“Meditasyon, Latince meditatio kelimesinden türetilmiş, sözcük anlamıyla birçok batı dilinde "derin düşünme" anlamına gelmekte olan bir terim olup, sözlüklerde, “kişinin iç huzuru, sükunet, değişik şuur halleri elde etmesine ve öz varlığına ulaşmasına olanak veren, zihnini denetleme teknikleri ve deneyimlerine verilen ad” olarak tanımlanır.” (Wikipedia)

Wikipedia bilgisiyle devam edelim;

Birçok dine veya öğretiye göre değişiklik gösteren çok farklı meditasyon yöntemleri var. Dikkatin mantra, mandala, mum alevi gibi çeşitli yollarla tek noktada toplanmasına dayanan teknik, ne olup bittiğini tarafsız bir gözle izleme yöntemi (en bilineni zazen) ve derin iç mutluluk bilinci sağlayan Transandantal Meditasyon (TM) tekniği.

Bugün ilgilendiğim konu zazen. Zazen, Zen Budizmi’nde oturularak yapılan meditasyonun Japonca ismi. Amacı bedeni ve zihni sakinleştirerek varoluşun doğal halini deneyimlemek ve aydınlanmaya ulaşmak. Zazen, Çince “zuo” (oturmak) ve “chan” (zen veya meditasyon) kelimelerinden türemiş. Lotus veya yarım lotus pozisyonunda, seiza minderinde, sandalyede veya burmese pozisyonunda oturulabiliyor. Zazen’i uygulamanın ise üç yolu var. İlki  konsantrasyon, ikincisi koan içebakışı ve üçüncüsü de shikantaza yani sadece oturma.

Ben bugün üçüncü zazen uygulama yolundan bahsetmek istiyorum. “shikantaza.”

Shikantaza… Sadece oturmak… Dikkati hiçbir nesneye yönlendirmeden yapılan nesnesiz bir meditasyon bu. Varoluşu her hücremizde hissedene kadar sakinleşmek için. Aydınlanmak için…

Aldığımız her nefesi hissederek, anda kalarak, bütün benliğimizle oturma pozisyonundaki bedenimizin farkında olarak sadece oturmak…

Mesele sadece oturmak olunca akla hemen kediler geliyor. Nasıl da gün boyu öylece oturabiliyorlar? Gözlemlediğim kadarıyla ev kedileri kendilerine sakin, sessiz, adeta meditasyon yapabilecekleri bir oda veya köşe seçiyor. Sevdikleri biri evde yalnızsa gidip yanlarına, kucaklarına da oturabiliyorlar tabii. Ancak ortalıkta bıdır bıdır konuşan insanlar varsa hemen sote bir yer buluyorlar. Sokak kedileri de öyle. Bazen bir çardağın en tepesinde, bazen bir arabanın üzerinde, bazen mahallelinin kediler için bir köşebaşına yerleştirdiği kedi evinde. Uyumuyorlarsa, sadece oturuyorlar. Dingin, yalın, sessiz… Kedilerin zazen ustası olduğunu düşünüyorum.

Siz hiç kuruntu eden, kendi kendine konuşan/miyavlayan, birkaç işi aynı anda yapmaya çalışan bir kedi gördünüz mü? Kediler, o yarı açık gözleriyle ve kıvırdıkları patileriyle bir zen ustası gibi otururlar. Meditasyon en iyi bir öğretmenden öğrenilir. Kedilerden ala öğretmen mi olur? Birkaç saatinizi bir kediyle geçirirseniz, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Kediler sadece halleriyle öğretir. Tıpkı bir usta gibi.

Bir sokak kedisini sahiplenip evinize almak için bundan daha iyi bir sebep olabilir mi?

Kediler genelde bilgedir. Bazıları doğuştan bilgedir, bazıları yaşlanınca bilgeleşir. İnsanlar gibi. En haylazı bile ne hissettiğinizi frekansınızdan veya bakışlarınızdan anlar. Sezgileri çok güçlüdür kedilerin. Belki de günün çoğunu bir köşede oturup tefekküre dalarak geçirdikleri için. İçe döndükçe bilgeleşirler, keskin duyuları olur. Dedim ya, kedilerden öğrenecek çok şeyimiz var.  

Bir kediyle arkadaş olmak için bundan daha iyi sebep mi olur?

Kedilerin günlük rutinleri de gözlemlemeye değer bence. Belli oranda hareket ederler, belli oranda oyun oynarlar, belli oranda sevilmek/sevmek isterler, belli oranda uyurlar ve meditasyon yaparlar. Gün içinde bunların hepsini mutlaka yaparlar. Bir kedi gibi yaşamayı deneme fikri size de çok çekici gelmiyor mu?

İster bir kedi sahiplenin, ister arkadaşınızın kedisiyle vakit geçirin, ister sokaktaki kedilerle oynayın, onları gözlemleyin ve onların öğrencisi olun. Bu yazının söylemeye çalıştıklarından çok daha fazla şey öğreneceksiniz. Her şeyden önce sizi temin ederim, meditasyon denemeleriniz her geçen gün daha derin ve verimli geçecek.

Son olarak bir kitap önerisiyle bitireyim: William S. Burroughs – İçerdeki Kedi

Sevgiyle…

SİTEDE ARA

Go to top