Gözler ruhun aynasıdır…

Tekrar Trataka Meditasyonu yapmaya başladığımda uzun zamandır görüşmediğim eski dostumu bulmuş gibi hissettim… Oradaydı ama benim haberim yoktu… 2000 yılında ilk yoga yapmaya başladığımda yapıyordum ama yaptığımı zannediyormuşum. İlk başlayanların açlığıyla her şeyi deneme merakı diyelim…

Aslında her şey epifiz bezindeki kireçlenmeyi engellemek için yoganın sunduğu çözümü ararken başladı. Amazon ve Amerikan yerlilerinin kullandığı çoğu bitki ve ritüeli biliyorum ama bunun yogada bir karşılığı olması gerek diye düşünüyordum. Cevap meditasyon esnasında geldi. Trataka meditasyonu. Cevap bu kadar basit.

Gözler hareketliyse zihin de kıpırdanıyor.

Trataka meditasyonu mum alevine bakılarak yapılıyor. Dikkati kesintisiz olarak mumun alevinde tutuyorsun. Dharana çalışması. Gözler hareketliyse zihin de kıpırdanıyor. Gözler ve nefes zihin ve duygu durumunu etkiliyor.

Hep yazıyorum sürekli uyaranlara maruz kalıyoruz diye. Reklam panoları, küçücük dükkanın koskoca tabelası ve cep telefonları. O başka hikaye…

Trataka’nın kelime anlamı kesintisiz dikkatli bakış demek. Gözler mumun alevine odaklanıyor ve gözler neredeyse dikkat oraya yönelmeye başlıyor. Gözler sürekli hareket halindeyse zihin odaklanamıyor ve beden rahatlayamıyor. Gözler tek noktaya odaklandıkça zihindeki kıpırdanma azalıyor. Zihin sakinleşmeye ve beden gevşemeye başlıyor.

Yogayla çok ilgisi olmayan birine anlattığımda iki mum kullandığımı zannetti. Biri sağ biri sol göz için. Sadece tek mum kullanıyoruz. Günlük yaşamda genellikle tek göz daha aktif olabiliyor. Trataka zamanla beynin sağ ve sol tarafının dengelenmesine yardımcı olduğu için zaman içinde iki gözü de aktif kullanmaya başlıyoruz.

Trataka tekniği:

Farklı aşamaları olsa da şu an benim yaptığımı anlatacağım.

Sırtımı ve belimi rahatlatan birkaç asanadan sonra 4-5 dakika süreyle Nadhi Sodhana yapıyorum. Bu zaten günlük rutinim. Meditasyona önce Trataka ile başlıyorum. 10 dakika süreyle mumun alevine bakıyorum. Gözlerim yaşarmaya başlayınca gözlerimi biraz kapatıyorum. Gözlerimi kapatınca gözümün önünde bir görüntü kalıyor. Gözümün önündeki görüntü yok olmaya başladığında gözlerimi tekrar açıyorum.

Her ne kadar mumun alevine odaklansam da küçük mumlarla yapıyorum yani bitmek üzereyken mumun alevi yerine mumun haresine odaklanmaya başlıyorum. Her ikisi de farklı, denemek gerekiyor.

Eğer gece yatmadan Trataka Meditasyonu yapıyorsam özellikle ışık açmıyorum. O da daha farklı. Sanki koskoca bir boşluk ve sadece mumun alevi var. Sabah uyanınca yapıyorsam tekrar perdeleri kapatmıyorum.

Bir de şunu fark ettim. Pencere açık olursa mumun alevi de hareket ediyor. Tabi zihin de rüzgarla birlikte kıpırdanmaya başlıyor. Nefes çalışmasına geçmeden kalkıp pencereyi kapatıyorum.

Düşüncelerin kıpırtısı azalmaya başlayınca veya özellikle azaltmaya çalışmak için mumun alevine bakarken Gayatri Mantrayı içimden söylüyorum.

Sonrasında hep yaptığım meditasyonla devam ediyorum. Susumna boyunca meditasyon. Web siteme bakıp üye olursan bu meditasyonu hediye olarak gönderiyorum. Yaklaşık 10 dakika sürüyor. Bu aşamada gözlerimi artık tamamen kapalı tutuyorum.

Meditasyon bittikten sonra yüzümü tekrar yıkamak iyi geliyor.

Ateş, zihnin ve gözlerin odaklanmasına yardımcı. Alevden yayılan ışığa baktıkça enerji oluşuyor. Gözlerden giren bu enerji, epifiz bezindeki enerjiyi arttırıp, epifiz bezinin fonksiyonlarını iyileştiriyor.

Gelelim epifiz bezine yani 3. Göze…

Epifiz bezi ışığa duyarlı tek bez.

Epifiz bezi başka hormonların yanı sıra melatonin hormonu da salgılıyor. Melatonin bedenin günlük ritmini düzenleyen bir hormon. Melatonin sadece karanlıkta salgılanıyor. Yatak odasının uyurken tamamen karanlık olması melatonin salgısını destekliyor.

Gece yatmadan evvel Trataka Meditasyonu yapmak beynin sağ ve sol tarafını dengeye getiriyor ve epifiz bezinin melatonin hormonu üretmesini destekliyor. Melatonin hormonu bağışıklık sistemini iyileştiriyor ve kanser riskini azaltıyor. Bunlar Google hazretlerinin yazdığı, benim deneyimimse şöyle: Uykudan evvel meditasyon yaparsam şalteri daha rahat kapatabiliyorum.

Epifiz bezi zamanla kireçleniyor. En önemli neden florür, klor, sudaki kireç, ağır metaller, yüksek oranda civa içeren balıklar (özellikle büyük balıklar daha fazla civa içeriyor), aspartam ve tabi ki kirli hava. İçinde yaşarken fark etmiyoruz ama İstanbul’a yaklaşırken havanın kokusu net bir şekilde değişiyor. Yaşadığımız koşulları değiştiremesek de ne yapacağımızı biliyoruz.

Artık bundan sonrası sende. İstersen dene. Ben bu tip uygulamalarda ‘shopping’ yapmayı sevmiyorum. Yani eğer başlamışsam birkaç ay devam ediyorum. Etraflıca anlamaya çalışıyorum. 

Kaynak

http://blog.ugurilhan.com/yazilar/insanlik-tarihindeki-en-buyuk-ustu-ortulen-gercek-ucuncu-goz/

https://liveanddare.com/trataka/

http://www.eternity-yoga.com/tratak.html

SİTEDE ARA

Go to top