Her ne kadar geleneksel hatha yoga yazıtlarında bulunan bir asana olmasa da Ananda Balasana ya da mutlu bebek pozu, bu dönemdeki çalışmalarda oldukça yaygın. Faydaları; kalçaları, iç baldırları, göğsü, omuzları esnetmek, omurgayı uzatmak ve beldeki gerilimi gevşetmektir.

Pek çok oturma asanası için harika bir hazırlıktır. Asana sırtüstü squat’a benzer ve dizleri üstüne yük bindiremeyen insanlar için güzel bir alternatif sunar.

Hikaye

Ayodhya’nın kralı Dasharatha, çok ünlü bir savaşçı (ismi on savaş/at arabası demektir) ve dharmanın (kozmik düzen) koruyucusuydu. Üç tatlı ve cesur karısı vardı ama krallığındaki herkesi üzecek bir şekilde hiç çocuğu yoktu.

Dasaratha bir varis yokluğu çekerken Bhumi Devi (Doğa Ana) de onu, varlığını kirleten ve kaynaklarını kendi çıkarları için kullanan vicdansız, güçlü insanların ve iblislerin elinde çektiği acıdan kurtaracak bir kahraman için dua ediyordu.

Kutsal metinler bize şöyle söyler: Darmanın ateşi düşük yandığında ve kötülük dünyayı tehdit ettiğinde, koruyucu Vishnu işleri düzeltmek için doğar – en azından bir süreliğine. Kutsi olan dünyada doğduğunda biz ona “avatar” deriz. Bu aşağı inen, vücut bulan demektir. Vishnu’nun geri dönmesinin vakti gelmişti. Bu sefer sadece Ayodhya’yı korumak için değil tüm Doğa Ana’yı iyileştirmek ve korumak için Dasaratha’nın en büyük oğlu Rama olarak geldi.

Rama’nın doğumu sıra dışıydı. Sarayın bilgesi Vasistha’nın tavsiyesiyle Dasaratha, Ashwamedha olarak bilinen özel bir yagna (kurban) gerçekleştirdi. Sonunda,  kutsal ateşten çıkan payasam (muhallebi) dolu altın bir kabı eve götürmesi ve bunu karılarıyla paylaşmasını söyleyen bir ses duydu.

Başta asıl eşi olan Kausalya ve ikinci eşi olan Kaikeyi arasında muhallebiyi eşit şekilde bölüştürdü. Cömert Kausalya kendi payının yarısını en gen kraliçe Sumitra’ya verdi ve Kaikeyi de peşinden kendi yarısını Sumitra’yla paylaştı. Hepsi hamile kaldı. Tüm doğumlar aynı mutlu günde gerçekleşti, Kausalya Rama’yı, Kaiketi Bharata’yı, Sumitra da ikiz Shatrugna ve Lakshman’ı doğurdu. Krallık bayram etti ve dharmayı düzenleyip dünyayı kurtaracak kahramanlarının geldiğine sevinen Bhumi Devi mutlu oldu. Dasaratha ve karıları dört çocuklarını da çok sevdiler. Her birinin kendi yetenekleri ve cazibeleri vardı; fakat Rama hepsinin gönül gözdesiydi. Rama’nın bu dünyadaki maceraları Ramayana (Rama’nın Yolculuğu) isimli destanın konusudur ve hepimiz Rama’nın hikayesinin, kendi hayat ve bedenlerimizin simgesel karşılığı olduğunu anlamalıyız.

Öğretmenim, kutsal olanın her an, hepimizin içinde doğmaya hazır olduğunu söylerdi. Psikolojik açıdan, avatarlar ve tanrılar ortaya çıkarılmayı bekleyen potansiyellerimizi simgeler. Mitolojik hikayeler ve karakterler bizim parçalarımızı simgeler.

Hepimiz on savaş/at arabasının komutanı Dasaratha’yız. Bu on savaş arabası  beş duyu ve eylem organımızdır. Bu parçalarımız, zekamızı fiziksel dünyaya bağlar. Katha Upanishad, bedenimizi; duyularımızdan oluşan atların çektiği, atman’ın binici, zekanın sürücü, zihnin dizginler olduğu bir at arabası olarak tanımlar (1.3.3-1.3.4). Dasaratha zihni ve duyuları kontrol edendir – bir yogi.

Kaushalya maharet demektir. Dasaratha’nın ilk karısı, ya da özelliği, zihni Öz üzerinde sabit tutarak zihnin duyular tarafından yoldan çıkarılmasına izin vermemesini simgeler.

Ashwa; şimdi, şu an demektir. Medha, saflaştırma demektir. Ashwamedha an’da kalmak ve zihni tüm dikkat dağıtıcı şeylerden arındırmak demektir (Ashwa ayrıca “at” anlamına da gelir. Kralların “at kurbanı” dedikleri uygulamada, bir at serbest bırakılır ve özgürce dolaştıktan sonra durduğu yere kadar kapsadığı tüm alan kralın mülkü kabul edilirdi. Aynı bir meditasyoncunun zihnini serbest bırakarak keşfettiği yeni yerleri “kendisinin” kabul etmesi gibi). Rama, mutluluk veren demektir (Bazıları ra’yı ışıma, ışık ve ma’yı “benim içimde” olarak yorumlar). Dasaratha, ashwamedha kurbanını gerçekleştirdikten sonra sonuçlarını Kaushalya ile paylaşmasıyla Rama –içsel ışık ve coşku – doğmuştu. Meditasyonda zihnimiz ve duyularımızı kontrol ettiğimizde, içsel hakikate odaklanıp dışsal isteklerden feragat ettiğimizde içimizdeki kutsal potansiyel ortaya çıkar: mutlu bir bebek doğmuştur. Bhagavad Gita’da şöyle söyler: Yoga karmasu kaushalam, “Yoga eylemdeki maharettir”. Zihin-beden yapısı maharetli bir şekilde hareket ettiğinde yoga halinde olduğumuzu ve “aydınlan”dığımızı söyleyebiliriz (Çn: burada yazar “en-light-ened” kelimesini kullanmış. Enlightment aydınlanma demektir. Aynı zamanda “en” iç, “light” ışık demektir). bu Rama’nın doğumunun içsel anlamıdır.

