Hepimiz hayatta bazı sınırsız haklara sahip olmak isteriz..Hep ''en'' olan haklardan..

En mutlu,en güzel,en çok,en yakın..Bunların bazen farkında oluruz bazen de hiç olmayız.

Hepimizin sahip olduğu zaman bankasının her sabah baş ucumuza bıraktığı bir sınırsız çek var aslında..

''Her yeni gün..'' Her yeni günün dalga dalga yayılan çemberi.

Zaman bankası her yeni günün karşılığında çok şey beklemiyor aslında bizden..

''Bil duy gör yeter '' Ama bunu yaparken ''farkında ol..'' diyor sadece.

Benim meditasyon ve yoga maceram bu şekilde başladı aslında..

Farkında olmadığımın farkında olarak... Farkında olmanın ve o çeki farketmenin gizemi ile...

İçimdeki ışığı keşfetmem arayışın olduğu varlığa dayanıyordu... Hani bazen trafiğin ortasında kalırsınız ve yapacak hiç bir şey yoktur ya benim için zihnimdeki trafik artık kazalara sebep oluyordu...

Bir sabah uyandım ve duyamadığımı farkettim... Kaza olmuş yaralılar var... Düşüncelerim kaygılı...

Ve içimdeki şarkılar söyleyen notalarım perdeyi çekmiş ve sahneyi kapatmıştı... Sadece karanlık bir oda bırakmış geriye... Birde enkaz gibi yaralı, yarım yamalak hissedilen cümleler. Onlar da sadece kargaşa içinde...

Her şey hareketsizdi sanki...

Neyse ki ışığı açmam çok uzun sürmedi... Aslında ışık olan odanın kendisiydi ben sadece notalarımın yokluğundan ışığı farketmemiştim...

Işığı farketmemle hareket,hareket ile de meditasyon ve yoga  hayatım başladı...

Kendimi ilk defa bu kadar yakından duyabildiğimi keşfettim...

Bedenimi ve hareketleri hissettim... Var olmanın içindeki gücü.

Bedenimin her adımı atarken içinde olduğu ve yaşayabildiği farkındalığı...

İçinde olduğum anın saniyeden ibaret değil de aldığın nefesin saniyenin içinden geçen bir zaman dilimi olduğunu farkettim. Ve kendimi hatırladım...

Zaman bankası sonsuz çek içinde içimdeki odalara anahtarlar bırakmaya başladı...

Anahtarlar ile meditasyonu buldum o odalarda.

Ona eşlik eden yoga bir melodinin havadan yeryüzüne düşmesi gibi eşlik etti her dansında.

Pamuk ipliği gibi gelip gösterebiliyordu bana kendini. Doğuş ve gün doğumu ile yanına kıvrılan... En güzel manzaraya hadi selam ver diye sana sokulan...

Tıpkı bir çember gibi aslında..Yaşam çember gibi ilerledikçe kendimize doğru gidiyoruz..Anahtarlar biziz aslında.

İçinde olduğumuz her dilim bütünün bir parçası... Farkında olmak yada hiç farkında olmamak...

Büyük mistik Gurdjieff hep “Kendini hatırla” der.

Yani kendinin farkında ol..

Attığın adımların baktığın yönün içinde olduğun anın farkında ol... Aslında ne zor geliyor kulağa değil mi ?

Gurdjieff  farkındalık için ‘Stop’ oyununu icat etmişti.

Çevresindeki öğrencilerine hiç beklemedikleri bir zaman 'stop' der ve onların hareketsiz öylece kalmasını isterdi.

Yaşamı durdurmak ve o an neyin içinde isen sadece 'stop'...

Gurdjieff bitiş verene kadar oyun devam ederdi... Bu oyunu farkındalığı hissettirmek için uyguluyordu... Yani yaptığın yada uyguladığın şey değil... Sadece sen olmak...

Çünkü farkındalığın ilk adımı kendinin farkında olmaktır... Önce bedensel ve zihinsel daha sonra yaşamın farkındalığı... Çünkü insan kendinin farkında olduğu kadar yaşamın farkında oluyor...

Her sabah zaman bankası baş ucumuza geldiğimizde ona günün en sihirli anını yaşadığımızı söyleyelim mi o zaman...

Sadece zamanın içinde...

Sadece anda...

Sadece verdiği zamanı yaşayarak...

Sadece stop ??

Şimdi derin bir nefes al ve içinde ol yaşamın...

''STOP..''

SİTEDE ARA

Go to top