Evet. Hani şu pek çok insanın bağdaş kurup kıpırdamadan oturmaktan ibaret diye var saydığı, garip bir ritüel ve din sandığı Yoga var ya onu dedim işte. Yoga’nın sadece sözcük anlamına bakmanız bile onun bir din olmadığını anlamanıza yeter aslında.

İlk akla gelen anlam; birlik, birleşmek, bütünleştirmek, kendi özümüzü evrensel bütüne bağlamak. Diğer anlamları; boyunduruk altına alma, yöntem, kontrol etme ve yol diye açıklayabiliriz. Burada zihin ve duyuları kontrol edip boyunduruk altına alıyoruz. Nefes, zihin, beden denge ve denetimini geliştiriyoruz. Kontrolü benden özbene taşıyan bir yöntembilim. Ya da ruhun sesini duyarak yaşama sanatı da diyebiliriz Yoga’ya.

Hinduların Yoga’yı dinleştirmeye çalıştığı bir dönemde Patanjali Yoga Sutra’yı yazmış. Bu kitap ile ortaya koyduğu sekiz ögede; Yoga’nın, bir bütünün parçaları olarak bilinç kontrolüne giden bir yöntem ve dinden ayrı bir disiplin olduğunu bize anlatmıştır. Ve bu disiplin, zihin ve duyguları kontrol altına alarak özü algılama, bütünleşme çabasından başka bir şey değildir. Patanjali her ne kadar Mutlak kavramından söz etse de, uygulamalarını hiç bir zaman ritüele dönüştürmez ve Mutlak olana egosal bir anlam yüklemez. En çok da, bilginin deneyime dönüşmesini önemser. Patanjali’nin oluşturduğu sekiz kollu sistemi hatırlayalım:

1-Evrensel Eylem Kontrolü (Olumsuzluklardan arınma) YAMA

2-Kişisel Eylem Kontrolü (olumlulukları çoğaltma) NİYAMA

3-Beden Kontrolü ASANA

4-Nefes Ve Yaşamsal Enerji Kontrolü PRANAYAMA

5-Duyu kontrolü PRATYAHARA

6-Zihin Kontrolü (Odaklanma, konsantrasyon) DHARANA

7-Ego-Benlik Kontrolü (Odaklanmama, meditasyon) DHYANA

8-Bilinç Kontrolü SAMADHİ

Yoga bilgilerinin kaynağının daha çok Himalaya dağlarına uzanıyor olması, yoganın Hinduizm ve Budizm kökenli algılanmasına neden olsa da geniş açıdan bakıldığında durum öyle değildir. Bilgi kaynağı yakınlarında olduğu için dinlerini Yoga temelli oluşturmuş oldukları ve bundan geniş ölçüde faydalandıkları doğrudur. Öyle de olsa; bilgi içselleştirilemediği sürece her şey havada kalır, eğreti bir elbise gibi taşırsınız üstünüzde.

Yoga, sözcük olarak ‘’sayı yoluyla kazanılan bilgi’’ ve ‘’felsefi düşünce’’ anlamını taşıyan Samkhya alanında da var olmuştur. İlk ortaya çıkışında hiç bir Tanrı kavramını içinde bulundurmayan ateistik bir yapıdayken, daha sonra İdealiz-Materyalizm arasında bir yerde değerlendirilen, başka bir bölümde Tanrı kavramını da içinde barındıran bir içeriği vardır Samkhya’nın. Bu çeşitlilikte, yoganın bir inanç kalıbına bağlı olmadığını bize anlatır aslında. İnanç son derece kişisel bir kavramdır. Herkes bir yaratıcıya inanır yada inanmaz kendi seçimini yapar. Samkhya metafizik bilgiyi önemser ve bu bilginin huzura giden yolda çok gerekli olduğunu ifade eder. Yoga, Samkhya’nın pratiğe yansımış halidir.

Sanskrit dili, şu an Hindistan halkının yaklaşık yüzde beş gibi düşük oranda bir kısmının kullandığı çok eski, köklü bir dildir. Ve uzantıları günümüzde başka dillerde de görülür. Sesler ve semboller içlerinde kozmik sırları barındırır. Tarih boyunca insanoğlu, içeriğinde bir din olgusu olsun olmasın bunlardan faydalanmıştır. Kozmik bilgileri, güç zehirlenmesi yaşayıp hükmetmek için kullanan insanlar da olabilir. Ne var ki gözden kaçırılmaması gereken nokta; saflaşma ve birleşme yolundan çıkıp kendini ayırarak gücü elinde topladığı zannına kapılan insanın, yükseldiğini sanırken kendini daha çok dibe doğru çektiğinin farkında olmamasıdır.

Nereden başlarsanız başlayın, ne yöne giderseniz gidin, adına ne derseniz deyin hedef hep aynıdır. Yolculuk öze doğrudur. Hangi güzergahtan gidersek gidelim yoga bize fazladan güç ve algı kazandırır. Yollar farklı görünse de varılacak yer sevginin kaynağına uzanır. Yeter ki niyetimiz temiz, kılavuzumuz Öz olsun.

Not: Samkhya konusunda çok fazla türkçe kaynak bulamamakla birlikte, Korhan Kaya,’nın Hint Felsefesinin Temelleri adlı kitabından yararlandım.

SİTEDE ARA

Go to top