Yaşamın içinde bir zaman geliyor, kendini pamuklara sarıp sarmalama hissi, içinden dışına yayılıp seni yakalayıveriyor.

İnsanın kendi bedeninin isteklerini öğrenebilmesi zorlu bir süreç, bunu öğrenebilmek için önce susman ve kendini dinlemeyi başarman gerekiyor. Bir koşturmacanın içinde en çok kendimize sağır ve en çok kendimize körüz.

Her yaşla bir basamak daha yukarıya tırmanırken, içimizde ve dışımızda taşıdıklarımızla iki büklüm oluyoruz. Yıllarca biriktirdiklerimiz en çok bize yük ve sen sırtlanmaya devam ettikçe artmaya devam edecek gibi gözüküyor. Bir zaman geldiğinde bırakmayı öğrenmen ya da en azından paylaştırman en çok senin iyiliğin için gerekli. Hiçbir şey yapamıyorsan eğer daha fazla yükü sırtlamaktan vazgeç, bırak kim istiyorsa o yüklensin ve herkes kendi sorumluluğunu alsın. Aslında yaş aldıkça akıllanmak diye bir şey var ama buna akıllanmak değil de gözümüzü açmak demek daha uygun olur diye düşünüyorum. Büyüdükçe öğreniyoruz, sürekli koşmak çok yorucu ve anlamsız, yavaş ve emin adımlarla disiplinle, sabırla yürürsen eğer, gideceğin yere ulaşıyorsun. İçinden bir yerlerden gelen “geç kaldın, hem de çok geç kaldın’’ sesini umursama, nedir ki geç kalmak? Sen yeter ki kendini duymaya geç kalma. Kendini duyabilmeyi, bedeninden, ruhundan ve zihninden gelen sinyalleri analiz etmeyi öğrendiğinde seviye atlamış oluyorsun. Kendini daha çok önemsiyor, bedenini daha iyi tanıyor ve neye ihtiyacın olduğunu daha net görüyorsun. Hani hep deriz ya “on sekiz yaşım, şimdi ki aklım”. Evet sen bedenen kaç yaşında olursan ol, ruhen olgun bir on sekiz oluyorsun. Bedensel farkındalık kolayca öğrenilebilen bir şey değil, hatta çoğu insan hiç kendinin farkında olmadan bu dünyadan geçip gidebilir. Kendin için kendine doğru attığın her adım yeni bir farkındalığı beraberinde sana taşır. Sen sustuğunda, kendini dinlemeyi öğrenir ve duyduklarına göre hareket etmeye başlarsın.

Temel yoga eğitimim vinyasa yogaydı, ben ilk kez vinyasa ekolü ile tanışınca ilk eğitiminde o olması kaçınılmazdı. Daha sonra, hamile yogası, yin yoga uzmanlaşma ve bütünsel yoga terapi eğitimleri aldım ve aldığım her eğitim bana kendimi dinlememi ve içimden gelen sinyallere göre neye ihtiyacım olduğunu fark edebilmeyi öğretti. Kendimi duyarak içine yerleştiğim tüm asanalar benim şifalanmam için vardı, zarar görmem için değil. Öyleyse kendimi zorlamam, yapamadığım asanalar içinde rahatsız bir şekilde acı çekerek kalmam gereksizdi. Şimdiye kadar yoga ile tanıştığı için pişman olan kimse ile karşılaşmadım ama bu yolda olmasına rağmen kendini duymayı öğrenememiş çok insan gördüm. Yolum terapiden geçtiğinde, bedenime şefkat göstererek yaptığım her asanayla konfor alanımın daha genişledi ve yogayı bir hareketler bütünü olarak görmekten tamamen vazgeçtim.

Yoga bütünsel şifaya ulaşmanın yoluydu ve yoga felsefesi, kendimizi duymak ve dönüşebilmek için bizim önümüzü aydınlatıyordu. Ne mutlu bunu fark edip, yoganın kendisine ne anlatmaya çalıştığını anlayabilene. Kendin için yaptığın yatırımların en paha biçilmezi ve en etkili yolu yogadan geçiyor. Bu yolu bul ve mutlaka yolda kal.

Sağlıkla ve hoşça kalın. Namaste.

SİTEDE ARA

Go to top