“Efendi’nin isimlerini sürekli olarak tekrar etmek (japa, smarana) ölümlü samsara ya da dünyevi varoluşun okyanusunu geçmenin kolay bir yoludur.”
Swami Sivananda

Büyük Hindu destanı Ramayana’da Kraliçe Sita, iblis kral Ravana tarafından kaçırılıp uzak bir ada olan Lanka’da esir tutulmuştur. Maymun süper-kahraman Hanuman özel güçlerini kullanıp denizi aşarak Sita’nın yanına sıçrayıp yardımın yolda oluduğunu; fakat kendisinin tek başına Lanka’yı feth edemeyeceğini ve kimse onun gibi uçamadığı için de Rama ve hayvan ordusunun onu kurtarmak için bir köprü inşa etmesi gerektiğini söyler.

 “Kayaları getirin!” diye emretti Rama. Tüm ayı ve maymunlar tepelerden koca kayaları söküp kıyıya getirip denize döktüler. Lakin kayalar suyun üstünde yüzemez ve batar. Hayvanlar da köprüyü oluşturmasını bekledikleri kayaların denizin dibi boyladığını görünce hayal kırıklığına uğradılar .

Şimdi Hanuman, Rama’nın maymun ve ayılardan oluşan ordusunun komutanıydı. Onun için Rama, Efendi’nin tecelli etmiş, vücut bulmuş haliydi. Hanuman, Rama’yı o kadar severdi ki onun ismini tekrar tekrar her yere yazardı. Denir ki bir keresinde Hanuman göğsünü yarıp açtı ve kalbinde açıkça “Rama” yazıyordu. O ve diğer hayvanlar şaşkın bir şekilde kıyıda durup Lanka’ya hayal kırıklığı ile bakarken Hanuman her zamanki gibi alışkanlıktan kayaların üstüne kumla “Rama, Rama” yazdı. Bu alışkanlığı muhteşem bir keşfe yol açtı: taşların üstüne “Rama” yazdığında Hanuman’ın aşkı ve imanıyla ve o güzel ismin gücüyle taşlar suyun üstünde yüzmeye başladılar. Hızlıca herkes tüm taşları toplayıp üzerlerine “Rama” yazmaya başladı. Göz açıp kapayıncaya kadar Hindistan’ın en güney ucundan Lanka’ya doğru denizin üstünde bütün orduyu taşıyabilecek kadar geniş ve güçlü bir geçit oluşmuştu. Bugün bile Hindistan’da Tamil Nadu’nun güneydoğusunu Sri Lanka’nın kuzey sahilinden ayıran deniz Sethusamudram, köprünün denizi/köprülü deniz, olarak bilinir ve Ramasetu olarak adlandırılan bir dizi mercan resifi köprü kurarak iki kıyı arasında bağlantı sağlar

KÖPRÜ ASANASI

Bu asananın pek çok çeşidi vardır, kimi aktif, kimi ise destekleyici ve güçlendirici, iyileştirici... Biraz geri eğilme biraz da ters durma barındırdığı için geri eğilmenin yarattığı enerji verici yönünü ya da ters duruşun sakinleştirici yönünü vurgulamak derste nasıl ve nerede uyguladığınıza kalmış. Burada aktif bir türüne bakacağız.

Kollarınız iki yanda, yere sırt üstü uzanın. Dizlerinizi kırın, ayaklarınızın iç kenarları birbirine paralel olacak ve topuklarınız oturma kemiklerinizin hizasında olacak şekilde ayaklarınızı yere koyun. Kaval kemiklerinizin dik olduğundan emin olun. Ayağınızın altındaki dört noktadan aşağı bastırın (baş ve serçe parmakların kökü ve topuğunuzun iç ve dış tarafı). Matınızın kenarlarından tutup kürek kemiklerinizi birbirinize çekerek göğsünüzü yukarı kaldırın. Enseniz ile zemin arasında bir miktar boşluk olduğundan emin olun.

Matı tutmaya devam ederek pelvisinizi yerden kaldırın. Kuyruk sokumunuzun merkezini yukarı ve tavana doğru, ucunu dizlerine doğru uzatın. Matı tutmaya devam ederek kürek kemiklerinizi birbirine yaklaştırmaya devam edin. Göğsünüzü yüzünüze doğru kaldırın (eğer bu ensenizin yere yapışmasına sebep oluyorsa bir süre çenenizi göğsünüzden hafifçe uzaklaştırıp başınızla arkadan mata bastırın; bu şekilde boyun omurlarının yukarı kıvrılarak boyun kıvrımının korunduğunu hissetmelisiniz.). Göğsünüzü havada, boynunuzu kıvrımlı tutarken matı bırakıp ellerinizi, serçe parmaklarınız yere temas edecek şekilde, arkada birleştirin. Kollarınızı, omuzlarınızın üstünden bileklerinizin dışına doğru yere bastırın. Omurganızı; sanki pelvisinizi dizlerinize, göğsünüzü başınıza doğru kaydıracakmışçasına uzatın. Sessiz nefesler alın. Eğer kaval kemiklerinizin dik duruşunu bozmadan ayak bileklerinizi ya da topuklarınızı tutabiliyorsanız tutun. Ayak bileklerinizin önünden tutarak (ya da bir bant yardımıyla) chatushpadasana, dört ayak duruşu, yapabilirsiniz. Kürek kemiklerinizi daha da içeri çekerek göğüs kafesinizi iyice kaldırın. Sanki iki ayakmışçasına omuzlarınızın üstünde “durun” ve “ayak omuzlarınızın” arasında dengeyi sağlayın. Gözlerinizi ve dilinizi yumuşatın. Nefes verirken ellerinizi bırakın ve pelvisinizi yere indirin. Bir iki nefes alıp ellerinizin tutuşunu değiştirerek tekrar edin.

