Ben hayatım boyunca yürümek dışında spor denebilecek hiç bir şey yapmadım, boyuma posuma bakanlar basketbol oynadığımı düşünürlerdi ama basketbol kariyerim babamın kızların maçlarda giydikleri şortları gördüğünde (bizim zamanımızda giyilen şeye şort demek abartı olurdu) başlamadan bitmişti.

Açıkçası spor yapmamın çok gerekli olduğunu düşünmüyordum, genetik olarak şanslı bir gruptaydım, hızlı çalışan bir metabolizmaya sahiptim ki, hala aynı hızda çalışmaya devam ettiği için kendisine minnettarım. Yıllar hızla geçer, bende bir taraftan yavaş yavaş büyürken, bedenimde ufak tefek arızalar kendini göstermeye başladı, ilk önce boyun fıtığı çıktı ortaya, ilaçlar, boyunluk ve aylarca tutmayan bir sol koldan sonra yavaş yavaş iyileştim, her sabah yataktan değişik uzuvlardaki ağrılarla kalkıyorum, sanırım yaşlanmak böyle bir şey diye düşünüyorum, hayatın böyle geçebilme ihtimalinden ödüm patlıyor en geçmeyen ve en çok canımı sıkanı sırt ağrım, rahatsız bir uykudan, dayak yemiş gibi kalkıyorum, herkese, her şeye sinirleniyorum, çoğu zaman ben bile kendime tahammül edemiyorum, evde durum o derece vahim, ev halkı benden köşe bucak kaçıyor.

İlaçlar kesin çözüm değil çok yüklenince bu sefer midem ağrıyor, bir türlü düzelemiyorum, kendimi kötü hissettikçe sanki durum daha kötüleşiyor, korkuyorum.

Hayat böyle ağrı ve sızı içinde geçmez bir çare bulmam gerek diye sürekli düşünüyorum ama ne yaparsam geçer bu ağrılar herhangi bir fikrim yok, sırt ağrım için kaslarımı güçlendirmem gerek diye düşünürken, bir yoga merkezinde yeni dönem derslerin başlayacağını öğrendim, tesadüflere pek inanmam, bu benim için yukarıda ki tarafından yapılmış bir plandı sanırım, denemekten ne zarar gelecek dedim ve hayatımı tümden değişeceğini bilmeden, kendimi attım yoganın içine tam merkezine düştüm.  

Yeni bir şeylere başlamak için asla geç değildir, denemem gerek diye düşündüm. Yoga ne demek, bilmeden başladım yoga yapmaya, bir sürü arkadaş başlamış bırakmış, çoğunun kötü tecrübeleri olmuş falan her kafadan bir ses bunların hiç birini dinlemedim, gerçi çok şanslıymışım araştırsam bu kadar muhteşem bir hoca bulamazdım. Yogayı sevmenizde etkili en önemli faktör hocanız ve birlikte ders yaptığınız sınıfın enerjisiymiş zamanla öğrendim. Ama o boya, posa, hani güya fit duruşa rağmen tam bir odunum, eğilip, bükülmeyi bırakın, aşağı bakan köpekte kollarım kopuyor, yukarı bakan köpeği yapabileceğimi düşünemiyorum bile, durumum oldukça vahim, etrafa bakıyorum kimse zorlanmıyor, ilk dersin sonunda nefestir, harekettir derken pestilim çıkmış vaziyette eve döndüm, evdekiler dalga geçiyor, yapamazsın, vazgeç yogadan diyorlar, hırslanıyorum.

Kimsenin farkında olmadığı bir şey var ben çok disiplinliyim, tek bir ders kaçırmıyorum, büyük bir zevkle koşarak dersime gidiyorum. İlk ayın sonunda sırt ağrımın azaldığını, ikinci ayın sonunda tamamen geçtiğini farkettiğimde bu hayatta kendim için, geleceğim için yapmış olduğum en iyi şeyin yoga derslerine başlamak olduğunu anladım, haftada iki üç derken baktım ki haftanın en az beş günü yoga yapar olmuşum,yoga ile geçen son beş yılda yoga hayatıma her zaman sağlık, güzellik ve çok iyi dostlar kattı, disiplinli bir çalışmanın mükafatı ağrısız günler, iyileşen boyun fıtığı, daha güçlü bir beden, sakin bir zihin, dingin bir ruh ve doğru nefes almayı öğrenmek oldu. Şimdi kendi yoga dersime girerken benimle yoga yapan arkadaşlarıma da şifa olacağını biliyorum, günden güne düzelen bedenleri gözlemliyorum, bu benim için paha biçilemez bir mutluluk, iyi ki başlamışım, iyi ki disiplinle çalışmışım. Yogadan fayda görmek istiyorsanız unutmamanız gereken tek şey başlamak için asla geç olmadığıdır.

Ağrısız, sızısız güzel günlerde daima yoga ile kalın.

Hoşçakalın.

SİTEDE ARA

Go to top