Ayrıca şunu hatırlayın ki Rama başka üç özellik daha barındırmaktaydı. Dasaratha’nın diğer oğulları: Sumitra’dan (iyi arkadaş), Laksman (farkındalık) ve Shatrughna (düşmanı olmayan); Kaikeyi’den (acı bir ilaç gibi dışarıdan rahatsız edici ama içsel etkisi çokça faydalı), Bharata (tüm yetenekler).

Asana

Rahatça sırtüstü uzanın. Dizlerinizi kırın. Ayak tabanlarınızı yere koyun.

Sol ayağınız yerde kalacak şekilde sağ dizinizi, sağ koltuk altınıza doğru yukarı getirin. Sağ kaval kemiğiniz üzerinden sağ elinizle uzanarak sağ ayağınızın dışını tutun. Ayağı gerin. Eğer ayağınızın dışına uzanamıyorsanız bir band yardımıya ayağınızı tutabilirsiniz. Nefes verin. Omuzlarınızı ve yüzünüzü gevşetin.

Sol elinizi sol kalça çıkıntınızda bekletin. Sol kalçanızın seviyesini koruyarak sağ ayağınızın tabanını, tavana çevirin, bileğinizi dizinizle taşıyın. Yavaşça ilerleyin, bacağınızın doğru açıya gelirkenki hissi fark edin. Ayağı germeye devam edin. Sağ ayağınızın dış kenarını aşağı çekerken ayağınızı yukarı doğru itin. Bacağınızı sanki dizlerinizi koltuk altınıza sokacakmış gibi kaburgalarınızın dışına doğru çekin. Bir yanınıza, diziniz koltuk altınıza dokunana kadar yükseltmek için katlanmış bir battaniye ya da destek koyabilirsiniz. Kalçalar eşit seviyede kalsın. Omuzlar, göğüs ve dil serbest. Nefes alın!

Ayağınızı fark edin. Bacağınız aşağı indikçe ayak parmaklarınız dışarıya dönüyor mu? Eğer öyleyse kalçalarınızı çok döndürmüşsünüz. Acaba daha içeri döndürerek ayak parmaklarınızın tam arkanıza dönmesini sağlayabilir misiniz? Bu sağ kalçanızın nasıl hissetmesini sağlıyor?

Sağ ayağınızı yere indirip sol tarafla tekrar edin. Aradaki değişikliği fark edin. Son olarak her iki ayağınızı da tutup beşikteki bir bebek gibi iki ayağınızı da eşit şekilde çekin. Ayağınızı aşağı çektikçe kuyruk sokumu ve oturma kemiklerinizi zemine doğru döndürün ( ama alt kaburgalarınızı yukarı kaldırıp belinizde bir kavis oluşturacak kadar değil). Kuyruk sokumunuzu yüzünüze doğru kıvırdığınızda kalçalarınızdaki gerilimin azaldığını fark edin. Yere doğru döndürerek ellerinizin aşağı yönelik basıncıyla nasıl bir denge oluşturduğunu hissedin. “Tam doğru” açıyı bulun ve birkaç nefes orada kalın. Zorlamayın, oynayın!

Derin Düşünce

Bebekler ayaklarıyla oynamaya bayılırlar. Bu asanada sırtüstü yatarak bacaklarınızı, ayak parmaklarınızı, omuzlarınızı ve belinizi keşfetmenin o muhteşem coşkusunu ve hayretini tekrar yakalayın.

Her birimizin içinde, yaşımız fark etmeksizin, doğmayı bekleyen bir “kutsal çocuk var”. Bu çocuk bir ilham, yaratıcı enerji ya da yeni ve dünya hakkında koşullanmamış bir deneyim şeklinde olabilir. Üç gün boyunca gününüzün ilk asanası olarak ananda balasana yapın. Gününüze oyunsu, açık, masum bir asana ile başlamak sonrasını nasıl etkiliyor?

Bu hikayedeki karakterleri kendi varlığınızın yönleri olarak algılayın. Zihninizi ve duyularınızı kontrol etmek için gösterdiğiniz maharetli çabadan ne doğdu? Ya  da sizin farkındalık, arkadaş canlılığı ve yetenek gibi özelliklerinize ne demeli? Başta acı gözüken deneyim ya da uygulamalarınızdan neler geliştirdiniz?

Yazan    : Zo Newell, Ph. D, E-RYT 500 
Çeviren : Dr. Candramaņi Çağın Çilingir RYT 200

Kaynak : https://yogainternational.com/article/view/the-mythology-behind-ananda-balasana-happy-baby-pose





 

Go to top