Köprü pozunda dururken bedeninizde oluşturduğunuz iki yayı fark edin: kuyruk sokumundan başa giden büyük yay ve göğsünüzde oluşan yay. Köprücük kemiklerinizin kanatlar gibi açıldığını ve göğüs kafesinizin yükselip genişlediğini hissedin. Enerjik açıdan kalbinizin bedeninizdeki en yüksek noktada olmasına izin verin. Kalp merkezinize nefes alın. Son olarak nefes verirken aşağı inin.

Köprü duruşunda derin düşünce

Kalbinizin keder, hayal kırıklığı ya da öfke ile taşlaştığı bir zaman hatırlayın. Dönüşmesine ne yardımcı oldu? Bu asanada dururken, kalbiniz yükselmiş ve açıkken, nefesiniz rahatken düşünün: Kalbinizin batmaması ve yüzmesi için üstüne hangi isim ya da sembol yazılmalı? Hanuman için Rama’nın ismi güçlü bir dönüştürücüydü. Onun, Rama’yı sevdiceği Sita ile kavuşturan köprüyü inşa edebilmesini sağlamıştı. Sizi ne dönüştürdü? Sizi yöneten düşünce, mantra nedir? Size, ayrı düşmüş parçalarınızı birleştirmenizde yardımcı olan nedir?

Swami Rama şöyle yazmıştır:

 “Dünyada var olan tüm gelenekler mantra denilen bir hece, ses, kelime ya da kelime topluluğunu aldanma bataklığından yaşamın diğer kıyısına ulaşmak için bir köprü olarak kullanır. Mantra setu; meditasyon yapanın, zihnini tek odaklı ve içeri dönük yapmasını sağlayan, nihayetinde onu huzurun, mutluluğun ve saadetin ikamet ettiği bilincin merkezine, ebedi sessizliğin derinlerine götüren uygulamadır.

Mahatma Gandhi için hem kendini hem de Hindistan’ı özgürlüğe götüren isim ve ses “Rama” idi. Herkesin bildiği gibi dudaklarında bu isimle öldü. Özgürlük için mücadele her birimizin hayatında devam ediyor, işte bu yüzden yoga yapıyoruz. Bugün setu bandhasana yaparken zihninizde ve kalbinizde “Rama” diyin. Ne oluyor?

İlk öğretmenim Sri Brahmananda Sarasvati, Ramayana’yı mecazi değerlendirirdi. Sita zihni temsil eder, Rama ruhu, Ravana ise egoyu. Ego, zihni gasp ettiğinde zihin ve ruh ayrı düşerler. Onları tekrar bir araya getirmek için uygulamalarımız ve çalışmalarımızla bir köprü kurmak zorundayız.

Sita’yı kurtaran ordu hayvanlardan oluşuyordu. Bu içgüdüsel yaratıklar Rama’ya karşı duydukları adanma ve sadakat ile hareket ediyorlardı. Bedeniniz sizi kutsal kaynağa bağlayan içgüdüsel bilgelikle temasta mı? Bu hikayede sürgün edilen zeka bedensel çalışma ile kurtarılıyor, bu da hayvanlar ile temsil edilirken, nefes de Hanuman ile simgeleniyor. (Hanuman’ın babası Vayu yani rüzgar Hanuman’ı pranayamanın velisi yapar.)

Tüm çabalarınızı bağdaştırmanızı sağlayan birleştirici güç ya da sembol nedir? Bağımlı ya da egonun yönettiği davranışlar ile çalınan ve gasp edilen parçalarınızı ya da zekanızı tanımlayabiliyor musunuz?

Nefesinizin, ayaklarınızdan başınıza kadar bedeninizde yaptığı yolculuğu hissedin. Bedeninize, kalbinize, zihninize yayılan yaşam enerjinizi hissedin. Mantranızın, nefesiniz vasıtasıyla bedeniniz boyunca dolaşmasına ve sizi, yoga dediğimiz içsel birlik haline götürmesine izin verin.


Yazan.  :  Zo Newell, Ph.D., ERYT 500
Çeviren : Dr. Candramaņi
 Çağın Çilingir RYT200

Kaynak : https://yogainternational.com/article/view/the-mythology-behind-setubandhasana-bridge-pose



 

Go to top