Toplum olarak, köşe yastığı modundayız, her bulduğumuz yere yayılabilme kapasitemiz oldukça yüksek, mümkün olabilse tuvalete arabayla gidecek kadar üşengeciz.

Böyle oluncada günden güne sağlıksızlaşıyoruz, sırtımız, bacaklarımız, kollarımız her gün biraz daha fazla ağrıyor, gençken iyi görünmek endişesiyle bir şeyler yapmaya çalışsakta, yaş ilerledikçe koy ver gitsin diyoruz.

Hiç bir şeylerine hayran olmasamda, yabancı toplumların kadın ve erkeğinin, bizim aksimize, kendi bedenlerine gösterdikleri özene hayranım, altmışlı yaşlarını geride bırakmış öğrencilerim var ve gerçekten muhteşem disiplinliler, mesela benim annemi kimse sabahın dokuzunda yoga dersine götüremez, kafalarında ki ben bunu yapacak yaşı çoktan geçtim klişesi, ellerini kollarını ve beyinlerini bağlıyor. Öyle sabit fikirliler ki, şunu anlatamıyorsun, yapabildiğin kadar, yavaş yavaş yap diyorsun, ama boşa konuşuyorsun, bir kere şartlamışlar kendilerini yapamayacaklarına, yapmaya gayret ettikleri her hareketle geleceklerine yatırım yapacaklarının ve sağlıkla yaşlanabileceklerinin farkında değiller.

Sadece bizim yaşlılarımız için geçerli bir köşede hiç bir şey yapmadan oturabilmek, kimse onlardan spor salonlarında ağırlık kaldırmalarını ya da koşu bandında son sürat koşmalarını beklemiyor, birazcık kendilerine güvenseler, ön yargılarından kurtulup yoga yapmaya başlasalar, eminim sevecekler ama farkında değiller, yoga yaşı olmayan bir felsefedir, daha çok iyileştirmeye yönelik nefesle bütünleşmiş, ahenkli hareketlerdir. Hayatınızın herhangi bir döneminde yogayı hayatınıza kattıysanız ne mutlu size, çünkü sağlıklı bir geleceğe yatırım yapmışsınız demektir. Yoga öğrenmek veya öğretmek süreklilik gösterir daima öğrencisindir aslında, öğrenme süreci hiç tamamlanmaz, bir deneyeyim diye başladığım yoga, benim için öğrenmenin hiç son bulmadığı bir tutkuya böyle dönüştü. Her gittiğim derste öğrendiğim yeni bir bilgi ve bu bilgiyi hayatıma katmak, beni biraz daha aydınlattı, asanalar, odundan hallice bedenimi her gün biraz daha esnetti, keşke diyorum yoga derslerine ilk başladığım günlerdeki benin fotoğrafları olsaydı da, şimdiki fotoğraflarım ile yan yana koyup geldiğim noktayı herkese gösterebilseydim. Eğer yoga yapmaya başlamasaydım asla öğrenemeceğim çok önemli detaylar öğrendim, yaşlandıkça kamburlaşan bedenimizin bu hale gelmesinin tek sorumlusunun günden güne kısalan arka bacak (hamstring) kasları olduğu, yoga ile bu kasları güçlendirip uzattıkça sırtımızın düzeldiğini ve buna bağlı ağrıların bizden hızla uzaklaştığı olmuştu.

En önemli örneklerden biridir, arka bacak kasları, bir diğer kapalı uzvumuz omuzlarımızdır ve omuzlarımız, duruş bozukluklarımız yüzünden her gün biraz daha kapanırken, göğüs kafesimizde daralır, akciğerlerimiz sıkışır, domino etkisi, hepsi peş peşe sıralanır. Size böyle sayısız örnek verebilirim ama özellikle son yıllarda Amerika’da yapılan bilimsel çalışmalarda ayakta yapılan denge hareketlerinin kalp ve damar hastalıklarıyla, osteoporoz (kemik erimesi) üzerinde iyileştirici etkisi olduğu klinik çalışmalar ile kanıtlanmış. Omurganızı esneten hareketler, gençliğin sırrı, omurganız ne kadar esnekse o kadar gençsiniz. Bırakın beden sağlığını, ruh sağlığınız üzerindeki iyileştirici etkisi bile hemen yogaya başlamanız için geçerli sebep, o yüzden yaşın veya kilonun hiç bir öneminin olmadığına çevremizdekileri ikna etmeliyiz, sadece başlamak yeterli mi acaba derseniz, ben de size başlamak ve sabır göstermek derim, çünkü beklediğiniz mucize bir iki derste gerçekleşmeyecektir, ne kadar geç kaldıysanız o kadar sabır etmeniz gerekir.

Umursamayın yaşınızı, alın matınızı kendinizi bir yoga sınıfının içine atın, hayatınıza sağlığı katın, geleceğinize yatırım yapın. Sağlıkla büyümenizi ve ağrısız bir bedenin yaşamanıza kattıklarını fark etmeniz dileğiyle.

Sağlıkla kalın.

 

SİTEDE ARA

Go to top