İnsanın kendinin ve hayatının bütün sorumluluğunun kendi omuzlarında olduğunu fark etmesi, ilk gençlik yıllarının son zamanlarına, üniversite eğitiminin ilk yıllarına rastlıyor.

Kendini Süpermen kadar güçlü ve yenilmez hissettiğin o yılların büyük bir bölümü gerçek kimliğini oluşturma, kendine yeni bir hayat kurma ve o hayatı ayakta tutabilme çabasıyla ışık hızıyla ve senden çok şeyler götürerek geçip gidiyor. Bir bakıyorsun ki kırklı yaşların başında ve çok yorgunsun. Geçmişe dönüp bakmanın, yaptığın hatalardan bir ders çıkarabildiğin zaman anlamlı olduğunu hissettiğin bir yaşta ve yeni bir yolun kıyısında durduğun bir yerdesin. Seçenekler sınırsız değil, sınırsız seçenek hakkını tüketmişsin ve elinde olanları gözden geçirme vakti gelmiş çatmış. Geçen yıllardan elinde kalan tek şey tecrübeler, hayattan çıkarabildiğin dersler ve aldığın derslerden çıkardığın sonuçlar.

Bunların hepsi sende bir üst akıl hissi uyandırıyor. Aslında hayatın gerçekten ne demek olduğunun farkına, bu dünyadan her an çekip gidebilecek kadar köksüz olduğunu fark ettiğinde varmışsın. Herkesin, büyüttüğün çocukların bile hayatından çekip gitme telaşı içinde olduğu bir anda, sen ayaklarının üzerinde daha sağlam durman gerektiğini ve hiç kimseye muhtaç olmadan bir hayat geçirmenin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyorsun. Kendi ayakları üzerinde durduğun zaman çevrendekiler için güç, duramayıp yıkıldığın zaman ise yüksün ve yük olmak asla tercih edilecek bir durum olmamalı. Kimse yük olmak için doğmaz bu hayata diye düşünüyorum, gerçi bazen “bu kadar beceriksiz insanda birilerinin üzerine yıkılıp gül gibi yaşayıp gidiyor, ben niye bu kadar didiniyorum” diye düşünsem de öyle bir hayatın içinde olmanın kendim için ölmekle eşdeğer olduğunu biliyorum. Geldiğin yerde kendinle didişmekten vazgeçip, barışmayı seçmiş, Süpermen olmadığını bir güzel fark etmişsin. Şimdi en önemli soru, “Ben ayakta kalmaya daha fazla özen gösteren, halinden memnun ve her yeni güne daha huzurla ve gülümseyerek uyanan bir kadını nasıl yaratabilirim?” sorusuna gelmiştir. Kendine sorduğun her sorunun cevabının yine sende olduğunu biliyor olmak seni güçlü kılarken, başladığın her işin sonunu getirmene yardımcı oluyor. Sil baştan olmasa bile yenilenmeye, sende eğreti duranları değiştirmeye çalışmak için bile mücadele etmen gerekiyor. Bu mücadele senin kendi kendinle mücadelen olunca, dışardan destek almakta söz konusu değil. Kırk yılın en azından yirmi yılının envanterini çıkarmak bile yeni bir insan yaratırken sana rehberlik edecektir.

Hayatın bana yüklediği zorunlu görevlerimi tamamlamaya az kaldı, bundan sonra hayatıma devam ederken kendi tercihlerimi önemsemem ve en çok kendimi gözetmem gerektiğini öğreniyorum. Öğrenmek için hala çabalarken, kendinle ilgili keşfettiklerinin aslında yeni olmadığının, içinde bir yerlerde onca zaman bulup çıkarılabilmek için beklediğini görmek seni şaşırtıyor. Yeni bulduklarına sıkıca sarılıyor, öpüp koklayıp seviyorsun, biliyorsun kendini tekrar yaratmaya çalışırken onlar senin elinden tutacak. Yeter ki iste, istemek kendini yeniden yaratmaya çalışan biri için içindeki güç oluyor. O güçle ayaklanıp kalkıyor, koşmaya çalışmak yerine daha güvenli adımlarla, kendini yeniden bulduğuna sevinerek yürüyorsun. Hiç kimse için değil, kendin için güçlü olduğunda gittiğin yollarda önüne çıkan engellerin üzerinden atlayıp, istediğin her şeye ulaşıyorsun.

Unutma bu dünyada inatla ve azimle ayakta kalanlar her zaman kazanır. Kendinle mücadeleniz kolay, sonuçları tez olsun.

Sevgide kalın. Namaste

SİTEDE ARA

Go to top