Bazen insanlara takılırız ya ne o rüyanda mı geldi bu sivri düşünce aklına diye, işte tamda öyle oldu gecenin, pardon sabahın iki buçuğunda kafamın içinde oradan oraya yuvarlanan meditasyon kelimesiyle karanlığa gözlerimi açtım.

Bu ani uyanışın sebebi bir ihtimal akşam yediğim Gaziantep katmerinin verdiği rahatsızlık ya da yanımda yatmakta ısrar eden üç numaralı oğlumun kolunu boğazıma dolaması da olabilir uyku sersemi ayırdına varamadım ama ilk önce kafamın içinde yanıp sönen panodaki meditasyon yazısını, sonra midemdeki hazımsızlığı sonra boğazıma sarılmış kolu fark ettim. Toplum olarak hiç bir bilgimiz olmayan konularda bolca yanlış düşüncemiz, sürüsüyle ön yargımız olduğunu çokça hatırlatıyorum, bundan sıkılmış olabilirsiniz hatta hep aynı şeyi söylüyor bu kadın diyebilirsiniz ama bunun aksinide iddia edemezsiniz, çünkü gerçekten durum bu, hepimiz aynı yanlışın içine zaman zaman düşüyoruz,böyle devam ettikçe daha da düşecekmiş gibi görünüyoruz.

Yoga yolculuğuna çıkmadan önce bende toplumun bu bilmediği konularda bolca fikri ve ön yargıları olan kısmının çok bilmiş bir üyesiydim, aslımı inkar edersem eğer ikiyüzlülük yapmış olurum. İlk önce asanalarla bedenimi eğitmeye, zamanla duruşlara nefesi eklemeye ve her ikisini birlikte eş zamanlı olarak uygulamayı öğrendim, inanın bu duruma ulaşmak burada yazdığım kadar basit olmadı. Eskiler zahmetsiz yemek olmaz derler ne doğru bir cümledir, emek harcamadan hiç bir başarı öyle gökten zembille inmiyor, aslında ne çok isteriz öylece kucağımıza düşmesini, hiç çalışmadan yaşamayı, bedensel hiç bir çalışma yapmadan, hem iyi görünüp, hem sağlıklı bir yaşam sürmeyi ama bunun için çaba sarf etmeye üşeniyoruz.

Sabahın kör karanlığında konu nerelere uçmuş, her neyse beni uyandıran düşünceye dönelim, meditasyon, yoga felsefesinde adlandırıldığı ismi ile dhyana ya da en üst seviye samadhi (aydınlanma), bir kez daha yanlış fikirlerimizle kesişiyor yolumuz, yogayı sadece meditasyon olarak düşünüyoruz, hiç inkar etmeyelim toplumun en aydın kesimlerinde bile ilk düşünce bu oluyor. Yoga yolunda yürüyen her insan bir sürü basamaktan (bir diğer söyleyişle koldan) geçer, yogaya ilk önce asanalar ve nefesle başlayınca biz cahil ve ön yargılı varlıklar yahu yoga gözlerimizi kapatıp, bağdaş kurup oturmak değilmiş meğer diye düşünürüz. Yoga öğrenirken ve şimdilerde eğitmen olarak hem öğrencilerime hem kendime faydalı olmaya çalışırken en çok muhatap olduğum soru bu oluyor, yani sadece oturmuyor musunuz? Eminim bir çok eğitmen arkadaşımda aynı soruyla karşılaşıyordur, büyük bir sabırla ve hoşgörüyle yoga öğrenmek isteyenlere anlatmaya gayret ediyorum, meditasyon yapabilmeyi başarabilmek için çok basamak çıkmak, çokça sabretmek gerektiğini, açıkça söyleyeyim bu seviyelere çıkabilmek için biz sıradan insanların on fırın ekmek yemesi lazım, kısacası ben oturdum kapattım gözlerimi demekle olmuyor.

İlginç bir şekilde kendi kendime pratik yaparken, asanalara ve nefese odaklanınca dış dünyayı duymamaya başlıyorum ve zihnim susuyor, o an'da sadece ben varım, sınıf derslerimde böyle olmuyor, aynı zamanda hem dersi anlatıp, hem hareketleri yaparken, nefesime odaklanıp, zihnimi susturmak pek mümkün değil, dersimin kesintisiz bir akış içinde devam etmesi için zihnimin sürekli çalışması gerekiyor. Geliyoruz meditasyon sürecine, yoganın ilk altı basamağını hayatıma uygulamak konusunda büyük bir yol kaydetmiş olsam da samadhi, seviyesine ulaşabilmek benim için bir ütopya, meditasyon(dhyana) yapma denemelerinde bile yedi, sekiz bilemediniz on dakika o da nefese yoğun bir şekilde odaklanırsam zihnimi susturabiliyorum bu bile benim için başarı sayılır. O yüzden bana ısrarla meditasyon yaptırıyor musunuz diye soranlara, kendimin bile daha doğru dürüst başaramadığı bir şeyi size öğretemem diyorum.

Kimileri için bunu öğrencilerime ya da bana danışanlara böyle açıkça ifade etmem başarısızlık olarak görülebilir ama benim için bu dürüstlüktür, oldukça derin olan yoga felsefesinde bu bir yama, ahimsadır. Meditasyon için gerekli konsantrasyona daha ulaşamasam da yama, niyama, asana, pranayama, prathayara ve dhranayı bir şekilde hayatıma sokmuş durumdayım ve bu basamaklara ulaşabilmek benim için mucize yoga yapmayı başarabileceğime ihtimal vermeyen bir sürü insana rağmen geldiğim noktadan memnunum, şimdilik bu kadarı yeterli, gün gelip belki meditasyon yapmayı da başarabilirim belli mi olur, çalışarak ve isteyerek başaramayacağımız bir şey olmadığını öğrendim.

Yoga yolculuğunuzda ilk önce bedeniniz, zihniniz ve ruhunuz arasında nefesinizle köprü kurmayı öğrenin, bağlayın onları birbirine bir olun. Biz basit, yoğun, yorgun ve sıradan insanların gözlerini kapattığında kafasının içinde dönen düşünceleri görmezden gelmesi, odaklanması öyle kolayca yapılabilecek bir şey değil önümüzdeki uzun yolda geçmemiz gereken çok sınav var, kendi kendimizin engeli olmayalım yeter, ama tabi ki azimle bolca pratik yapmakta da fayda var.

Yolunuz açık ve aydınlık olsun, sevgi ve sabırla ilerleyin.

Namaste Girne/Nisan-2017/ 04.12

 

 

SİTEDE ARA

Go to top