Yoga eğitmeni Maya Fiennes “Gerçek Hayat İçin Yoga” isimli kitabının bir bölümünde böbreküstü bezlerimize değinmişti. Bugün, o kitabın ışığında anlatmak istediklerim var.

Modern zamanda sürekli bitkin, yorgun ve telaşlı insanlarız. Genellikle çabuk hastalanıyoruz. Uyku problemleri çekiyoruz. Karar vermekte zorlanıyoruz. Ve dahası... Peki bunca şeyin sebebi böbreküstü bezlerimiz olabilir mi?

Böbreküstü bezlerimiz “savaş ya da kaç” durumlarında salgılanan stres hormonları, adrenalin ve kortizol üretiyor. Bu hormonlar binlerce yıl boyunca yırtıcılardan kaçmamızı ve tehlikeli durumlarda savaşarak hayatta kalmamızı sağladı. Bu çok güzel! Fakat bir sorun var. Vücudumuz bize saldıran bir aslandan kaçmakla, tıka basa insan dolu bir metrobüse binmeye çalışmak arasındaki farkı bilmiyor.

Kabul edelim, günlük hayatta fiziksel bir tehlikeyle çok sık karşı karşıya kalmıyoruz. Ama trafikte, yoğun iş temposunda, kalabalık bir toplu taşımada böbreküstü bezlerimiz çalışmaya devam ediyor. Asıl mesele şu ki, adrenalin hücumuna bağımlı hale geliyoruz. Zamanında yapabileceğimiz işleri sırf keyiften son ana bırakıyoruz mesela. Gideceğimiz yere, oyalanmaktan son anda yetişiyoruz. Ama şunu kaçırıyoruz: Adrenalin de tükenen bir şey. Böbreküstü bezlerimiz bizimle beraber modern çağa ayak uydururken bir noktada tükeniyorlar. Böylelikle hayata, olaylara ve şeylere karşı ilgimizi yavaş yavaş kaybetmeye başlıyoruz. Hop! Geldi mi sana depresyon?

Eskiler boşa dememişler azı karar, çoğu zarar diye. Stresle başa çıkmayı öğrenmemiz gerekiyor. Bunun için artık dünyaca kabul görmüş bir teknik var: Meditasyon!

"Farkında olarak yaptığımız her şey meditasyondur" diyor Maya. Ben de öyle düşünüyorum. Tabi ki sorumluluklarımız var, yapmamız gerekenler var. Ama sorumluluklarımızı zorunluluk olarak görmek zorunda değiliz. Tabi ki bulaşıkları yıkamak zorundayız. Çoğu insan bunu sevmez. Bir an önce yapıp bitirmek ister. O andan zevk almaz, mutluluk duymaz. Yapması gerekiyordur ve yapmıştır. Bu kadar. Böyle olmak zorunda değil ama. Her şey, bizim onlarla ilgili ne düşündüğümüzle alakalıdır. Bulaşıkları sevebilirsin, onlara dokunurken hissedebilirsin, köpüklerle temas kurabilirsin. O bulaşıklar, bulaşık olmadan önce hiç şikayet etmeden sana hizmet etmişlerdi. Sende onlara büyük bir keyifle, onları temizleyerek hizmet edebilirsin.

Eğer oturup zihnini odaklamak ve meditasyon yapmaya çalışmak sana zor geliyorsa, bulaşıklarla başlayabilirsin. Şaka bir yana denemenizi tavsiye ederim gerçekten. Bulaşıklar ya da başka bir şey hiç fark etmez. Ama rutininizde sizi sıkan ve eziyet gibi gelen eylemler için bunu deneyin. Her ne yapıyorsanız sadece onu yapmaya çalışın.

Bu, duygular için de geçerli bir egzersiz. Eğer üzgünseniz durun ve sadece üzülün. Sadece üzüntünün farkında olun. Bir şeyi fark etmeye başladığınız an, o da sizi fark eder. Ve bilinçaltı, fark etmeye başladığınız noktada değişim göstermeye başlar.

Maymun zihinlerimiz buna ilk başta izin vermeyebilir ama bunun da farkındalığı çok güzel. Eğer söylediklerimi yaparsanız ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Stresle yaşamak zorunda değiliz. Stresi bir hayat biçimi olarak algılamak zorunda hiç değiliz. Savaşmak ya da kaçmak dışında da seçeneklerimiz var. Stresi sadece ihtiyaç duyduğumuz zaman kullanılabilir hale getirebiliriz. Zor ama imkansız değil.

Daha az stresli bir günü yaratabilmek dileğiyle.

Sevgiyle...

SİTEDE ARA

Go to top