huzurdan çok yaptığımız işle öne çıkmaya çalıştığımızda işlerin sarpa sardığını ve kaybettiğimizi düşünüyorum. Bu duruma yoga tarafından baktığımızda egolarımız bizi ele geçirdiği için bütünümüze verdiğimiz zararlar artmakta ve biz, benim penceremden yogaya bakan, zarar vermemeyi ilke edinmiş eğitmenler gelinen bu noktadan rahatsızız. Markette satılır gibi dağıtılan sertifikalar ve o sertifikalarla yola çıkanlar, bana yoga camiasının korkulu rüyaları olacak gibi geliyor. Çünkü amaç mat üzerinde verilecek ileri pozlar ve sosyal medyada ne kadar beğeni alacağınız olduğunda, asanaları hazır olmayan bir bedenle uygulamaya kalktığınızda ya da hazır olmayan bedenleri buna zorladığınızda zararda kaçınılmaz oluyor. Dört yıldır eğitmen-öğrenciyim, onun öncesinde sadece öğrenciydim, eğitmen olabileceğimi düşünmek ve bu konuda kendime güvenebilmek için üç yıl geçmesi gerekti. Ben eğitmenlik eğitimine başladığımda o üç yıllık öğrenciliğin getirdiği birikimle, kendimi yoga ne demektir biliyor zannetmek gafletindeydim. Binlerce yıldan gelip, elimizden tutan yogayı anladığımı sanıyordum ve eğitim başladığında buzdağının görünen kısmının bile tamamını göremediğimi fark ettim. Her şey yavaş yavaş gelip içine yerleşiyor, iş eğitmenlik eğitimi ile bitmiyor, amacın sadece asanalarsa söyleyecek sözüm yok, ama hedefin daha derine dalmaksa yolun çok başında olduğunu bilmek öğrenmeyi kolaylaştırıyor. 

Yoga felsefesinin içine bu kadar dalmadan öncede ilk ilkem öğrencilerimi güvenli alanlarda tutmaya çalışmaktı, o yüzden benim sınıfıma gelip umduğunu bulamayıp giden çok olmuştur çünkü ego ve hırslar benim stüdyomun kapısının dışında kalır. Öğrencilerime ders boyunca şunu söylüyorum, ‘’içinde bulunduğun asana seni az da olsa rahatsız ediyorsa hemen bir adım geri gel ya da hareketten çık.’’ kimse kalmak istemediği bir asananın içinde kalmak zorunda değildir. Stüdyomun kapısından içeri girenlere bedenlerinden başlayarak kendi bütünlerine şefkat göstermelerini rica ediyorum. Eğitmen dediğinizde etten, kemikten bir insan, ‘’ne kadar herhangi bir rahatsızlığınız var mı?’’ diye sorsak da bedenini en iyi sen tanıyorsun. Bu yüzden hedefin şifalanmaya geldiğin bir yerde zarar görmemek olmalı. Bu yüzden yogada yolumu yamaların ve niyamaların ışığı aydınlatıyor onlar benim sıkıca sarıldığım ilkelerim, kimseye zarar vermeden ve zarar görmeden kendi güvenli alanlarım içinde yürüyorum.

Yoga ile oluşan beden farkındalığım ve bütünüme şefkat beni değiştirdi, her şey benim seçimim öyleyse ben içine girdiğimde rahatsız olduğum asanaları yapmak zorunda değilim. Kimseye bir şey kanıtlamak derdinde değilim, ben kendimi eğitebildiğim kadar ve zarar görmeden öğretebildiğim kadar varım.

Yoga yolunuz hep şifaya çıksın. Sağlıkla ve huzurla kalın. Namaste

SİTEDE ARA

Go to top